Bu da yetmezmiş gibi, ve de sizlerin "yetmez" cevabınızdan yola çıkarak -- (Gülüşmeler)ואם זה לא מספיק, ולפי התגובות שלכם זה לא-- (צחוק)
Bu da yetmezmiş gibi, ve de sizlerin "yetmez" cevabınızdan yola çıkarak -- (Gülüşmeler)وان لم يكن هذا كافيا بالنسبة لكم ... ويبدو ليس كافيا من وجوهكم (ضحك)
Bu da yetmezmiş gibi, ve de sizlerin "yetmez" cevabınızdan yola çıkarak -- (Gülüşmeler)(笑) DH: ワォ! BF: もう少し筋肉があればね
Bu doğru. Konu ile alakalı değil ama -- (Gülüşmeler)itu benar. tidak nyambung -- (Tertawa)
Bu doğru. Konu ile alakalı değil ama -- (Gülüşmeler) Japonlar tuvalet ile ilgili deli icatlar yapıyorlar.Pues sí. sin relación (Risas) ...en Japón se está desatando la lócura de los retretes.
"Bu Doğulu elbiseler içindeki insanlar sürekli şekilde aşağı yukarı yürüyorlar." (Gülüşmeler)(Risas)
Bu durumda, bu tatile hala gider miydiniz? ( Gülüşmeler)Aţi alege aceeaşi vacanţă?
Bu durumda, bu tatile hala gider miydiniz? ( Gülüşmeler)Ville I holde ferie på samme måde?
Bu durumda, bu tatile hala gider miydiniz? ( Gülüşmeler)Θα διαλέγατε να ξαναπάτε αυτές τις διακοπές; (Γέλιο)
Bu durumda, bu tatile hala gider miydiniz? ( Gülüşmeler)الآن، هل ستقومون بإختيار نفس العطلة؟ (ضحك)
Bu durumda, bu tatile hala gider miydiniz? ( Gülüşmeler)二つの自己が対立しているので
Bu, düşünüyorum ki, Redmond'taki insanların gecenin bir yarısı kalkıp düşündükleri şey. (Gülüşmeler)Tak jest, jak podejrzewam, to co ludzi w Redmond budzi w środku nocy, (Śmiech)
Bu elektrikli matkap tüm hayatı boyunca sadece 12 ila 13 dakika kullanılacak. (Gülüşmeler)Máy khoan điện sẽ được dùng chỉ khoảng từ 12 đến 13 phút trong suốt toàn bộ quảng đời của nó (Cười)
Bu, gece gündüz bakmaya bayıldığım türden bir dizilim. (Gülüşmeler)Das ist die Art von Sequenz, die ich unheimlich gerne Tag und Nacht anschaue.
Bu, gece gündüz bakmaya bayıldığım türden bir dizilim. (Gülüşmeler)Questo è il tipo di sequenza che non mi stanco mai di guardare.
Bu, geçen gün Playboy dergisinde okuduğum bir makaledendi. (Gülüşmeler)Retirei isto de um artigo da Playboy, que estive a ler no outro dia.
Bu gördükğiniz bizim iletişim bilgilerimiz bunlar da Tayland laleleri... (Gülüşmeler)A toto je, koniec koncov, našou sieťou. A toto sú naše thajské tulipány. (smiech)
Bu gördükğiniz bizim iletişim bilgilerimiz bunlar da Tayland laleleri... (Gülüşmeler)E, finalmente, esta é a nossa rede. Estas são as nossas tulipas tailandesas. (Risos)
Bu gördükğiniz bizim iletişim bilgilerimiz bunlar da Tayland laleleri... (Gülüşmeler)E per concludere, questo è il nostro network. E questi sono i nostri tulipani thailandesi. (Risate)
Bu gördükğiniz bizim iletişim bilgilerimiz bunlar da Tayland laleleri... (Gülüşmeler)És végül, ez a szervezetünk. És ezek a thai tulipánjaink. (Nevetés)
Bu gördükğiniz bizim iletişim bilgilerimiz bunlar da Tayland laleleri... (Gülüşmeler)Et enfin voici notre réseau. Et voici nos tulipes Thai. (Rires)
Bu gördükğiniz bizim iletişim bilgilerimiz bunlar da Tayland laleleri... (Gülüşmeler)그리고 마지막으로, 그것이 우리의 네트워크입니다. 그리고 이것이 우리 태국의 튤립입니다. (웃음)
Bu gördükğiniz bizim iletişim bilgilerimiz bunlar da Tayland laleleri... (Gülüşmeler)Lalu, inilah jaringan kami. Dan inilah tulip Thai kita. (Tawa)
Bu gördükğiniz bizim iletişim bilgilerimiz bunlar da Tayland laleleri... (Gülüşmeler)Och slutligen, det är vårt nätverk. Och dessa är våra Thailändska tulpaner. (skratt)
Bu gördükğiniz bizim iletişim bilgilerimiz bunlar da Tayland laleleri... (Gülüşmeler)Și în final, aceasta este rețeaua noastră. Iar acestea sunt lalele noastre tailandeze. (Râsete)
Bu gördükğiniz bizim iletişim bilgilerimiz bunlar da Tayland laleleri... (Gülüşmeler)Ten slotte is dat ons netwerk. Dit zijn onze Thaise tulpen. (Gelach)
Bu gördükğiniz bizim iletişim bilgilerimiz bunlar da Tayland laleleri... (Gülüşmeler)To nasza strona. A to tajlandzkie tulipany. (Śmiech)
Bu gördükğiniz bizim iletişim bilgilerimiz bunlar da Tayland laleleri... (Gülüşmeler)Und dann, letztendlich, ist das unser Netzwerk. Und das sind unsere Thai Tulpen. (Gelächter)
Bu gördükğiniz bizim iletişim bilgilerimiz bunlar da Tayland laleleri... (Gülüşmeler)Và đây là mạng lưới của chúng tôi. Đây là hoa tulip Thái Lan. (cười)
Bu gördükğiniz bizim iletişim bilgilerimiz bunlar da Tayland laleleri... (Gülüşmeler)Y, finalmente, esa es nuestra red. Y estos son los tulipanes tailandeses. (Risas)
Bu gördükğiniz bizim iletişim bilgilerimiz bunlar da Tayland laleleri... (Gülüşmeler)Zde jsou naše stránky. A tohle jsou naše thajské tulipány. (Smích)
Bu gördükğiniz bizim iletişim bilgilerimiz bunlar da Tayland laleleri... (Gülüşmeler)Και τελικά αυτό είναι το δίκτυό μας. Κι αυτές είναι οι Ταϊλανδέζικες τουλίπες μας. (Γέλια)
Bu gördükğiniz bizim iletişim bilgilerimiz bunlar da Tayland laleleri... (Gülüşmeler)И за последно, това е нашата мрежа. А това са нашите тайландски лалета. (Смях)
Bu gördükğiniz bizim iletişim bilgilerimiz bunlar da Tayland laleleri... (Gülüşmeler)И, наконец, это наша сеть. Это наши тайские тюльпаны. (смех)
Bu gördükğiniz bizim iletişim bilgilerimiz bunlar da Tayland laleleri... (Gülüşmeler)זוהי הרשת שלנו ואלה הם ה-"צבעונים התאילנדיים" שלנו. (צחוק)
Bu gördükğiniz bizim iletişim bilgilerimiz bunlar da Tayland laleleri... (Gülüşmeler)وهذا هو موقعنا الالكتروني وشبكتنا وهذه هي ازهار التوليب الخاصة بتايلندا (ضحك)
Bu gördükğiniz bizim iletişim bilgilerimiz bunlar da Tayland laleleri... (Gülüşmeler)タイのチューリップの写真ですね (笑) ご清聴ありがとうございました
Bu gördükleriniz, birkaç şeyde olanlar -- Bu, birkaç şeyde olanlar -- Tamam,Tamam,Tamam -- GülüşmelerDas geschah also, als wir einige -- das geschah, als wir einige -- (Lachen)
Bu gördükleriniz, birkaç şeyde olanlar -- Bu, birkaç şeyde olanlar -- Tamam,Tamam,Tamam -- GülüşmelerĐó là những gì xảy ra khi bạn có một cặp - khi bạn có một cặp -- Thôi nào, thôi nào -- (Tiếng cười)
Bu gördükleriniz, birkaç şeyde olanlar -- Bu, birkaç şeyde olanlar -- Tamam,Tamam,Tamam -- GülüşmelerSzóval ez történt, amikor volt egy pár... ez történt amikor volt egy pár -- oké, oké, oké... (Nevetés)
Bu gördükleriniz, birkaç şeyde olanlar -- Bu, birkaç şeyde olanlar -- Tamam,Tamam,Tamam -- GülüşmelerTakže toto se stalo, když jsme měli pár -- toto se stalo, když máte pár -- OK, OK, OK -- (Smích)
Bu gördükleriniz, birkaç şeyde olanlar -- Bu, birkaç şeyde olanlar -- Tamam,Tamam,Tamam -- GülüşmelerToto sa stalo, keď sme mali pár -- toto sa stalo, keď sme mali pár -- OK, OK, OK -- (Smiech)
Bu gördükleriniz, birkaç şeyde olanlar -- Bu, birkaç şeyde olanlar -- Tamam,Tamam,Tamam -- GülüşmelerВот что происходит, когда у вас есть два -- вот что происходит, когда у вас есть два -- Ok, Ok, Ok -- (Смех)
Bu gördükleriniz, birkaç şeyde olanlar -- Bu, birkaç şeyde olanlar -- Tamam,Tamam,Tamam -- GülüşmelerОсь що сталося, коли в нас було декілька - те, що сталося, коли було декілька - Ок, Ок, Ок - (Сміх)
Bu gördükleriniz, birkaç şeyde olanlar -- Bu, birkaç şeyde olanlar -- Tamam,Tamam,Tamam -- GülüşmelerТова се случи, когато имахме двойка... това се случи, когато имахте двойка...
Bu, görsel olarak yanıt veriyor herhalde. (gülüşmeler)(GitHubユーザ _BAR_ 法律家)
Bu, görsel olarak yanıt veriyor herhalde. (gülüşmeler)Αυτή ήταν η παραστατική απάντηση.
Bu görüş, "emme" teorisi diye anılıyordu. (Gülüşmeler)Την ονόμασαν τη θεωρία του "πανωρουφήγματος" (Γέλιο)
Bu gülüş benim de gülüşümdü. -- aslında onun olmasına rağmen.C'est le sourire que j'utilise - c'est son sourire.
Bu gülüş benim de gülüşümdü. -- aslında onun olmasına rağmen.Dat is de lach die ik gebruik - da's zijn lach.
Bu gülüş benim de gülüşümdü. -- aslında onun olmasına rağmen.Det är samma leende som jag har - det är hans leende.
Bu gülüş benim de gülüşümdü. -- aslında onun olmasına rağmen.Det er det smil jeg bruger -- hans smil.
Bu gülüş benim de gülüşümdü. -- aslında onun olmasına rağmen.E' il sorriso che uso io -- il suo sorriso.
Bu gülüş benim de gülüşümdü. -- aslında onun olmasına rağmen.É o sorriso que eu uso -- é o seu sorriso.
Bu gülüş benim de gülüşümdü. -- aslında onun olmasına rağmen.E zâmbetul pe care-l abordez -- e zâmbetul lui.
Bu gülüş benim de gülüşümdü. -- aslında onun olmasına rağmen.Ezt a mosolyt használom -- ez az ő mosolya.
Bu gülüş benim de gülüşümdü. -- aslında onun olmasına rağmen.Genau so lächle ich auch - das ist sein Lächeln.
Bu gülüş benim de gülüşümdü. -- aslında onun olmasına rağmen.Itulah senyumnya.
Bu gülüş benim de gülüşümdü. -- aslında onun olmasına rağmen.Je to úsmev, ktorý používam. Je to jeho úsmev.
Bu gülüş benim de gülüşümdü. -- aslında onun olmasına rağmen.저도 그런 미소를 짓곤 합니다. 이런 미소죠.