Kardeşinin sırtına vuruyor, telefon çalınca cevap veriyor, el sallayarak güle güle diyor.Może poklepać brata po ramieniu, odebrać telefon, czy pomachać na pożegnanie.
Kardeşinin sırtına vuruyor, telefon çalınca cevap veriyor, el sallayarak güle güle diyor.Poklepe brata na rameno, zdvihne telefón, keď zazvoní, zakýva pri rozlúčke.
Kardeşinin sırtına vuruyor, telefon çalınca cevap veriyor, el sallayarak güle güle diyor.Poklepe jím bratrovi po rameni, zvedne telefon, když zazvoní, zamává na rozloučenou.
Kardeşinin sırtına vuruyor, telefon çalınca cevap veriyor, el sallayarak güle güle diyor.Se taputtaa veljeä olalle, se vastaa puhelimeen, se vilkuttaa hyvästiksi.
Kardeşinin sırtına vuruyor, telefon çalınca cevap veriyor, el sallayarak güle güle diyor.Θα χτυπήσει ελαφρά τον αδελφό του στον ώμο, θα απαντήσει το τηλέφωνο όταν χτυπήσει, θα αποχαιρετήσει.
Kardeşinin sırtına vuruyor, telefon çalınca cevap veriyor, el sallayarak güle güle diyor.Нею можна поплескати брата по плечу, відповісти на телефонний дзвінок, помахати на прощання.
Kardeşinin sırtına vuruyor, telefon çalınca cevap veriyor, el sallayarak güle güle diyor.Фантом может хлопать их братьев по плечу, отвечать на звонок телефона, махать на прощание.
Kardeşinin sırtına vuruyor, telefon çalınca cevap veriyor, el sallayarak güle güle diyor.Ще потупа брат му по рамото, ще вдигне телефона като звъни, ще махне за сбогуване.
Kardeşinin sırtına vuruyor, telefon çalınca cevap veriyor, el sallayarak güle güle diyor.לטפוח לאח על כתפו, להרים את הטלפון, לנופף לשלום.
Kardeşinin sırtına vuruyor, telefon çalınca cevap veriyor, el sallayarak güle güle diyor.تربت على كتف شقيقه، تجيب على الهاتف حين يرن، تلوح بالوداع.
Kardeşinin sırtına vuruyor, telefon çalınca cevap veriyor, el sallayarak güle güle diyor.鳴っている電話を取ったり さよならと手を振ったりします とても強烈で鮮明な感覚です
KB: Size son gülenin ben olacağını söylemiştim.Ik zei dat ik het laatst zou lachen.
KB: Size son gülenin ben olacağını söylemiştim.웃는것도 마지막이라고 말씀 드렸잖아요.
KB: Size son gülenin ben olacağını söylemiştim.אמרתי לך שאני אהיה האחרון שצוחק.
KB: Size son gülenin ben olacağını söylemiştim.كيث بارى: لقد أخبرتكم أنني سوف أحظى بالضحكة الأخيرة
KB: Size son gülenin ben olacağını söylemiştim.(笑)
[kendi dilinde]: Güle güle, dede.Ahoj, dědo.
[kendi dilinde]: Güle güle, dede.Ciao nonno.
[kendi dilinde]: Güle güle, dede.Dag, opa.
[kendi dilinde]: Güle güle, dede.Do widzenia, dziadku.
[kendi dilinde]: Güle güle, dede.Farvel, bedstefar.
[kendi dilinde]: Güle güle, dede.Heippa ukki.
[kendi dilinde]: Güle güle, dede.Hej då, farfar!
[kendi dilinde]: Güle güle, dede. [kahkaha atar]Au revoir, grand-père.
[kendi dilinde]: Güle güle, dede. [kahkaha atar]Bis dann, Großvater.
[kendi dilinde]: Güle güle, dede. [kahkaha atar]Selamat tinggal, kakek.
[kendi dilinde]: Güle güle, dede.다녀오겠습니다, 할아버지.
[kendi dilinde]: Güle güle, dede.Szia, nagypapa!
[kendi dilinde]: Güle güle, dede.Γεια σου, παππού.
[kendi dilinde]: Güle güle, dede.Пока, дедушка.
[kendi dilinde]: Güle güle, dede.إلى اللقاء، يا جدي.
[kendi dilinde]: Güle güle, dede.[笑]
Kendilerine gülümsediğimde gözlerine inanmazlardı, Güler yüzlülüğüm onlara cesaret verirdi.Cînd li se muia inima, le zîmbeam. şi nu puteau izgoni seninătatea de pe fruntea mea.
Kendilerine gülümsediğimde gözlerine inanmazlardı, Güler yüzlülüğüm onlara cesaret verirdi.Cuando me reía con ellos, ¡no lo creían! No dejaban decaer la luz de mi rostro
Kendilerine gülümsediğimde gözlerine inanmazlardı, Güler yüzlülüğüm onlara cesaret verirdi.Eu lhes sorria quando não tinham confiança; e não desprezavam a luz do meu rosto;
Kendilerine gülümsediğimde gözlerine inanmazlardı, Güler yüzlülüğüm onlara cesaret verirdi.Ha rájok mosolyogtam, nem bizakodtak el, és arczom derüjét nem sötétíték be.
Kendilerine gülümsediğimde gözlerine inanmazlardı, Güler yüzlülüğüm onlara cesaret verirdi.Je leur souriais quand ils perdaient courage, Et l`on ne pouvait chasser la sérénité de mon front.
Kendilerine gülümsediğimde gözlerine inanmazlardı, Güler yüzlülüğüm onlara cesaret verirdi.Jeźlim żartował z nimi, nie wierzyli, a powagi twarzy mojej nie odrzucali.
Kendilerine gülümsediğimde gözlerine inanmazlardı, Güler yüzlülüğüm onlara cesaret verirdi.그들이 의지 없을 때에 내가 함소하여 동정하면 그들이 나의 얼굴 빛을 무색하게 아니하였었느니라
Kendilerine gülümsediğimde gözlerine inanmazlardı, Güler yüzlülüğüm onlara cesaret verirdi.Kutersenyum kepada mereka ketika mereka putus asa; air mukaku yang bahagia menambah semangat mereka
Kendilerine gülümsediğimde gözlerine inanmazlardı, Güler yüzlülüğüm onlara cesaret verirdi.Minä hymyilin heille, kun he olivat toivottomat, ja minun kasvojeni loistaessa eivät he synkiksi jääneet.
Kendilerine gülümsediğimde gözlerine inanmazlardı, Güler yüzlülüğüm onlara cesaret verirdi.Mistrøstige smilte jeg til, mit Åsyns Lys fik de ej til at svinde.
Kendilerine gülümsediğimde gözlerine inanmazlardı, Güler yüzlülüğüm onlara cesaret verirdi.När de misströstade, log jag emot dem, och mitt ansiktes klarhet kunde de icke förmörka.
Kendilerine gülümsediğimde gözlerine inanmazlardı, Güler yüzlülüğüm onlara cesaret verirdi.Når de var motløse, smilte jeg til dem, og mitt åsyns lys kunde de ikke formørke.
Kendilerine gülümsediğimde gözlerine inanmazlardı, Güler yüzlülüğüm onlara cesaret verirdi.Se a loro sorridevo, non osavano crederlo, né turbavano la serenità del mio volto
Kendilerine gülümsediğimde gözlerine inanmazlardı, Güler yüzlülüğüm onlara cesaret verirdi.Smial som sa na nich žartujúc, neverili a nedali padnúť svetlu mojej tvári.
Kendilerine gülümsediğimde gözlerine inanmazlardı, Güler yüzlülüğüm onlara cesaret verirdi.Tôi mỉm cười với chúng , khi chúng bị ngã_lòng ; Họ chẳng hề làm rối nét_mặt bình tịnh tôi được .
Kendilerine gülümsediğimde gözlerine inanmazlardı, Güler yüzlülüğüm onlara cesaret verirdi.Tôi mỉm cười với chúng, khi chúng bị ngã lòng; Họ chẳng hề làm rối nét mặt bình tịnh tôi được.
Kendilerine gülümsediğimde gözlerine inanmazlardı, Güler yüzlülüğüm onlara cesaret verirdi.Žertoval-li jsem s nimi, nevěřili; pročež u vážnosti mne míti neoblevovali.
Kendilerine gülümsediğimde gözlerine inanmazlardı, Güler yüzlülüğüm onlara cesaret verirdi.Εγελων προς αυτους, και δεν επιστευον και την φαιδροτητα του προσωπου μου δεν αφινον να πεση.
Kendilerine gülümsediğimde gözlerine inanmazlardı, Güler yüzlülüğüm onlara cesaret verirdi.Бывало, улыбнусь им – они не верят; и света лица моего они не помрачали.
Kendilerine gülümsediğimde gözlerine inanmazlardı, Güler yüzlülüğüm onlara cesaret verirdi.Усмихвах се на тях, когато бяха в отчаяние; И те не можаха да потъмнеят* светлостта на лицето ми.
Kendilerine gülümsediğimde gözlerine inanmazlardı, Güler yüzlülüğüm onlara cesaret verirdi.אשחק אלהם לא יאמינו ואור פני לא יפילון׃
Kendilerine gülümsediğimde gözlerine inanmazlardı, Güler yüzlülüğüm onlara cesaret verirdi.ان ضحكت عليم لم يصدقوا ونور وجهي لم يعبسوا.
Kendilerine gülümsediğimde gözlerine inanmazlardı, Güler yüzlülüğüm onlara cesaret verirdi.他 們 不 敢 自 信 、 我 就 向 他 們 含 笑 . 他 們 不 使 我 臉 上 的 光 改 變
Kendilerine gülümsediğimde gözlerine inanmazlardı, Güler yüzlülüğüm onlara cesaret verirdi.他 們 不 敢 自信 、 我 就 向 他們含笑 . 他 們 不 使 我 臉上 的 光 改變
Kentteki kargaşaya güler o, Sürücünün bağırdığını duymaz.(39:10) Il se rit du tumulte des villes, Il n`entend pas les cris d`un maître.
Kentteki kargaşaya güler o, Sürücünün bağırdığını duymaz.( 39 : 10 ) Nó khinh chê tiếng ồn_ào của thị_thành , Không nghe tiếng của kẻ coi dắt .
Kentteki kargaşaya güler o, Sürücünün bağırdığını duymaz.(39:10) Nó khinh chê tiếng ồn ào của thị thành, Không nghe tiếng của kẻ coi dắt.
Kentteki kargaşaya güler o, Sürücünün bağırdığını duymaz.Del fracasso della città se ne ride e gli urli dei guardiani non ode