Ana içeriğe geç
Sözlük

gülüş ile cümle

gülüş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Gülüşün beni hep mutlu ediyor.Your smile always makes me happy.
Çocuk neşeli gülüşüyle herkesi cezbediyor.The child captivates everyone with his sunny smile.
Onun gülüş tarzını seviyorum.I like the way she smiles.
Kırışıklıklar sadece gülüşlerin nerede olduğunu göstermelidir.Wrinkles should merely indicate where smiles have been.
Onun çok güzel bir gülüşü var.She has a very beautiful laugh.
Gülüşünü seviyorum.I like your smile.
Tom ve Mary gülüştüler.Tom and Mary smiled at each other.
Tom gülüşünü saklamaya çalıştı.Tom tried to hide his smile.
Onun gülüşünü unutamam.I can't forget her smile.
Gülüşün senin şemsiyen olsun.Let your smile be your umbrella.
Bu şarkıyı her duyduğumda, senin gülüşünü düşünürüm.Every time I hear this song, I think of your smile.
Bir gülüş çok güçlü bir şey olabilir.A laugh can be a very powerful thing.
Tom'un güzel bir gülüşü vardı.Tom had a nice smile.
Tom ve Maria kötü gülüşlerini birlikte uyguladılar.Tom and Maria practiced their evil laughs together.
Fadıl'ın bulaşıcı bir gülüşü vardı.Fadil had a contagious smile.
Onun gülüşünü seviyorum.I like her laugh.
Tom'un gülüşünü seviyorum.I like the way Tom laughs.
Tom küçümseyici bir gülüşle cevap verdi.Tom answered with a contemptuous laugh.
Karl o korkunç gülüşü tekrar işitti.Karl heard that horrific laughing again.
"Gülüstani-İrəm", Bakü."Gülçin Ergül - Harabeyim".
Her güzel gülüş Semra'ya götürür beni."Cloetta tuo hymyn herkkuhetkiisi!".
(Gülüşler) Bu yüzden bilgisayar (oyunu) toplumumuzun genelinde yaygındır.So video [gaming] is pervasive throughout our society.
İlginç - suçlu bir kahkaha var, yargı gücünüze karşı bir gülüş.There you have an interesting -- the guilty laugh, the laugh against your better judgment.
Anladınız mı? (Gülüşmeler)(Laughter)
(Gülüşmeler) (Alkış)(Laughter) (Applause)
(Gülüşmeler) -- Hepiniz bunu yaptınız.(Laughter) All of you have done this.
(Gülüşmeler) Üç: başkasını gerçekten çok, çok zengin edin.(Laughter) Third: make somebody else really, really rich.
(Gülüşmeler) Ve sonuncusu: kesinlikle Beatles'a katılmayın.And finally: never ever join the Beatles.
(Gülüşmeler) Bu mutluluk sentezlenmesi.Now, what's the right response to that?
Evet, altın gibi bir kalbe sahip; keke dokunma. Değil mi? (Gülüşmeler)You find a way to be happy with what's happened.
Şimdi, (Gülüşmeler) bunun plasebo etkisi ile ilgisi nedir?Now, (Laughter) what does that have to do with the placebo effect?
(Gülüşmeler) Bu gerçekten aklımı kaçırmama neden oldu.(Laughter) That really flipped me out.
Ama önemli olan şu... (Gülüşmeler)... dozajın hapın etkisi ile bir bağlantısı var.But the point is ... (Laughter) ... these dosages have something to do with it.
(Gülüşmeler) (Alkışlar)(Laughter) (Applause)
Ya da şöyle denilebilir: gülüşmeler ve bir önlem almamız gerekiyordu.But more likely is this. (Laughter) And we had to take action.
Diger guzel olan sey. (Gulusmeler)The other neat thing ... (Laughter)
(Gülüşmeler) (AlkışIar)(Laughter) (Applause)
Bu diyor ki: Yoga, kağıt havlu, deterjan, (gülüşler) su, pamuk eşarp, göz damlası.This one says, 'Yoga, kitchen roll, soap powder, [Laughter]
Tek ihtiyacımız NASA'dan maliyetlerimizi (Gülüşmeler) karşılamak için bir çek.All we need is a check from NASA headquarters (Laughter) to cover the costs.
(Gülüşmeler) 39 inç (99,1 cm) şimdiye kadar gördüğüm en uzun yapı.(Laughter) Thirty-nine inches is the tallest structure I've seen.
(Alkışlar) (Kusura bakma) (Gülüşmeler)(Applause) Sorry about that. (Laughter)
Tamam, neyse.. (Gülüşmeler)Right. Okay. (Laughter)
"Theme of Paganini" (Gülüşmeler) (Müzik:Paganini.
Neyse... (Gülüşmeler)Now then. (Laughter)
Bu adam beni kendi oyunumda ezmeyi başardı." (Gülüşler)This guy has thrashed me at my own game." (Laughter)
Bunu savaş zamanlarında biliyorduk.(Gülüşler)We knew that during the war. (Laughter)
Şüpheli gülüşmeler duyduğunu söylüyor.He said he heard suspicious laughter.
( Gülüşmeler)(Laughter)
Her şekilde sormamız gereken -- (Gülüşmeler)And in all cases we have to ask -- (Laughter)
(Gülüşmeler) 1996'da Tenessee'deki bir fırıncı keşfetmiş.(Laughter) Discovered by a Tennessee baker in 1996.
Asıl zor olan ölülerin cevap vermesini sağlamak. (Gülüşmeler)It's getting the dead to talk back that's the really hard part.
Of, bunu bütün gün dinlesem sıkılmam. (Gülüşmeler)Couldn't you just listen to that all day?
(Gülüşmeler) "(Music ends) (Laughter) (Applause)
Bill Moyers'e bunu söyledim, ve bana dedi ki, "Oh, kim olursa alabiliriz" (Gülüşler)I said that to Bill Moyers, and he said, "Oh, we take anybody." (Laughter)
Git ve onu öğren." (Gülüşler)Go and study it." (Laughter)
-(Gülüşmeler) -"Hem de Birleşmiş- (laughter) - "And what is she doing
Fakat ben -- en azından ben yaptığımda öyleydi -- (Gülüşmeler)But I -- at least it was when I did it -- (Laughter)
Aynen şöyleydiler -- (Gülüşmeler)They're like this -- (Laughter)
Anladım, duydun mu bilmiyorum, Lenny'den duymuş olman lazım, ama- (Gülüşmeler)DP:
Harika bir fikir hemen yapalım " (Gülüşmeler)That sounds like a winner; we'll go with it." (Laughter).
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod