gücünü ile cümle

gücünü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Çık, ya RAB, yaşayacağın yere, Gücünü simgeleyen sandıkla birlikte.Αναστηθι, Κυριε, εις την αναπαυσιν σου, συ και η κιβωτος της δυναμεως σου.
Çık, ya RAB, yaşayacağın yere, Gücünü simgeleyen sandıkla birlikte.Стани, Господи, и влез в покоя Си. Ти и ковчега на Твоята сила;
Çık, ya RAB, yaşayacağın yere, Gücünü simgeleyen sandıkla birlikte.קומה יהוה למנוחתך אתה וארון עזך׃
Çık, ya RAB, yaşayacağın yere, Gücünü simgeleyen sandıkla birlikte.قم يا رب الى راحتك انت وتابوت عزك‎.
Çık, ya RAB, yaşayacağın yere, Gücünü simgeleyen sandıkla birlikte.耶 和 華 阿 、 求 你 興 起 、 和 你 有 能 力 的 約 櫃 同 入 安 息 之 所
Çık, ya RAB, yaşayacağın yere, Gücünü simgeleyen sandıkla birlikte.耶和華 阿 、 求 你 興起 、 和 你 有 能力 的 約櫃 同 入 安息 之所
Çok havalı bir kelime, size sadece Punnet karesinin gücününü anlatan bir fikir veriyor.Das klingt sehr extravagant, aber es gibt Dir immerhin einen Vorgeschmack von der Kraft des Punnett-Quadrates.
Çok havalı bir kelime, size sadece Punnet karesinin gücününü anlatan bir fikir veriyor.정말 멋진 단어에요, 하지만 단지 여러분은 퍼넷 스퀘어밖에 생각나지 않겠죠
Çok havalı bir kelime, size sadece Punnet karesinin gücününü anlatan bir fikir veriyor.Palabra muy elegante, pero sólo te da una idea del poder el cuadrado de Punnett.
Çok havalı bir kelime, size sadece Punnet karesinin gücününü anlatan bir fikir veriyor.Parola molto di fantasia, ma si dà solo un'idea del potere del quadrato di Punnett.
Çok havalı bir kelime, size sadece Punnet karesinin gücününü anlatan bir fikir veriyor.Много сложна дума, но тя ви показва силата на решетката на Пънет.
Çok havalı bir kelime, size sadece Punnet karesinin gücününü anlatan bir fikir veriyor.تعبير ممتاز جدا لكنها تُعطينا فكرة عن قوة مربع بونت
Çünkü bilirsiniz ki, imanınızın sınanması dayanma gücünü yaratır.ca unii cari ştiţi că încercarea credinţei voastre lucrează răbdare.
Çünkü bilirsiniz ki, imanınızın sınanması dayanma gücünü yaratır.da I vet at prøvelsen av eders tro virker tålmodighet;
Çünkü bilirsiniz ki, imanınızın sınanması dayanma gücünü yaratır.ker veste, da preizkušnja vere vaše rodi stanovitnost.
Çünkü bilirsiniz ki, imanınızın sınanması dayanma gücünü yaratır.이는 너희 믿음의 시련이 인내를 만들어 내는 줄 너희가 앎이라
Çünkü bilirsiniz ki, imanınızın sınanması dayanma gücünü yaratır.och veten, att om eder tro håller provet, så verkar detta ståndaktighet.
Çünkü bilirsiniz ki, imanınızın sınanması dayanma gücünü yaratır.sabendo que a aprovação da vossa fé produz a perseverança;
Çünkü bilirsiniz ki, imanınızın sınanması dayanma gücünü yaratır.sabiendo que la prueba de vuestra fe produce paciencia
Çünkü bilirsiniz ki, imanınızın sınanması dayanma gücünü yaratır.sachant que l`épreuve de votre foi produit la patience.
Çünkü bilirsiniz ki, imanınızın sınanması dayanma gücünü yaratır.sapendo che la prova della vostra fede produce la pazienza
Çünkü bilirsiniz ki, imanınızın sınanması dayanma gücünü yaratır.tietäen, että teidän uskonne kestäväisyys koetuksissa saa aikaan kärsivällisyyttä.
Çünkü bilirsiniz ki, imanınızın sınanması dayanma gücünü yaratır.Tudván, hogy a ti hiteteknek megpróbáltatása kitartást szerez.
Çünkü bilirsiniz ki, imanınızın sınanması dayanma gücünü yaratır.und wisset, daß euer Glaube, wenn er rechtschaffen ist, Geduld wirkt.
Çünkü bilirsiniz ki, imanınızın sınanması dayanma gücünü yaratır.vediac, že dokázanosť vašej viery pôsobí trpezlivosť.
Çünkü bilirsiniz ki, imanınızın sınanması dayanma gücünü yaratır.Vědouce, že zkušení víry vaší působí trpělivost.
Çünkü bilirsiniz ki, imanınızın sınanması dayanma gücünü yaratır.vì biết rằng sự thử thách đức tin anh em sanh ra sự nhịn nhục.
Çünkü bilirsiniz ki, imanınızın sınanması dayanma gücünü yaratır.vì biết rằng sự thử_thách đức_tin anh_em sanh ra sự nhịn_nhục .
Çünkü bilirsiniz ki, imanınızın sınanması dayanma gücünü yaratır.vidende, at eders Tros Prøve virker Udholdenhed;
Çünkü bilirsiniz ki, imanınızın sınanması dayanma gücünü yaratır.Wees dan maar blij; want als de weg ruw is, kan uw geduld groeien.
Çünkü bilirsiniz ki, imanınızın sınanması dayanma gücünü yaratır.Wiedząc, iż doświadczenie wiary waszej sprawuje cierpliwość;
Çünkü bilirsiniz ki, imanınızın sınanması dayanma gücünü yaratır.γνωριζοντες οτι η δοκιμασια της πιστεως σας εργαζεται υπομονην.
Çünkü bilirsiniz ki, imanınızın sınanması dayanma gücünü yaratır.знаючи, що доказ вашої віри робить терпіннє;
Çünkü bilirsiniz ki, imanınızın sınanması dayanma gücünü yaratır.зная, что испытание вашей веры производит терпение;
Çünkü bilirsiniz ki, imanınızın sınanması dayanma gücünü yaratır.בדעתכם כי בחן אמונתכם מביא לידי סבלנות׃
Çünkü bilirsiniz ki, imanınızın sınanması dayanma gücünü yaratır.عالمين ان امتحان ايمانكم ينشئ صبرا.
Çünkü bilirsiniz ki, imanınızın sınanması dayanma gücünü yaratır.因 為 知 道 你 們 的 信 心 經 過 試 驗 、 就 生 忍 耐
Çünkü bilirsiniz ki, imanınızın sınanması dayanma gücünü yaratır.因 為 知道 你 們 的 信心 經過試驗 、 就 生 忍耐
Çünkü bir şekilde öyle düşünüyorum-- ve buna geri döneceğim; ama arzu krizi çoğunlukla hayal gücünün krizidir.왜냐하면 저는 어떤 방식으로는 이렇게 생각하기 때문입니다.--다시 돌아가서 말할테지만-- 욕망의 위기는 종종 상상력의 위기이기도 합니다.
Çünkü bir şekilde öyle düşünüyorum-- ve buna geri döneceğim; ama arzu krizi çoğunlukla hayal gücünün krizidir.Koska luulen -- ja palaan tähän vielä -- että halun kriisissä on usein kyse mielikuvituksen kriisistä.
Çünkü bir şekilde öyle düşünüyorum-- ve buna geri döneceğim; ama arzu krizi çoğunlukla hayal gücünün krizidir.Mislim, da na nek način -- in k temu se bom vrnila -- je kriza poželenja pogosto kriza domišljije.
Çünkü bir şekilde öyle düşünüyorum-- ve buna geri döneceğim; ama arzu krizi çoğunlukla hayal gücünün krizidir.Myślę, że kryzys pożądania to często kryzys wyobraźni.
Çünkü bir şekilde öyle düşünüyorum-- ve buna geri döneceğim; ama arzu krizi çoğunlukla hayal gücünün krizidir.Я думаю, в некотором смысле, и я ещё вернусь к этому, кризис желания часто является кризисом воображения.
Çünkü bir şekilde öyle düşünüyorum-- ve buna geri döneceğim; ama arzu krizi çoğunlukla hayal gücünün krizidir.Я думаю - і ми повернемось до цього - що криза бажання є часто кризою уяви.
Çünkü bir şekilde öyle düşünüyorum-- ve buna geri döneceğim; ama arzu krizi çoğunlukla hayal gücünün krizidir.כי לדעתי, במובן מסוים-- ומיד אחזור לזה-- משבר התשוקה הוא לעתים קרובות משבר של הדמיון.
Çünkü bir şekilde öyle düşünüyorum-- ve buna geri döneceğim; ama arzu krizi çoğunlukla hayal gücünün krizidir.لأنني أعتقد ، بطريقه ما -- و سأعود إلي ذلك -- لكن غالبا أزمة الرغبة هي أزمة الخيال .
Çünkü bir şekilde öyle düşünüyorum-- ve buna geri döneceğim; ama arzu krizi çoğunlukla hayal gücünün krizidir.欲望が危機に瀕しているとき 私達の想像力すら脅かされています なぜ 良いセックスは やがて色あせていくのでしょう
Çünkü bu bölgedeki yozlaşmış seçkinler insanları ayartma gücünü bile yitirmişler.Bởi vì những lãnh đạo tha hóa trong khu vực này đã mất đi ngay cả khả năng lừa dối của họ.
Çünkü bu bölgedeki yozlaşmış seçkinler insanları ayartma gücünü bile yitirmişler.Denn die korrupte Elite in der Region hat sogar die Macht der Täuschung verloren.
Çünkü bu bölgedeki yozlaşmış seçkinler insanları ayartma gücünü bile yitirmişler.그 지역의 이 부패한 엘리트들이 기만의 힘 마저도 잃었기 때문입니다.
Çünkü bu bölgedeki yozlaşmış seçkinler insanları ayartma gücünü bile yitirmişler.Mert ez a korrupt elit abban a régióban még a megtévesztés hatalmát is elveszítette.
Çünkü bu bölgedeki yozlaşmış seçkinler insanları ayartma gücünü bile yitirmişler.Omdat de corrupte elite in die regio zelfs de kracht om te misleiden heeft verloren.
Çünkü bu bölgedeki yozlaşmış seçkinler insanları ayartma gücünü bile yitirmişler.Parce que cette élite corrompue dans cette région a même perdu son pouvoir de duper.
Çünkü bu bölgedeki yozlaşmış seçkinler insanları ayartma gücünü bile yitirmişler.Pentru că această elită coruptă din acea regiune a pierdut chiar şi puterea de a înşela.
Çünkü bu bölgedeki yozlaşmış seçkinler insanları ayartma gücünü bile yitirmişler.Perché questa élite corrotta in quella regione ha perso anche il potere d'imbrogliare.
Çünkü bu bölgedeki yozlaşmış seçkinler insanları ayartma gücünü bile yitirmişler.Porque esta elite corrupta naquela região perdeu até o poder de enganar.
Çünkü bu bölgedeki yozlaşmış seçkinler insanları ayartma gücünü bile yitirmişler.Porque la élite corrupta de esa región ha perdido hasta el poder de engaño.
Çünkü bu bölgedeki yozlaşmış seçkinler insanları ayartma gücünü bile yitirmişler.Pretože táto skorumpovaná elita v tomto regióne stratilia aj schopnosť klamať.
Çünkü bu bölgedeki yozlaşmış seçkinler insanları ayartma gücünü bile yitirmişler.Protože tato zkorumpovaná elita v této oblasti dokonce ztratila schopnost oklamat.
Çünkü bu bölgedeki yozlaşmış seçkinler insanları ayartma gücünü bile yitirmişler.Διότι η διεφθαρμένη ελίτ σε εκείνη την περιοχή έχει χάσει ακόμα και τη δύναμη της εξαπάτησης.

İlgili Sayfalar