Ama cidden, ben gülerken bölüm 21 neredeyse beni ağlatıyordu.Seriously though, episode 21 made me almost cry while laughing.
Ne cüretle bana gülersin!How dare you laugh at me!
Böyle aptalca bir şey yaparsanız, insanlar size güler.If you do such a foolish thing, people will laugh at you.
Şarkıcı sahneden düştüğünde neredeyse gülecek hiç kimse yoktu.There was hardly anyone who didn't laugh when the singer fell off the stage.
Güle güle, Sayoko.Goodbye, Sayoko.
Yeni arkadaşlarınız yaptığınız bazı şeylere gülebilirler.Your new friends may laugh at some of the things you do.
Öğretmenimiz nadiren güler.Our teacher seldom laughs.
O, gülecek bir mesele değil.It's no laughing matter.
O gülecek bir şey değildi.It was no laughing matter.
Gülecek bir şey yok.It is no laughing matter.
İnsan gülebilen tek hayvandır.Man is the only animal that can laugh.
İnsan oğlu konuşabilmeleri ve gülebilmeleri bakımından hayvanlardan farklıdır.Human beings differ from other animals in that they can speak and laugh.
İnsanlar onun arkasından ona gülerdi.People used to laugh at him behind his back.
Son gülen iyi güler.He who laughs last laughs best.
Kızayım mı yoksa güleyim mi bilmiyordum.I didn't know whether to get angry or to laugh.
İnsan gülen tek hayvandır.Man is the only animal that laughs.
Bazı insanlar onun şakalarına güler ama diğerleri gülmez.Some people laugh at his jokes, but others don't.
Nadiren, kırk yılda bir, güler.He seldom, if ever, laughs.
Kendi esprilerine sık sık güler.He often laughs at his own jokes.
Onun arkasından ona gülerler.They laugh at him behind his back.
Onlar spikeri gülerek susturdular.They laughed the speaker down.
O her zaman neşeli ve güler yüzlüdür.She is always cheerful and smiling.
O sadece meseleyi gülerek geçiştirdi.She just laughed the matter off.
Güle güle! Daha fazla zamana sahip olduğunda, geri gel ve oyna!Goodbye! When you have more time, come back and play!
Gelecek yıldan bahsedersen şeytan güler.Speak of the next year, and the devil will laugh.
Güle güle ve iyi şanslar.Goodbye and good luck.
O harika! Kesinlikle güleceksiniz.It's great! You'll laugh for sure.
Güle güle.Goodbye!
Amerika Birleşik Devletlerinde bir el sallama "güle güle" anlamına gelir.In the United States, a wave means "good bye."
Cenazelerde hep gülerim.I always laugh at funerals.
Utangaç çocuklar herkes gülene kadar asla gülmezler.Shy children never laugh until everyone else does.
Tom güleceğini mi yoksa ağlayacağını mı bilmiyordu.Tom didn't know whether to laugh or cry.
Güle güle, Sayoko!Bye, Sayoko!
Güle güle Sayoko!Good-bye, Sayoko!
Tom asla Mary'yi gülerken görmedi.Tom has never seen Mary smile.
Yalnızca insanlar gülebilir.Only humans can laugh.
Güle güle. Üzerinde anlaştığımız zamanda görüşürüz.Goodbye. I'll see you at the time we agreed on.
Gülen bir kişi mutludur.A person who laughs is happy.
O gülerdi.He would laugh.
Kameraların önünde gülemiyorum.I cannot laugh in front of the cameras.
Artık kimse gülecek gibi görünmüyor.No one seems to smile anymore.
Ben yüksek sesle gülerim.I laugh out loud.
Teodor güle sahiptir.Theodore owns the rose.
Bu kadar aptalca bir şey yaparsan sana gülerler.If you do something that stupid, you'll be laughed at.
Öyle çılgınca bir şey yaparsan, sana gülerler.If you do something that crazy, you'll be laughed at.
Bu kadar aptalca bir şey yaparsan insanlar sana gülerler.People will laugh at you if you do something as stupid as that.
O her zaman mutlu ve güler yüzlüdür.She's always happy and smiling.
Ben sensiz gülemiyorum.I can't smile without you.
O bana nazikçe güler.He smiles kindly at me.
Şimdi gitmek zorundayım. Güle güle!I have to go now. Bye!
Herkes güler.Everybody laughs.
Buna kargalar bile güler.That gives one a horse laugh.
Sadece güleceksin.You'll just laugh.
Tom'dan başka herkes güler.Everybody but Tom laughs.
Bana güleyim deme.Don't you laugh at me.
Güle güle bile demedin.You didn't even say goodbye.
Onu ilk kez gülerken gördüm.This is the first time I've seen him smile.
Eğer bunu yaparsam, Tom bana güler.If I do that, Tom will laugh at me.
Kadınlar birlikte olduğunda onlar her zaman güler.When women are together, they always laugh.
Dünya çiçekler içinde güler.Earth laughs in flowers.