Sert, gümüşi gri renkli, sünek bir geçiş metalidir.Het is een grijs, ruw overgangsmetaal.
Kasanın ön kısmının gümüş rengi metal yüzeye benziyor.Boven op de voorgevel staat een metalen kruis.
Ginza adı, Edo döneminde 1612'de kurulan gümüş sikke darphanesinden gelmektedir.Ginza is vernoemd naar een munthuis dat in 1612 werd gesticht.
Sala, tarihi gümüş madenleriyle bilinen bir İsveç kentidir.Centrum is een Zweeds historisch merk van motorfietsen.
Bu oyunlarda da bir gümüş madalya kazanarak en yaşlı madalya kazanan Olimpiyat sporcusu oldu.Met deze zilveren medaille werd hij ook de oudste winnaar van een Olympische medaille.
Bu yüzden onlara gümüş gözlü cadı da denir.Hierom wordt ze ook de Blauwe Heks genoemd.
En faydalı olan nedir: gümüş mü yoksa demir mi? - Demir gümüşten daha faydalıdır.Wat is het nuttigst: zilver of ijzer? - IJzer is nuttiger dan zilver.
Tom'un saçı tüm gümüş rengi.Toms haar is helemaal zilverkleurig.
Lise eğitimini ise Gümüşhane Öğretmen Okulu'nda devam etti.Hij vervolgde zijn middelbare schoolopleiding aan de Gümüşhane Teacher Training School.
Kılıç, Ichigo kadar uzundur -1,74 m.- ve gümüş kenarlı siyah bıçağı vardır.Miecz jest równie wysoki jak Ichigo (1,74 metra) i posiada czarne ostrze ze srebrną krawędzią.
Gümüşhane'nin Çimen Dağları'ndan kaynaklanıp Yeşilırmak'a katılıp Karadeniz'e dökülmektedir.Nad stawem górują szczyty Osterwy (od wschodu), Popradzka Grań (od północy) oraz Grań Baszt (od zachodu).
Japonya bu dönemde, bakır ve gümüşün büyük bir ihracatçısı olmuştu.Japonia stała się głównym eksporterem miedzi i srebra w tamtym czasie.
Ama bunun için sadece altın ve gümüş bolluğu yeterli değildir.W ten sposób ominęło go nie tylko złoto i srebro.
Bunu daha sonra saf gümüş ile yapılan paralar izledi.Później monety zaczęto wytwarzać z czystego srebra.
Liseyi gümüş madalyayla bitirdi.Zdał maturę ze srebrnym medalem.
2010 yılında ise ise gümüş madalya kazandı.W 2010 zdobyła srebrne medale.
En çok bilinen kıymetli metaller altın ve gümüştür.Najlepiej zachowuje się złoto oraz srebro.
Sadece iki kez gümüş madalya aldı.Dwukrotnie zdobył srebrne medale.
Gümüş: Simgesi Ag olan kıymetli bir metal.Złoto dla symfonicznego Perfectu! – MetalMind.
Yere kadar uzanan beyaz, gümüşten saçları vardır.Na grzbiecie rozsiane są białe i srebrzyste pojedyncze włosy.
1956 Kış Olimpiyatları'nda gümüş madalya kazanan Amerika kadrosunda bulunmuştur.Poniżej przedstawiono listę państw uczestniczących w zimowych igrzyskach w 1956 roku.
2006 Asya oyunlarında Gümüş madalya.Srebro na igrzyskach azjatyckich w 2006.
Aurelian'ın sikke reformu, içinde %5 gümüş bulunan antoninianii sikkelerinin takdimini içerir.Aurelian przeprowadził reformę monetarną, dzięki której zwiększono zawartość srebra w antoninianach.
Genelde gümüş ipliklerle dokunarak yapılır.Często uprawiany jest jako krzew ozdobny.
Duka Avrupa'da geç orta çağdan 20. yüzyıla dek kullanılan, altın ya da gümüş içerikli madeni paradır.Dukat – złota lub srebrna moneta używana w Europie od późnego średniowiecza do początków XX w.
Finalde ABD'ye mağlup olup gümüş madalyada kalmışlardı.W finale uległy reprezentacji Stanów Zjednoczonych zdobywając srebrny medal.
Madalya gümüş kaplama olup 5000 sterlinlik bir para ödülü ile birlikte verilmektedir.Medal, wykonany ze srebra, jest wręczany wraz z sumą £1000.
Maccabi'nin judo takımında sporcu olan Yael Arad, 1992 Yaz Olimpiyatları'nda gümüş madalya elde etti.Trenujący w klubie judoka Ja’el Arad zdobył srebrny medal na Letnich Igrzyskach Olimpijskich 1992.
1971 yılında Yöneylem Araştırması birliğinden gümüş madalya aldı.W 1977 zdobył srebrny medal uniwersjady.
Amerika kıtasındaki altın ve gümüş üretimi İspanya için yaşamsal bir hal almıştır.Amerykańskie złoto i srebro rujnowało gospodarkę.
2000 - World Grand Prix-Gümüş madalya.2000 – Grand Prix za komiks "Mikropolis.
1998-Dünya Ligi-Gümüş madalya.1998 Gliniane naczynia.
Kasanın ön kısmının gümüş rengi metal yüzeye benziyor.Umieszczony jest na górnej pokrywie skrzyni ogniowej kotła parowego.
Bu çalışmalarıyla Akademi'den önce iki küçük gümüş madalya (1858), sonra bir küçük (1859) altın madalya aldı.Jego prace studenckie przyniosły mu kilka medali, w tym wielki medal srebrny (1893).
Dikilitaşın tepesi genelde altın veya gümüşle kaplanır.Ubarwienie zwykle srebrne lub złote.
Hafif siklette 1964'te Tokyo'da altın ve Meksiko City'de 1968'deki gümüş madalya aldı.Zdobył w niej srebrny medal olimpijski w Tokio 1964 i brązowy w Meksyku 1968.
Bu isim, 1950'li yıllarda, Gümüşkol olarak değiştirilmiştir.Wymiana z roku 1950 była równocześnie denominacją.
Şehrin yakınlarında bakır-, gümüş,- ve altın madenleri bulunur.W okolicy miasta wydobywano złoto, srebro i miedź.
Suphal 400.000 dirhem gümüş fidye ödedikten sonra serbest bırakıldı.Wolność odzyskał po zapłaceniu 9000 grzywien srebra.
1990: Japonya "Doğan Güneş Nişanı" 5. sınıf altın ve gümüş nişanı.W 2013 rząd Japonii nadał jej Order Wschodzącego Słońca II klasy (Złota i Srebrna Gwiazda).
Tüylerinin uçları gümüş renklidir.Ich skrzydła są srebrzystoszare.
Alna ise; gümüş veya altın liralar dizilirmiş.Sarong jest jednocześnie przetykany srebrnymi albo złotymi nitkami.
Dayanıklı değildir ve 300 °C'nin üzerine ısıtılırsa, tamamen gümüşe dönüşür.Ogrzewany do temperatury 300 °C staje się bezbarwny.
1:02.46'yle bitirdiği finalde ikinci olarak gümüş madalya kazandı.Ostatecznie z czasem 1:22,8 zdobyła brązowy medal.
İtalya'da albüm Gümüş plak kazandırdı ve 20.000'den fazla kopya sattı.W Szwecji album zdobył status Złotej Płyty z liczbą ponad 20,000 sprzedanych kopii.
Bu madalyalar üç gümüş ve beş bronz madalyayı kapsamaktadır.Dodatek oferuje również dziesięć brązowych oraz jedno srebrne trofeum.
Bu paralar hep gümüşten yapılırdı.Ordery były wykonane ze srebra.
Çekoslovakya gümüş madalyada kaldı.Reprezentacja Czechosłowacji zdobyła srebrny medal.
Gümüşhane Valiliği.Srebrna moneta.
Kanada'da yapılan yarışmada çift Tessa Virtue & Scott Moir çiftinin ardından gümüş madalya aldı.Wśród par tanecznych zwyciężyła para kanadyjska Tessa Virtue i Scott Moir.
4 yıl sonra Berlin'deki oyunlarda gümüş madalya aldı.Cztery lata później uczestniczył w igrzyskach olimpijskich w Berlinie.
Daha değerli olanları ise gümüşten yapılırdı.Większość monet było wykonywanych ze srebra.
Mücadele sonunda gümüş madalya verilmedi.W tej konkurencji nie przyznano zatem srebrnego medalu.
2013-Dünya Üniversite Yaz Oyunları-Gümüş madalya.Srebrna medalistka Letniej Uniwersjady 2013.
Yine aynı bölgede, o dönemde yüklü miktarda gümüş çıkarıldığı bilinmektedir.W tym samym wieku odkryto w regionie pokłady srebra.
Altın ve gümüş biriktirerek millî zenginliğin artacağını öne sürmüş, devlet müdahalesini savunmuşlardır.Bił srebrne i brązowe monety, aby zademonstrować swoją niezależność.
Haziran 1938'de devlet hizmetindeki başarılarından dolayı Gümüş Liyakat Haçı [2] ile ödüllendirildi.W czerwcu 1938 został odznaczony Srebrnym Krzyżem Zasługi za zasługi w służbie państwowej[5].
İlyadada da 'gümüş ayaklı' olarak adlandırılır.Det bildar vad som kallas en halssköld (pronotum).
Birinci nesil iPod Minis beş renkte mevcuttu: gümüş, altın, pembe, mavi ve yeşil.Första generationen Ipod Mini fanns i fem färger; silver, guld, blå, grön och rosa.
Savaşın ardından Krum, Nikiforos’un kafatasını gümüşle kaplattı ve onu şarap bardağı olarak kullandı.Efter slaget lät Krum ingjuta Nikeforos kranium i silver, vilket han sedan använde som en vinbägare.