gücüne ile cümle

gücüne kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Sözüm ve bildirim, insan bilgeliğinin ikna edici sözlerine değil, Ruhun kanıtlayıcı gücüne dayanıyordu.И слово мое и проповедь моя не в убедительных словах человеческой мудрости, но в явлении духа и силы,
Sözüm ve bildirim, insan bilgeliğinin ikna edici sözlerine değil, Ruhun kanıtlayıcı gücüne dayanıyordu.І слово мов, і проповідь моя не в переважливих словах людської премудрості, а в явленню духа і сили,
Sözüm ve bildirim, insan bilgeliğinin ikna edici sözlerine değil, Ruhun kanıtlayıcı gücüne dayanıyordu.ודברי וקריאתי לא לפתות באמרי חכמת בני אדם כי אם בתוכחת הרוח והגבורה׃
Sözüm ve bildirim, insan bilgeliğinin ikna edici sözlerine değil, Ruhun kanıtlayıcı gücüne dayanıyordu.وكلامي وكرازتي لم يكونا بكلام الحكمة الانسانية المقنع بل ببرهان الروح والقوة
Sözüm ve bildirim, insan bilgeliğinin ikna edici sözlerine değil, Ruhun kanıtlayıcı gücüne dayanıyordu.我 說 的 話 講 的 道 、 不 是 用 智 慧 委 婉 的 言 語 、 乃 是 用 聖 靈 和 大 能 的 明 證
Sözüm ve bildirim, insan bilgeliğinin ikna edici sözlerine değil, Ruhun kanıtlayıcı gücüne dayanıyordu.我 說 的 話講 的 道 、 不 是 用 智慧 委婉 的 言語 、 乃是 用 聖靈 和 大能 的 明證
Teşekkürler. Kötülük doğuran sistemlerin gücüne yurta ve dünyada karşı duralım, olumluya odaklanalım.Vamos opor-nos ao poder dos sistemas maus em casa e lá fora, e vamos focar-nos no positivo.
Tüm gücüne ve dehşetine rağmen ilham verici bir güzellikte olması fikri.Spočívá v tom, že v přírodě je jakási dokonalost, která všechny inspiruje skrze svou sílu a hrůzu.
Tüm gücüne ve dehşetine rağmen ilham verici bir güzellikte olması fikri.Zakładała ona, że istnieje rodzaj piękna, który przyciaga i inspiruje przez swoją moc i postrach.
Tüm gücüne ve dehşetine rağmen ilham verici bir güzellikte olması fikri.Идея заключалось в том, что существует вид красоты, вдохновляющий своей силой и разрушительностью.
Tüm gücüne ve dehşetine rağmen ilham verici bir güzellikte olması fikri.Ідея полягала у тому, що існує краса, яка аж надихає своєю могутністю і жахом.
Uzun vadeli arz eğrisi, monopol gücüne sahip şirket nasıl isterse öyle oluşacak. .De facto não vamos chegar nunca a esta curva da oferta de longo prazo.
Uzun vadeli arz eğrisi, monopol gücüne sahip şirket nasıl isterse öyle oluşacak. .Kształt zależy od woli monopolisty.
Uzun vadeli arz eğrisi, monopol gücüne sahip şirket nasıl isterse öyle oluşacak. .Дългосрочната крива на предлагане е откровено казано каквото монополистите решат че искат да направят.
ve ayrýca elbette, o zaman üstün ateţ gücüne de sahiptiler.- 유럽인들은 이 땅에
ve ayrýca elbette, o zaman üstün ateţ gücüne de sahiptiler.Quand les Européens sont arrivés ici, leur appétit...
Ve sonunda bu harici iş gücüne dahil olarak göreve çağırılırlar.E poi vengono reclutate per unirsi alla forza lavoro esterna.
Ve sonunda bu harici iş gücüne dahil olarak göreve çağırılırlar.Et elles finissent par être recrutées pour se joindre à la main d'œuvre à l'extérieur.
Ve sonunda bu harici iş gücüne dahil olarak göreve çağırılırlar.언젠가는 이 개미들도 바깥에서 일하게 끔 됩니다.
Ve sonunda bu harici iş gücüne dahil olarak göreve çağırılırlar.Og så bliver de med tiden rekrutteret til at være med i denne arbejdsstyrke udenfor.
Ve sonunda bu harici iş gücüne dahil olarak göreve çağırılırlar.Şi în cele din urmă sunt recrutate pentru a se alătura acestei forţe de muncă exterioare.
Ve sonunda bu harici iş gücüne dahil olarak göreve çağırılırlar.Uiteindelijk worden ze gerecruteerd voor de buitenwacht.
Ve sonunda bu harici iş gücüne dahil olarak göreve çağırılırlar.Y eventualmente, son reclutadas para unirse a la fuerza de trabajo exterior.
Ve sonunda bu harici iş gücüne dahil olarak göreve çağırılırlar.А после в крайна сметка ги набират, за да се присъединят към тази външна работна сила.
Ve sonunda bu harici iş gücüne dahil olarak göreve çağırılırlar.И, в конце концов, присоединяются к рабочей силе на поверхности.
Ve sonunda bu harici iş gücüne dahil olarak göreve çağırılırlar.ובסופו של דבר הן מגוייסות להצטרף לכוח העבודה החיצוני.
Ve sonunda bu harici iş gücüne dahil olarak göreve çağırılırlar.في نهاية المطاف يتم تجنيدهم للانضمام الى هذه القوة العاملة الخارجية.
Ve sonunda bu harici iş gücüne dahil olarak göreve çağırılırlar.一度外で働くようになると地中には戻りません
Yeni Fransız CEO'muz halka ilişkilerin gücüne inanıyordu ... (Gülüşmeler) ve fikirler 'du bon marche.'Az új francia vezérigazgatónk, hitt a pozitív PR erejében... (Nevetés) a "du bon marche" ötletekben.
Yeni Fransız CEO'muz halka ilişkilerin gücüne inanıyordu ... (Gülüşmeler) ve fikirler 'du bon marche.'우리의 새로운 프랑스인 CEO는 PR의 긍정적인 힘을 믿었습니다. (웃음)
Yeni Fransız CEO'muz halka ilişkilerin gücüne inanıyordu ... (Gülüşmeler) ve fikirler 'du bon marche.'Den nye franske VD:n- -trodde på vikten av positive PR... (skratt) - och idéer "du bon marché"-
Yeni Fransız CEO'muz halka ilişkilerin gücüne inanıyordu ... (Gülüşmeler) ve fikirler 'du bon marche.'Nasz francuski dyrektor generalny wierzył w moc pozytywnego PR'u... (Śmiech) i pomysły 'du bon marche'.
Yeni Fransız CEO'muz halka ilişkilerin gücüne inanıyordu ... (Gülüşmeler) ve fikirler 'du bon marche.'Onze nieuwe Franse CEO geloofde in de kracht van positieve pr... (Gelach) en ideeën 'du bon marché'.
Yeni Fransız CEO'muz halka ilişkilerin gücüne inanıyordu ... (Gülüşmeler) ve fikirler 'du bon marche.'Vị CEO mới người Pháp của chúng tôi tin vào sức mạnh của PR tích cực (tiếng cười) và rẻ tiền ( tiếng Pháp)
Yeni Fransız CEO'muz halka ilişkilerin gücüne inanıyordu ... (Gülüşmeler) ve fikirler 'du bon marche.'Наш новый французский исполнительный директор верил в силу позитивного пиара... (Смех) и недорогих идей.
Yeni Fransız CEO'muz halka ilişkilerin gücüne inanıyordu ... (Gülüşmeler) ve fikirler 'du bon marche.'המנכ"ל הצרפתי החדש שלנו האמין בכוח של יחסי ציבור טובים... (צחוק)
Yeni Fransız CEO'muz halka ilişkilerin gücüne inanıyordu ... (Gülüşmeler) ve fikirler 'du bon marche.'كان لدينا رئيس تنفيذي جديد، فرنسي، يؤمن بقوة الآثار الإيجابية للعلاقات العامة.. (ضحك)
Yeni Fransız CEO'muz halka ilişkilerin gücüne inanıyordu ... (Gülüşmeler) ve fikirler 'du bon marche.'前向きなPRと... (笑) "Bon marche"のおかげと思ったそうです
Yıllar süresince hikaye anlatılıcılığının gücüne olan inancım test edildi.A lo largo de los años, mi fe en el poder de la narración ha sido puesta a prueba.
Yıllar süresince hikaye anlatılıcılığının gücüne olan inancım test edildi.Au fil des ans, j'ai pu tester ma foi en la puissance de la narration.
Yıllar süresince hikaye anlatılıcılığının gücüne olan inancım test edildi.Az évek során megmérettetett a hitem a történetmesélés erejében.
Yıllar süresince hikaye anlatılıcılığının gücüne olan inancım test edildi.De-a lungul anilor, mi-a fost testată credința în talentul meu de povestitor.
Yıllar süresince hikaye anlatılıcılığının gücüne olan inancım test edildi.Durante gli anni, la mia fede nella forza del raccontare storie è stata messa alla prova.
Yıllar süresince hikaye anlatılıcılığının gücüne olan inancım test edildi.수년 간, 이야기를 나누는 것의 힘을 믿었던 저의 믿음은 시험을 받았었습니다.
Yıllar süresince hikaye anlatılıcılığının gücüne olan inancım test edildi.Over de jaren is mijn vertrouwen in de kracht van verhalen op de proef gesteld.
Yıllar süresince hikaye anlatılıcılığının gücüne olan inancım test edildi.Selama bertahun-tahun, keyakinan saya akan kekuatan bercerita telah diuji.
Yıllar süresince hikaye anlatılıcılığının gücüne olan inancım test edildi.Trong những năm qua, niềm tin của tôi về sức mạnh của việc kể chuyện đã được thử thách.
Yıllar süresince hikaye anlatılıcılığının gücüne olan inancım test edildi.Über die Jahre wurde mein Glauben in die Kraft des Geschichtenerzählens oft auf die Probe gestellt.
Yıllar süresince hikaye anlatılıcılığının gücüne olan inancım test edildi.Моя вера в силу, которую имеют рассказанные истории, проверялась годами.
Yıllar süresince hikaye anlatılıcılığının gücüne olan inancım test edildi.С годините моята вяра в силата на разказването на истории бе подложена на тест.
Yıllar süresince hikaye anlatılıcılığının gücüne olan inancım test edildi.במהלך השנים, האמונה שלי בכוח של סיפור סיפורים עמדה לנסיון
Yıllar süresince hikaye anlatılıcılığının gücüne olan inancım test edildi.على مر السنين ، وإيماني في قوة القص قد اخُتبر.
Yıllar süresince hikaye anlatılıcılığının gücüne olan inancım test edildi.その有効性と私自身の人々への信頼感に
Zafer için at boş bir umuttur, Büyük gücüne karşın kimseyi kurtaramaz.(32:17) Ненадежен конь для спасения, не избавит великою силою своею.
Zafer için at boş bir umuttur, Büyük gücüne karşın kimseyi kurtaramaz.calul nu poate da chezăşia biruinţei, şi toată vlaga lui nu dă izbăvirea.
Zafer için at boş bir umuttur, Büyük gücüne karşın kimseyi kurtaramaz.Förgäves väntar man sig seger genom hästar, med all sin styrka rädda de icke.
Zafer için at boş bir umuttur, Büyük gücüne karşın kimseyi kurtaramaz.Hesten er ikke å stole på til frelse, og med sin store styrke redder den ikke.
Zafer için at boş bir umuttur, Büyük gücüne karşın kimseyi kurtaramaz.Il cavallo non giova per la vittoria, con tutta la sua forza non potrà salvare
Zafer için at boş bir umuttur, Büyük gücüne karşın kimseyi kurtaramaz.Klamný je kôň, kde ide o záchranu, a nevychváti vo svojej veľkej sile.
Zafer için at boş bir umuttur, Büyük gücüne karşın kimseyi kurtaramaz.구원함에 말은 헛것임이여 그 큰 힘으로 구하지 못하는도다

İlgili Sayfalar