gülü ile cümle

gülü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Herkesin yüzü gülüyordu.Jeder hatte ein Lächeln auf dem Gesicht.
Ancak çıkmadan önce, o ve Sebastian son bir kez birbirlerine bakar ve gülümserler.Kurz vor dem Ausgang begegnen sich ein letztes Mal Sebastians und Mias Blicke, und sie lächeln einander zu.
O zamanlar gözüme çok gülünç görünmüştü, ki bugün de aynı ölçüde gülünç görünüyor.Es sah damals sowas von lächerlich aus und sieht heute genauso mies aus.
Bazıları gülüyordu, bazıları da başkaldırı çığlıkları atıyorlardı.Einige lachten, andere stießen spitze Schreie aus.
Gülün Adı, İtalyan yazar Umberto Eco'nun ilk romanı.Der Name der Rose ist der erste Roman des italienischen Schriftstellers Umberto Eco.
Her daim gülümser.Lächelnder Alltag.
Albümün beni de gülümsetmesini istiyorum.Auch die Liegefigur lächelt.
O, sadece gülümser.Sie lächelt.
Kısa bir duraksamadan sonra Takaki kendi kendine gülümser ve yürümeye devam eder.Takaki wendet sich mit einem Lächeln ab und geht weiter.
Dünyadaki en gülünç şeydir o.Die lustigsten Schlamassel der Welt.
Ancak Keloğlan gibi gülünç değildir.Es ist allerdings nicht gleichermaßen verpönt wie das Furzen.
"Gülüstani-İrəm", Bakü.Naokos Lächeln: Fassungsansicht.
Juliet de Jack'e gülümser.Mona Lisas Lächeln.
Her şeyi anlayan Glory, şeytanî bir gülümseyle onlara bakar.Terry blickt ihr mit einem Lächeln hinterher.
Çoğunlukla gülümsemenin nedeni mutluluktur.Meist ist Lachen fröhlich.
Tara gülümser...Harrys Lächeln.
Erişim tarihi: 20 Aralık 2010. ^ "Bir yetimin gülümsemesi için, bir annenin duası için git baba".Betet viel!“ Am 20. Februar forderte die Gottesmutter immer wieder zum Beten auf.
Genelde Herkese Gülüm der.Es sei üblich, jederzeit zu lächeln.
Veda ederken de aynı o gülümseyişle gittiler.Mit buntem Strauß eigener Melodien verabschiedet.
Ayrıca Stalingrad'ın beyaz gülü olarak da bilinir.Er erhielt auch den Finnischen Orden der Weißen Rose.
Ayrıca kısa boyludur ve komik olaylara gülüşü çok farklıdır.Die Handlung sei witzig und die Erzählweise abwechslungsreich.
Daim(a) anber kokar, gülü türkmen'in.Das A im Halbmond – Anarchismus in der Türkei.
Bir gülüş uğruna harcanmış hayatların muhasebesini tutmaya mecalim kalmadı artık.Rückzug vom sozialen Leben, um sich vor erneuten Traumatisierungen durch herabsetzendes Lachen zu schützen.
Çünkü "Aşkın Gölgesi" bir şey ifade etmiyor, insanlara gülünç geliyor.Es fehlt diesem „Schweigen“ aber nicht an Komik, ja Gelächter.
Kitabın orijinal dilde ismi The Love of the Rose (Gülün Aşkı) dur.Sein Buch zur Komödie ging verloren (vgl. Der Name der Rose).
Onu her gördüğümde, gülüyor.Chaque fois que je le vois, il sourit.
Bana gülümsedi.Elle m'a souri.
Profesör gülümsedi.Le professeur sourit.
Denis, Wilson'un yuvarlak suratına gülüyor.Denis rit du visage rondelet de Wilson.
Yaşlı bayan kız torununa gülümsedi.La vieille dame sourit à sa petite-fille.
Marie gülüyordu ama sesinde biraz öfke belirtisi vardı.Marie souriait, mais sa voix recelait quelque irritation.
O, onu gülümserken gördü.Elle l'a vu sourire.
Şu ergenler neden gülüyor?Pourquoi ces adolescents sont-ils en train de rire ?
O bana gülümsedi, sonra ben de ona gülümsedim.Il m'a souri, puis je lui ai souri.
Gizemin sembolü olan gülün eski bir tarihi vardır.La rose comme symbole du secret a une histoire ancienne.
O gece, diğer garip seslerle birlikte gülüşen çocuk sesleri de dahil olmak üzere çeşitli sesler duyarlar.Ils entendent à nouveau des bruits étranges cette nuit-là, y compris ceux d'enfants qui rient.
O, sadece gülümser.Il s'est contenté de sourire.
Ancak dünya halkları onlara gülüyor" diyerek seslendi.Et d'ajouter : « Le monde entier se moquait de lui.
Bana tuhaf tuhaf gülüyor.Il possède une étrange manière de rire.
Bazıları gülüyordu, bazıları da başkaldırı çığlıkları atıyorlardı.Certains ont ri, certains ont pleuré.
Bu gülümsemesiyle 'Cadı Gündemi' nin En büyüleyici Tebessüm Ödülü nü 5 kere kazanmıştır.Le professeur Lockhart reçut cinq fois le prix du sourire le plus charmeur de la part de ce magazine.
Kendine gülmek, kendine güldürmek, yine de gülünç olmamak.Mais rire avec tout le monde, ça, peut-être pas.
Her şeyi anlayan Glory, şeytanî bir gülümseyle onlara bakar.Un effrayant pantin qui le regarde en arborant un sourire sadique.
Gülümseyen Yemenli bir çocuk.Sourire d’enfant.
"Ersan Gülüm, Çin'e transfer oldu".La chose la plus rationnelle aurait été de l'envoyer à Taïwan ou en Chine ».
Gülümsedi ve müdürün ofisine geri döndü.Il sourit amèrement et remonte vers le commissariat.
Albümün beni de gülümsetmesini istiyorum.Le livre du sourire.
Michael onun bu durumunu odasından gülümseyerek seyreder.De sa chambre, celui-ci observe la scène en esquissant un sourire.
"Ersan Gülüm Beşiktaş'ta!Ris donc, Paillasse !
Bu filmler bol miktarda coşturucu "gag" (gülüt)lerle süslenmiştir.Néanmoins ce mythe est véhiculé par de nombreuses émission de type "chasseur de fantômes".
Haydi Gülümse Bi Bakar Mısınız?Do we smile or do we weep?
Versay'ın Gülü, Japon manga ve anime serisi.Rec, un manga et anime japonais.
Meteorolojiciler hala rüzgar gülü grafiğini kullanmaktadırlar.Ses coulées volcaniques comportent des rhyolites rouges.
Menüler ise bir rüzgâr gülü mantığında yerleştirilmiştir.Les briques sont peintes dans une tonalité rouge.
Gülümsediği zaman dişleri inci gibi par­lardı.Ses mâchoires étaient caractérisée par des dents en forme de pieu.
Ancak çıkmadan önce, o ve Sebastian son bir kez birbirlerine bakar ve gülümserler.De retour à la morgue, John et Joss se rappellent de leur première rencontre et finissent par s'embrasser.
Dünyadaki en gülünç şeydir o.C'est le plus haut gopura du monde.
Diğer bir özelliği ise herkesi rahatsız eden gülüşüdür.Mais ce qui les fait rire, c'est en général ce qui choque n'importe qui d'autre.
Gülümsedik Gökyüzüne 09.APSURSI '09.
Tara onları görür ve gülümser.Amy aperçoit Frank et lui sourit.

İlgili Sayfalar