Şarkıcı sahneden düştüğünde neredeyse gülecek hiç kimse yoktu.There was hardly anyone who didn't laugh when the singer fell off the stage.
O, gülecek bir mesele değil.It's no laughing matter.
O gülecek bir şey değildi.It was no laughing matter.
Gülecek bir şey yok.It is no laughing matter.
O harika! Kesinlikle güleceksiniz.It's great! You'll laugh for sure.
Tom güleceğini mi yoksa ağlayacağını mı bilmiyordu.Tom didn't know whether to laugh or cry.
Artık kimse gülecek gibi görünmüyor.No one seems to smile anymore.
Sadece güleceksin.You'll just laugh.
Ama arkadaşlarım bana gülecek!But my friends will laugh at me!
Bunun gülecek bir şey olduğunu sanmıyorum.I don't think it's anything to laugh about.
Çocuk güleceği yerde ağlıyor.The child cries instead of laughing.
Tom bunu gördüğünde gülecek.Tom is going to laugh when he sees this.
Tom'un bize güleceğini mi düşünüyorsun?Do you think Tom will laugh at us?
Tom bize sadece gülecek.Tom will just laugh at us.
Tom güleceğini söyledi.Tom said he'll laugh.
Tom, Mary'nin güleceğini biliyordu.Tom knew Mary would laugh.
Tom bunu gördüğünde gülecektir.Tom will laugh when he sees this.
Belki bir kez daha güleceğiz düşmanlarımızas ...Perhaps we shall once more have the laugh over our enemies ...
İsrail'deki adamımı arayacağım ozaman kimin son kez güleceğini göreceğiz!A little carbonite bath / for your goose-stepping ass!
İddiayı kaybedeceksiniz ama çok güleceksinizYou'll lose the bet, but it is funny.
Eğer onlardan seni doktor diye çağırmalarını istersen, sana gülecekler.Your friends will laugh at you if you ask them to call you "doctor."
"İnsanlar sana gülecek."People will laugh at you.
Bundan çıkaracağınız güleç yüzlü olmanız gerektiği değil.What you get out of that is not smiley-ness.
Sara, ‹‹Tanrı yüzümü güldürdü›› dedi, ‹‹Bunu duyan herkes benimle birlikte gülecek.Sarah said, "God has made me laugh. Everyone who hears will laugh with me."
Güleç, sevinçli.Laughing and full of joy,
İşte bugün de inananlar kâfirlere gülecek.So, the believers will laugh at the infidels on that day,
Güleçtir, sevinç doludur.Laughing and full of joy,
Güleç, neşeli.Laughing and full of joy,
Zafer büyük olasılıkla Cukanoviç'e tekrar gülecekVictory likely to smile again on Djukanovic
Belki bir kez daha güleceğiz düşmanlarımızas ...Sonrieme una vez más antes de que me olvide de ti.
Belki bir kez daha güleceğiz düşmanlarımızas ...Talvez tenhamos mais uma vez que rir dos nossos inimigos ...
Gülümseyen bir simaya veya sık sık gülümseyen bir kişiye mütebessim veya güleç denir.Je to usmívající se muž, který často odpouští.
Recep Güleç, polis memuru.Ügynökvadászat, ügynökhajsza.
Belki bir kez daha güleceğiz düşmanlarımızas ...Mungkin suatu hari kita akan menertawai musuh-musuh kita lagi ...
Erişim tarihi: 5 Kasım 2011. ^ Stiner, Mary C.; Kuhn, Steven L.; Güleç, Erksin.Truy cập ngày 5 tháng 11 năm 2011. ^ Stiner, Mary C.; Kuhn, Steven L.; Güleç, Erksin.
Gülümseyen bir simaya veya sık sık gülümseyen bir kişiye mütebessim veya güleç denir.Ponekad se naziva i izokrenuta duga ili nebeski smiješak.
Recep Güleç, polis memuru.Kalba priesaginė, polisintetinė.
Bakıp güler. Bitki anatomisi bilmeyen biri olarak senin ağaca baktığında güleceğin gibi güler.Dia dapat melihat dan tersenyum, seperti Anda melihat pohon ketika Anda tidak mengerti anatomi tanaman.
Bakıp güler. Bitki anatomisi bilmeyen biri olarak senin ağaca baktığında güleceğin gibi güler.Él puede mirar y sonreír, como cuando tu miras un árbol sin saber nada de anatomía de las plantas.
Bakıp güler. Bitki anatomisi bilmeyen biri olarak senin ağaca baktığında güleceğin gibi güler.Può guardarli e sorridere,come quando guardi un albero, senza vederlo in termini botanici.
Bitki anatomisi bilmeyen biri olarak senin ağaca baktığında güleceğin gibi güler.Er kann es sich nur anschauen und grinsen, genau wie du bei einem Baum nicht die Anatomy studieren wirst.
Bitki anatomisi bilmeyen biri olarak senin ağaca baktığında güleceğin gibi güler.Точно по същия начин, когато гледате дърво и не сте запознат с анатомията на растенията.
Bundan çıkaracağınız güleç yüzlü olmanız gerektiği değil.Apa yang Anda dapatkan bukanlah senyuman.
Bundan çıkaracağınız güleç yüzlü olmanız gerektiği değil.Ceea ce obţii din asta nu este zâmbire.
Bundan çıkaracağınız güleç yüzlü olmanız gerektiği değil.Che cosa potete ricavare da ciò che non sia piacevole
Bundan çıkaracağınız güleç yüzlü olmanız gerektiği değil. Debbi Reynolds gibi görünmüyorsunuz.От этого не появится улыбчивость, не появится внешность [кинозвезды]
Bundan çıkaracağınız güleç yüzlü olmanız gerektiği değil.Det man får ud af det er ikke smil-hed.
Bundan çıkaracağınız güleç yüzlü olmanız gerektiği değil.En wat dat je oplevert is niet een voortdurend lachen.
Bundan çıkaracağınız güleç yüzlü olmanız gerektiği değil.Kar dobiš iz tega ni nenehno smehljanje.
Bundan çıkaracağınız güleç yüzlü olmanız gerektiği değil.그것을 통해 얻는 것은 미소짓기가 아닙니다.
Bundan çıkaracağınız güleç yüzlü olmanız gerektiği değil.Lo que obtienes de esto no es una sonrisa más grande.
Bundan çıkaracağınız güleç yüzlü olmanız gerektiği değil.Mindennek az eredménye pedig nem mosolygósság.
Bundan çıkaracağınız güleç yüzlü olmanız gerektiği değil.Nemáte z to usměvavost.
Bundan çıkaracağınız güleç yüzlü olmanız gerektiği değil.Se ei hymyilytä koko ajan.
Bundan çıkaracağınız güleç yüzlü olmanız gerektiği değil.Thứ mà bạn có được không phải là một khuôn mặt hớn hở.
Bundan çıkaracağınız güleç yüzlü olmanız gerektiği değil.Vad man får ut av det är inte ett större leende.
Bundan çıkaracağınız güleç yüzlü olmanız gerektiği değil.Vous n'en retirez pas un sourire perpétuel.
Bundan çıkaracağınız güleç yüzlü olmanız gerektiği değil.Was man davon hat ist kein Grinsen im Gesicht.
Bundan çıkaracağınız güleç yüzlü olmanız gerektiği değil.W ten sposób nie osiągniesz wesołkowatości.
Bundan çıkaracağınız güleç yüzlü olmanız gerektiği değil.Αυτό που παίρνεις από όλο αυτό δεν είναι ευφορία.