gülmek ile cümle
gülmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Prenses ona gülmekten kendini alamadı.The princess couldn't help laughing at him.
Herkes gülmekten kırıldı.Everybody burst into laughter.
O hikayeyi duyduğumda gülmekten kendimi alamadım.I couldn't help laughing when I heard that story.
Görünce gülmekten kendimi alamadım.I couldn't help laughing at the sight.
Onun partideki davranışı o kadar komikti ki kendimi gülmekten alamadım.His behavior at the party was so humorous that I could not help laughing.
Ben kendimi gülmekten alamadım.I could not help laughing.
Kahkahayla gülmek elimde değildi.I couldn't help laughing out.
Plana gülmekten kendimi alamadım.I couldn't help laughing at the plan.
Ona gülmekten kendimi alamıyordum.I could not help laughing at him.
Onun şakasına gülmekten kendimizi alamadık.We couldn't help laughing at his joke.
Hafif bir suçluluk duygusu olsa da o kendini gülmekten alamadı.He could not refrain from smiling, though with a slight sense of guilt.
Gülmek en iyi ilaçtır!Laughter is the best medicine.
Başkalarına gülmek iyi değildir.It is not good to laugh at others.
Diğerlerine gülmek kabalıktır.It is rude to laugh at others.
Öğretmenin şakasına gülmekten kendimi alamadım.We couldn't help laughing at the teacher's joke.
O o kadar komik görünüyordu ki gülmekten kendimi alamadım.He looked so funny that I couldn't help laughing.
Onun çamurla kaplı yüz aşağı yattığını gördüğümde gülmekten kendimi alamadım.I couldn't help laughing when I saw him lying face down covered with mud.
Herkes onun esprisine gülmekten kendini alamadı.Everybody could not help laughing at his joke.
Onun şakasına gülmekten kendimi alamadım.I couldn't help laughing at his joke.
Onun saç tıraşına gülmekten kendimi alamadım.I couldn't help laughing at his haircut.
Ona gülmekten kendini alamadı.He couldn't help laughing at it.
O, gülmekten kırıldı.He burst into laughter.
Onun esprilerine gülmekten kendini alamadı.He could not help laughing at her jokes.
Gülmekten kırıldılar.They broke into laughter.
Onu gördüğümde gülmekten kendimi alamadım.I could not help laughing when I saw him.
Onu görür görmez gülmekten kırıldım.As soon as I saw him, I burst into laughter.
Onun çocuksu samimiyetine gülmekten kendimi alamadım.I couldn't help smiling at her childlike frankness.
Kahkaha ile gülmekten kendini alamadı.She couldn't help bursting into laughter.
Kendimi ona gülmekten alamıyorum.I can't help laughing at her.
Bir Fransız, mesela, bir Rus şakasına gülmekte zorlanır.A Frenchman, for instance, might find it hard to laugh at a Russian joke.
Kendimi gülmekten alamadım.I couldn't help but laugh.
O kekelemeye başladığında sınıf arkadaşları gülmekten kendilerini alamadılar.When she began to stutter, her classmates couldn't help laughing.
Tom gülmekten kendini alamadı.Tom couldn't keep from laughing.
Gülmek hırçınlık için en etkili bir panzehirdir.Laughing is the most effective antidote to bad temper.
Tom gülmekten kendini tutamadı.Tom couldn't keep from smiling.
Gülmekten katılıyorum.I'm cracking up.
Onların hepsi gülmekten patladılar.They all burst out laughing.
Tom gülmekten katıldı.Tom cracked up.
Tom'un muz kabuğunda kaydığını gördüklerinde odadaki herkesin gülmekten gözleri yaşardı.Everyone in the room burst out laughing when they saw Tom slip on the banana peel.
Kendimi gülmekten durduramadım.I couldn't stop myself from laughing.
Artık kendimi gülmekten alamıyorum.I can't keep myself from laughing anymore.
Gülmekten öleceğimi düşündüm.I thought I would die of laughter.
Canım çok gülmek istemiyor.I don't feel much like laughing.
Shay David'in anlattığı fıkrayı duyduğunda gülmekten kırıldı.Shay burst out laughing when she heard the joke that David told.
Tom'un canı çok fazla gülmek istemiyordu.Tom didn't feel much like smiling.
Tom gülmekten kırıldı.Tom cracked up laughing.
Gülmek beni mutlu eder.Smiling makes me happy.
Gülmek beni mutlu ediyor.Smiling makes me happy.
Tom gülmekten vazgeçemedi.Tom couldn't stop smiling.
Çocuk gülmek yerine ağlar.Instead of smiling, the boy cries.
O o kadar komikti ki gülmekten homurdandım.It was so hilarious that I snorted with laughter.
Tom Mary'ye güldüğünde o geri gülmekten kendini alamadı.When Tom smiled at Mary, she couldn't help but smile back.
Tom hafifçe gülmekten kendini alamadı.Tom couldn't help but smile slightly.
Tom yüksek sesle gülmekten kendini alamadı.Tom couldn't help but laugh out loud.
Beni gülmekten çatlatıyorsun, Tom.You crack me up, Tom.
Güzel dişleri vardı. Onları göstermek için gülmekten hoşlanırdı.She had nice teeth. She liked to laugh to show them off.
Yaptığın salaklık karşısında kendimi gülmekten alamıyorum.I can't help but laugh at how foolish you were.
Tom o kadar komik görünüyordu ki gülmekten kendimi alamadım.Tom looked so funny that I couldn't help laughing.
Tom bunu gülmek için söyledi.Tom said that for the laugh.
Bu, gülmek için önemlidir.It's important to laugh.