gülü ile cümle

gülü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Bunu yapmak gülünç olurdu.Doing that would've been ridiculous.
Ben genellikle gülümsemem.I don't often smile.
Gülümsemeye devam ettim.I kept smiling.
Gülümsemek zorunda kaldım.I had to smile.
Gülümsemeye çalıştım.I tried to smile.
Tom gülü kokluyordu.Tom smelled the rose.
Fadıl'ın gülümsemesi bulaşıcıydı.Fadil's smile was contagious.
Fadıl'ın bulaşıcı bir gülüşü vardı.Fadil had a contagious smile.
O hikaye giderek daha gülünç oluyordu.That story was getting more and more ridiculous.
Fadıl'ın ölümü gülünç bir konu değildi.Fadil's death was no laughing matter.
Fadıl daima gülümsüyordu.Fadil was always smiling.
Mary her zaman gülümser.Mary smiles all the time.
Sanırım sen gülünç görünüyordun.I think you looked ridiculous.
Bence gülünç görünüyorsun.I think you look ridiculous.
Galiba gülünç görünüyordum.I think I looked ridiculous.
Tom, Mary ona gülümseyince kızarmıştı.Tom blushed when Mary smiled at him.
Mary ona gülümsediğinde Tom kızardı.Tom blushed when Mary smiled at him.
Tom, Mary'yi her gördüğünde gülümser.Tom smiles every time he sees Mary.
Sanırım gülünç görünüyorum.I think I look ridiculous.
Sen bile gülümsemedin.You didn't even smile.
Herkese gülümsedim.I smiled at everybody.
Sami'nin hikayesi o kadar gülünçtü ki kimse ona inanmadı.Sami's story was so grotesque that nobody believed him.
Kendimi Tom'a gülümsemekten alamadım.I couldn't help laughing at Tom.
Sanırım Tom gülünç görünüyor.I think Tom looks ridiculous.
Ben gülümsememeye çalıştım.I tried not to smile.
Onların hepsine gülümsedim.I smiled at them all.
Tom sürekli gülümser.Tom smiles all the time.
Her zaman gülüyorsun.You're always laughing.
Gülünç bir manzaraydı.That was a ridiculous scene.
Gülümseme olmayan bir gün, kaybedilmiş bir gündür.A day without smiling is a day lost.
Ben gulüten yemem.I don't eat gluten.
Sincap sanki gülümsüyor gibi görünüyordu.The squirrel looked as if it was smiling.
Hiç gülümsemiyorsun.You never smile.
Tom onu söylediğinde yüzünde büyük bir gülümseme vardı.Tom had a big smile on his face when he said that.
Pierre sessizce gülümsedi.Pierre smiled in silence.
Güzel bir gülü seyrediyorduk.We were looking at a beautiful rose.
Mary kamera için gülümsedi.Mary smiled for the camera.
Bu şimdiye kadar gördüğüm en gülünç film.That is the most ridiculous movie I've ever seen.
Şimdiye kadar gördüğüm en gülünç film bu.That's the most ridiculous movie I have ever seen.
O şimdiye kadar gördüğüm en gülünç filmlerden biri.That's one of the most ridiculous movies I've ever seen.
Tom kamera için gülümsedi.Tom smiled for the camera.
Tom bana gülüyor.Tom is laughing at me.
Tom sadece gülümserdi ve bir şey söylemezdi.Tom would've just smiled and said nothing.
Tom bunu yaptığında gülümsememek zor.It's hard not to smile when Tom does that.
O seni gülümsetti, değil mi?That made you smile, didn't it?
Gülümseme onun yüzünü terk etmedi.The smile did not leave his face.
Bu planın ne kadar gülünç olduğunu farkında mısın?Do you realize how ridiculous that plan is?
O fikrin ne kadar gülünç olduğunun farkında mısın?Do you realize how ridiculous that idea is?
Tom açıkçası gülümsemeye çalışıyordu.Tom was obviously trying not to smile.
Bunun ne kadar gülünç olduğunu görmüyor musun?Don't you see how ridiculous this is?
Tom gülümsememeye çalışıyor.Tom is trying not to smile.
Tom yüzünde bir gülümsemeyle oturma odasına döndü.Tom returned to the living room with a smile on his face.
Tom gülünmekten hoşlanmaz.Tom doesn't like to be laughed at.
Bir gülün bir parça ekmekten daha önemli olduğu zamanlar vardır.There are times when a rose is more important than a piece of bread.
Bu oyunun gülünç göğüs fiziği var.This game has ridiculous breast physics.
Maria bu hakarete gülümsedi. Taklit etmelisin!Maria just smiled at this insult, and you should, too.
Nadiren gülümsüyorsun.You rarely smile.
Tom bize gülümsedi.Tom smiled at us.
O gülümseyerek cevap verdi.He answered by smiling.
Onun gülüşünü seviyorum.I like her laugh.
İlgili Sayfalar