gülü ile cümle
gülü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
X derin depresyonuna rağmen diyalogları boyunca gülümser.بالرغم من الإحباط العميق لدى X إلا أنه طوال المحادثات كان يضحك .
Batman trajediyi ifade ederken, Joker gülünçlüğü yansıtır."."من التناقض أن المأساة تحفز روح السخرية..
Shane gülümseyerek onlara "Yep" dedi oradan ayrıldı.كشا تؤدي أغنية "Take It Off"، السويد.
Ekonomik faaliyetler al gülüm ver gülüm şeklinde devam etmektedir.مستحيل ابتعد عنك ابتسم يا بعد عمري ..
Haydi Gülümse Bi Bakar Mısınız?(أبريل 2016) ابتسم من فضلك.
(Hekimbaşı Gülü) Soyundan gelenler hâlâ bu yalıda yaşamaktadırlar.الذي يعيش في هذه المرتبة هو الذي يعيش اليسر في العسر.
Albümün beni de gülümsetmesini istiyorum.العذاب فوق شفاه تبتسم .
Çünkü "Aşkın Gölgesi" bir şey ifade etmiyor, insanlara gülünç geliyor.ومن الآثار السلبية التي يولدها الضحك غير الطبيعي "إغماءة الضحك" التي يفقد فيها الإنسان وعيه من شدة الضحك.
Sabit bir gülümseme ile belirtilmiştir.ياما كنت اتمنى اقابلك بابتسامة..
Çoğunlukla gülümsemenin nedeni mutluluktur.السعادة هي عادة المحفز الذي يُنتج الابتسامة في غالب الأحيان.
Gizemin sembolü olan gülün eski bir tarihi vardır.إن إضاءة الشعلة خلال هذا المهرجان الشتوي هي تقليد قديم.
Gülü seven dikenine katlanır.من يحب الورود يتحمل شوكها.
O zamanlar gözüme çok gülünç görünmüştü, ki bugün de aynı ölçüde gülünç görünüyor.Parecia ridículo para mim naquela época e parece muito pior hoje.
O, sadece gülümser.Estava sorridente.
Gülmek Nedir, Kime Gülüyoruz?Mas, onde entraria, então, a Graça?
Tara onları görür ve gülümser.Robbie os olha e sorri.
Her daim gülümser.Ela quase sempre sorri.
Lucky ödülünü alırken çok mutlu gözükmekte ve hayranlarına gülümsemektedir fakat gerçekte mutlu değildir.Lucky parece feliz ao aceitar seu Óscar e sorri para seus fãs, mas não era uma felicidade verdadeira.
"Ersan Gülüm'de işlem tamam!"."Minha missão no Rouge acabou.
Tara gülümser...Smile...
Birbirlerine gülümserlerken ekrana "Ve sonsuza dek mutlu yaşadılar." yazısı gelir.Com os dois sorrindo um para o outro, as palavras "e os dois viveram felizes para sempre" aparecem na tela.
Albümün beni de gülümsetmesini istiyorum.O Escoteiro é sorridente.
Sonunda, sahnede el ele tutuşmuş gülümserlerken görünürler.Na cena final, é visto com um sorriso no rosto.
Dünyadaki en gülünç şeydir o.São as coisas mais horríveis no mundo.
Süleyman sorulara bir bir doğru cevap verirken diğer taraftan her cevabıyla birlikte gülümsüyordu.Benkei, natural, responde a todas as perguntas de maneira correta.
Rüzgar gülü 1866'da çalışmaya başladı.A fábrica começou a operar em 1866.
Arkadaşı bu fikri gülünç bulmuştu.Na época sua idéia pareceu uma piada.
Televizyon iyice yaklaştım ve içimden "Çok büyüksün Fatih Terim" dedim (gülüyor).Entertainment Television que foi muito estranho beijar uma ícone).
Meteorolojiciler hala rüzgar gülü grafiğini kullanmaktadırlar.A rosa dos ventos ainda é utilizada por meteorologistas.
Diğer bir özelliği ise herkesi rahatsız eden gülüşüdür.“Uma pessoa feliz é aquela que está sorrindo, certo?
Adnan Tunalı (Cennet Gülüşlü) Ahmet Karakman (Führer Cevat) Ayben Erman Ayça ?????Daí surgiu a ramificação Turenne-Aynac ????-????
Kendine gülmek, kendine güldürmek, yine de gülünç olmamak.Eu morro de rir e não acho graça!
İki yarışcı gülücükler saçarak tepeye ele ele ulaştılar.Apenas os dois atletas gregos alcançaram o topo da corda.
Gülü gitmiş, kargası kalmış" demiş.«Rouge, Deixou Saudade».
Genelde yalnızdır ve yalnızlığını vurgularcasına da nadiren gülümser.Ele quase sempre é visto emburrado e raramente sorri.
İkili, Vardy'lerin saldırısından kaçınmak için kendilerini gülümseye zorlayarak oradan kaçarlar.Para permanecerem vivos, eles precisam sorrir na presença dos Vardy.
Dergi, bunlara rağmen "Thriller"ı gülünç olarak nitelemiştir.Apesar disso o nome das tirinhas manteve-se Rage Comics.
Tom ve Mary birbirlerine baktı ve gülümsedi.Tom e Maria se entreolharam e sorriram.
Onlar birbirlerine gülümsedi.Eles sorriram um para o outro.
Durmadan gülüyordu.Ele sorria sem parar.
Çoğunlukla gülümsemenin nedeni mutluluktur.Blijdschap is meestal de aanleiding van een glimlach.
O, sadece gülümser.De glimlach.
Hoffmann'ın etrafındakilerin gülüşüp şakalaşmaları arasında, Hoffmann bir robota aşık düştüğünü anlar.Te midden van de gasten, die hem bespotten, beseft Hoffmann dat hij verliefd was op een automaat.
Albümün beni de gülümsetmesini istiyorum.Het nummer Smile staat er ook op.
Tara onları görür ve gülümser.De Heer glimlacht en bekijkt ze.
Rüya, gülün camdan kaçmasıyla son bulur.In de droom gaat de jongeling op tocht om de roos uit zijn droom te veroveren.
Bilim adamı kibirle gülümser ve, "Peki kaplumbağa neyin üstünde duruyor?" diye sorar."Hoeveel voorsprong?" vroeg hij de Schildpad met een glimlach.
Besinlerini, çin gülü ve hurma ağacı oluşturur.Hij liet er een Chinese tuin, een rozentuin en een groentetuin aanleggen.
Bu filmler bol miktarda coşturucu "gag" (gülüt)lerle süslenmiştir.Bij sommige mensen is dit bandje geknapt door het hevig bewegen bij (sport)spellen.
Tara gülümser...Vogelslaan in Leende.
Adam, gülümseyerek sağ tarafa baksa da o yönde oturan kadına bakar gibi görünmemektedir.Hij kijkt om zich heen en glimlacht als hij de weg inkijkt waar de vrouw in is gereden.
Mike gülüyor.Mike lacht.
"İyi günler", dedi Tom gülümseyerek.Goedendag, zei Tom glimlachend.
Gülünç olmaya başlıyor.Het begint belachelijk te worden.
Gülümsemeni tekrar görebilmek için, okyanusları aşardım.Ik zou de oceaan oversteken, alleen om je glimlach weer te zien.
Neye kıs kıs gülüyorsun?Wat zit je te grinniken?
Bu kavram gülünç.Deze gedachte is belachelijk.
O, sadece gülümser.Uśmiechnęła się.
Her daim gülümser.Wiecznie uśmiechnięty.
Arkadaşı bu fikri gülünç bulmuştu.Fejzo uznał tę propozycję za absurdalną.