gücün ile cümle
gücün kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Jon’un tavsiyesini takiben, Stannis kabilelerin bağlılığını kazandı ve gücünü arttırdı.Kvôli úlohe Jona si Kit musel zlepšovať svoje zručnosti s mečom a nechať narásť dlhšie vlasy.
Herkes Sparda'nın gücünün peşindedir.Patrila pod vplyv Sparty.
Yaygın bir şekilde bilinen gücün birimi watt saniye başına 1 joule’a eşittir.Samotná jednotka 1 joule sa týmto spôsobom dá chápať ako wattsekunda.
Ayrıca onu takip edebilmek için kartal gücünü kullanıp onu kontrol edebilir.Tiež sa tam naučila bojovať a ovládať svoj Power Suit.
Bu saptırma gücüne coriolis kuvveti denir.Pri takýchto extrémnych parametroch už bolo započítanie Coriolisovej sily nutné.
Musa: Müziğin gücünü kullanır.Rozmýšľala nad adekvátnosťou využitia hudby.
Tasavvur edilen parlamento, yasama gücünü devralacaktı, ancak bu hiçbir zaman olmadı.To by si ale vyžadovalo úplne prebudovanie Milána, čo sa samozrejme nikdy nestalo.
Şiddetin, gücün tecessüsüdür (cismanileşmesi).Násilie je uplatňovanie sily pri prekonávaní odporu.
1842'de John Hutchinson, spirometreyi icat etti ve bu sayede nefes gücünün ölçümü mümkün kılındı.Leta 1842 je John Hutchinson izumil spirometer, kar je omogočilo merjenje vitalne kapacitete pljuč.
Bizans devletinde imparator tek ve mutlak yöneticiydi ve gücünü ilahi kaynaklardan aldığı kabul ediliyordu.V bizantinski državi je bil edini in absolutni vladar cesar, katerega oblast je bila božanskega izvora.
Böylece Authority tüm gücünü kaybeder.Pri tem pa je plemstvo izgubilo vso moč.
Roma'nın tüm gücünü güvence altına aldı ve hazineyi zenginleştirdi.Utrjeval je rimsko oblast in bogatil njeno zakladnico.
Bu bölgede gücünü artırdı.Tokrat so njegovo moč povečali.
2) Mavi şişe : Kısa bir süreliğine zıplama gücünü arttırır.Eruptivne spremenljivke: za krajši časovni presledek zasvetijo močneje.
Onun gücünü biliyordur.Zanašal se je na svojo moč.
Şehir yedi yüzyıl önceki bir Galyalı istilasından beri yabancı bir gücün kontrolüne geçmemişti.Mesta ni do tedaj osvojila nobena tuja vojska od invazije Galcev pred kakšnimi osmimi stoletji.
Ateş ile etrafı yakabilir ama daha gücünü kontrol edememektedir.Njena primarna moč je obvladovanje ognja, toda ne obvlada ga še dovolj dobro.
Kurmacanın gücünü tamamen kişiliğinde barındırıyor.On prepriča edino s silo svoje osebnosti.
Bu ilk rüzgar türbinleri 20-30 kW gücündeydiler.Začetne turbine so bile majhne po današnjih predpisih z zmogljivostjo vsaka 20-30 KW.
Ancak, hemen kendine gelip gücünü toplaması gerekecektir, çünkü arkadaşları büyük bir tehlike içindedir.Je zelo samovšečen, hkrati pa se znajde v stiski, saj se močno začne zavedati svoje nepotrebnosti.
Bu aynı zamanda Habsburg ailesinin gücünün yükselişine işaret eder.Temu "sporazumu" sledi seveda večji spor znotraj habsburške družine.
John Locke ise iktidarın gücünü yasama, yürütme ve federatif olarak ayırır.John Locke je na primer predpostavljal ločitev oblasti na dva dela, zakonodajno in izvršno.
Tasavvur edilen parlamento, yasama gücünü devralacaktı, ancak bu hiçbir zaman olmadı.Zakon je svetu dovolil zvišanje davkov, čeprav te moči ni nikoli izkoristil.
İnsanların hayal gücüne ve tasarım yeteneğine dayalıdırlar.Človekov potencial in njegove priložnosti.
Birkaç meta-analiz Büyük Beş'in geniş bir davranış dizisini tahmin gücünü ortaya koydu.Leksične študije so postavile temelj že pet-faktorskem modelu.
Böylece Zeus gücüne güç katmıştır.Tako je Joahim utrjeval svojo moč.
Arzava Krallığı gücünün doruğuna M.Ö. 15. ve 14. yüzyıllarda ulaştı.Kraljestvo Arzava je doseglo višek v 15. in 14. stoletju pr. n. št.
Bolivya 1825 yılında Simon Bolívar vasıtasıyla İspanyol koloni gücünden kurtarılır.Bolivija se je osamosvojila s pomočjo vojaške sile Peruja leta 1825.
Ancak kimse onun gücüne sahip olamaz.Nihče mu ne more ugrabiti, česar nima.
Zayıf insanlar solunum kas gücünü kalori alımlarını arttırarak arttırabilirler.Ljudje s KOPB in prenizko težo lahko izboljšajo moč svojih dihalnih mišic s povečanim vnosom kalorij.
Kar leoparı, kuzgun kurt ve onların gücünü savaştıkları her zaman çağırır.Občasno jo obiskujejo snežni leopardi, rjavi medvedi in volkovi.
Bir kişinin gücünü, bir Contractorunki kadar artırır.Povzdignil je status posameznika k statusu racionalnega bitja.
Bunun üzerine kral, bütün gücünü derebeylerine karşı kullandı.Tretjič, Mohamed je veličastno spoštoval vse tiste, ki so dvignili orožje zoper njega.
Amaçları: Tüm kıtanın kontrolünü ele geçirmek ve Metin Taşlarının artan gücünü engellemek.Skrbi za red na le-teh in odstranjuje sporne teme.
Bu tümen asıl gücünü Sovyetler Birliği'ne karşı kanıtladı.Dokazi so pokazali na odgovornost Sovjetske zveze.
Onu bozma gücüne sahip değildir.Vseeno pa ni imel namena deliti svoje moči.
Çünkü Atina'nın gücünün daha fazla büyümesinden çekiniliyordu.Nato je zaskrbljen zaradi rasti svoje moči sklenil zavezništvo z Atenami.
Kurulu rüzgâr gücünün %57.34'ü Kuzey Amerika ve Avrupa'dadır.Pomenljiv je tudi podatek, da jih 97,4 % deluje v Evropi in Ameriki.
Morfin (eski adıyla morphium) de adını Morpheus'tan ve onun rüya görmeye sebep olan gücünden alır.Vaisto (ir kartu narkotiko) Morfino pavadinimas kilo iš Morfėjo siejant panašią sapnų suteikimo galią.
Uzlaşımsal olarak, Güneş'in aydınlatma gücüne eşittir: 3.827 × 1026 W, veya 3.827 × 1033erg/s.Saulės šviesis yra lygus 3,827 × 1026 W arba 3,827 × 1033erg/s.
Özellikle Avrupa, Orta Çağ sonlarına kadar Bizans'ın ekonomik gücüne erişemedi.Europa šiuo atžvilgiu neprilygo Bizantijai iki viduramžių pabaigos.
Bir kilowattlık güç yaklaşık olarak 1,34 beygir gücüne (HP) eşittir.1 kW (kilovatas) apytiksliai lygus 1,34 AG.
Kutupluluk uluslararası sistemdeki gücün paylaşılma yöntemine ilişkin bir terimdir.Poliškumas – galios pasiskirstymo tarptautinėje sistemoje forma.
Bu birçok çelik alaşımın tensil gücüne eşittir ancak titanyum %45 oranında daha hafiftir.Titanas yra toks pat tvirtas kaip plienas, bet 45 % lengvesnis.
Bu sefer mezhebin askeri gücünü kırdı.Šį kartą bazilikos drebėjimai nepaveikė.
Açılma gücüne karşı sekiz payandası vardır.Atidarymo metu turėta 800 eksponatų.
Çünkü reddedilemez büyüme ve genişleme gücüne sahiptir.Jų privalumai – didesnis tvirtumas ir nesideformavimas nuo drėgmės.
Daha sonra tekrar kurulmasına rağmen, imparatorluk eski gücüne bir daha hiç kavuşamadı.Netgi Ačehams atsitraukus, buvusi galybė niekada nebuvo atkurta.
Böylece gücünü kaybeder.Mana galėjo ir netekti savo galios.
Ona gücünü verdin.Jis tik rodė savo galią.
Daimyo’lar, Samurayları daha fazla arazi kazanmak ve gücünü arttırmak için kullanırlardı.Kiekvienas daimio savo ruožtu naudojosi samurajais, kad apgintų savo žemes ir išplėstų jų valdas.
Bu devre 1.5 kWh enerji içeriği ile 518 V gücünde bir sistem olur.Toks elementas sukuria 1,5V elektrovarą.
Hiçbir üstün gücün egemenliği altına girmeyi kabul etmez.Joks kitas patinas negali įžengti į dominuojančio patino teritoriją.
Böylece onlar çoğu kez bir yaşam gücünün doğadaki tezahürleri olarak görülür.Dažniausiai tai būna vyrų choras, sukuriantis atitinkamą atmosferą.
İlerlemiş yaşı gücünü tüketiyordu ve tamamen gözdelerinin eline düştü.Bėgantys metai išsekino jo energiją ir jis atsidavė į favoritų rankas.
Süveyş Krizi, Britanya'nın Orta Doğu'daki gücünü zayıflatsa da tamamen yok etmedi.Suessi kriisi tõttu nõrgenes brittide võim Lähis-Idas, kuid ei kadunud täielikult.
Dev hayvan yeniden doğmuş ve eski gücüne kavuşmuştu ki Mammon'un müritleri korkudan sindiler.Ja metsaline sündis uuesti ja oli tugevam kui enne ja mammona kummardajad värisesid suures hirmus.
Bir daha eski gücüne kavuşamamıştır.Ta ei tohtinud oma endisesse töökohta enam siseneda.
Bu nüfus artışı iş gücünü, yatırımı ve zanaati arttırdı.Need määrad pidid stimuleerima tööd, kokkuhoidu, investeerimist.
Partinin temel hedefi Rus ulusal gücüne dayalı yeni bir sosyalist model uygulamaktı.Vasakrinde peamine eesmärk on sotsialistlikku ühiskonna ehitamine Venemaal.