gülü ile cümle
gülü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tom gülümsedi ve hoşça kal dedi.Tom sonrió y se despidió.
Onlar bana gülüyordu.Se estaban riendo de mí.
Tom Mary'ye gülümsedi ve o ona geri gülümsedi.Tom sonrió a Mary y ella le devolvió la sonrisa.
Her zaman gülümsemek yorucu olabilir.Sonreír continuamente puede ser agotador.
Gülüyor muyum?¿Me estoy riendo?
Bazı kadınlar saatlerce makyaj yapar, bazılarıysa sadece gülümser.Algunas mujeres se pasan horas maquillándose, otras simplemente sonríen.
Adam, gülümseyerek sağ tarafa baksa da o yönde oturan kadına bakar gibi görünmemektedir.Sonríe y mira a la derecha, pero parece no ver a la mujer.
Kulenin tepesinde horoz şekilli bir rüzgar gülü de bulunuyor.En el techo hay una rosa de los vientos.
Belle balkonda kadar atlar ve Beast ona ulaşmak için orada bir gülümseme ile tırmanıyor.Bella salta en un balcón y la Bestia sube con una sonrisa hasta allí para llegar a ella.
Fatma Gülüstü Hanım (ö.Graciela Zanatta / Sra.
Gülünç RabadashRubia tonta
Albümümü dinleyen insanların gülümsemesini istiyorum.Quiero que la gente sonría cuando escuche este disco.
Genelde yalnızdır ve yalnızlığını vurgularcasına da nadiren gülümser.Es muy serio, rara vez se le ha visto sonreír.
Kadının yüzündeki gülümseme, bu ilgiden hoşnut kaldığının işaretidir.Las marcas en su cara significan Decepción.
O, sadece gülümser.Ella sonríe.
Arkadaşı bu fikri gülünç bulmuştu.El presentador se rio de tal idea.
"Beşiktaş eski futbolcusu Ersan Gülüm'ü kadrosuna kattı".«A puro fútbol, River tuvo su súper tarde ante Boca».
Gülünecekse kendine gülüyor, güldürecekse kendine güldürüyor.Llora, me besa y se ríe a su vez.
Görünüşleri gülünç ve peltek dillidirler.Sus hojas son rudimentarias y efímeras.
İlk olarak, gülün gizlilik anlamı Yunan mitolojisine kadar da uzanıyor.La connotación de la rosa como secreto proviene también de la mitología griega.
Çoğunlukla gülümsemenin nedeni mutluluktur.El resultado suele ser que por lo menos sonríes.
Bardakilere göz gezdirirken birini fark eder ve ona gülümser.Siempre te recordaremos con ese brillo en tu mirada y tu sonrisa...
Leylek Karada Kaldı Kırmızı Bisiklet Ay Dede Kime Gülümsüyor?¿Qué misterio se oculta detrás de la sonrisa de Mona Lisa?
Her daim gülümser.Sonríe siempre, sea lo que sea lo que se hable.
Tara onları görür ve gülümser.Él mira y sonríe.
Rüzgar gülü 1866'da çalışmaya başladı.La planta comenzó a operar en 1866.
"Ersan Gülüm yeniden Beşiktaş'ta!".«De la Rosa vuelve a competir con Sauber».
"Beşiktaş, Ersan Gülüm'ü açıkladı".«El villano que sabía sonreír».
Rodrigo Cassio'nun sarhoşluğuna gülüp onunla eğlenmeye başlar.Roderigo se ríe de la borrachera de Cassio y este lo ataca.
"Ersan Gülüm'de işlem tamam!".«Y por fin… ¡Toca remar!».
Haydi Gülümse Bi Bakar Mısınız?Smile en allmusic.
Her güzel gülüş Semra'ya götürür beni.Comic Sonrisas de Bombay.
16. yüzyılda İngiltere'nin kralı 8. Henry'nin sembolü, stilize edilmiş Tudor hanedanı gülüydü.En el siglo XVI, el símbolo de Enrique VIII de Inglaterra fue la Rosa de los Tudor.
Televizyon iyice yaklaştım ve içimden "Çok büyüksün Fatih Terim" dedim (gülüyor).«Dimensión en sol mayor»; «Quiero volar muy alto».
Ancak dünya halkları onlara gülüyor" diyerek seslendi.Las personas no podían golpearte sí se estaban riendo."
"Ersan Gülüm Beşiktaş'ta!¡Ven a mis brazos, mancebo sonrisor!
Gülümsediği zaman dişleri inci gibi parlardı.Su boca estaba provista de dientes romos, similares a clavijas.
Bazıları gülüyordu, bazıları da başkaldırı çığlıkları atıyorlardı.Algunos reían y otros trataban de mantener calma.
"Ersan Gülüm yola çıktı!".«Hasta aquí llegó la riada».
Dünyadaki en gülünç şeydir o.Te lo aseguro, es la cosa más cómica del mundo.
Tom izleyicilere gülümsedi ve eğilerek selam verdi.Tom sorrise al pubblico e fece un inchino.
Tom gülümsediği zaman çok çekici.Tom è molto affascinante quando sorride.
Tom gülüşünü saklamaya çalıştı.Tom cercò di nascondere il suo sorriso.
Gülümsemeni tekrar görebilmek için, okyanusları aşardım.Attraverserei l'oceano per poter rivedere il tuo sorriso.
Şarkı söylerken o, bana gülümsedi.Mentre cantava, mi sorrise.
Onlar sana gülümsedi.Ti hanno sorriso.
Ancak Keloğlan gibi gülünç değildir.Forse non è ridicolo come sembra.
Her daim gülümser.Parlando, sorrideva sempre.
Bazıları gülüyordu, bazıları da başkaldırı çığlıkları atıyorlardı.Molte persone ritennero che vi fossero stati palesi brogli, e si ribellarono.
O, sadece gülümser.Dopodiché sorride.
Veda ederken de aynı o gülümseyişle gittiler.Lei saluta, lui le sorride.
Sabit bir gülümseme ile belirtilmiştir.Sfoggia sempre un sorriso gentile.
Gülünç RabadashRugiada Brina
Dünyadaki en gülünç şeydir o.L'uomo più strano del mondo.
Albümün beni de gülümsetmesini istiyorum.La fisso, mi sorride.
"Ersan Gülüm, Çin'e transfer oldu".La cosa più razionale sarebbe stata trasportare il tesoro a Taiwan o in Cina».
Gülünecekse kendine gülüyor, güldürecekse kendine güldürüyor.Dopo essere scoppiata a ridere, piange, poi sorride.
Locking bir çeşit gülünç (comical) sokak dansıdır.Il frutto è un aggregato (capolino) di follicoli deiscenti.
Her güzel gülüş Semra'ya götürür beni.Shippo sorride felice per lui.
Rüzgar gülü 1866'da çalışmaya başladı.Il mulino cominciò ad operare nel 1866.