Babam her gün bir fincan kahve içer.My father has a cup of coffee every day.
Babam her gün sekizde çalışmaya gider.My father goes to work at eight every day.
Babam her gün yürüyüş yapar.My father takes a walk every day.
Babam her gün içer.My father drinks daily.
Odam güneye bakar, bu onu güneşli ve rahat yapar.My room faces south, which makes it sunny and very comfortable.
Annemin kızken güzel olduğunu söylerler.My mother is said to have been beautiful when she was a girl.
Benim erkek çocuklarımla gurur duyuyorum.I'm so proud of my boys.
Kız kardeşim güzeldir.My sister is pretty.
Kız kardeşim haftada iki gün piyano dersleri alır.My sister takes piano lessons twice a week.
Kızım, Kate, bir şarkı yarışmasını kazandı ve ben onunla gurur duyuyorum.My daughter, Kate, won a singing competition and I'm proud of her.
Seyahatimin ilk iki günü yağmurluydu.The first two days of my trip were rainy.
Böylesine güzel bir hayvan gördüğüme memnun oldum.I'm glad to see such a beautiful animal.
Ben onun harika güzelliğini reddedecek kadar aptal değilim.I am not so stupid as to deny its great beauty.
Gül yetiştirmekte iyiyim.I am good at raising roses.
Bir günlük tutardım.I used to keep a diary.
Tüm gün katiyen bir şey yemedim.I ate absolutely nothing the whole day.
Ben iki günde bir çalışırım. Pazartesi, Çarşamba ve Cuma.I work every other day: Monday, Wednesday, and Friday.
Ben şimdi güçlükle çalışabiliyorum.I can hardly work now.
Bir arabaya bakmaya gücüm yetmez.I cannot afford to keep a car.
Geçen gün kameramı kaybettim.I lost my camera the other day.
Ben pazar günü çalışmam.I don't work on Sunday.
Onun güzel olduğunu düşündüm.I thought she was pretty.
Kız kardeşimin bana doğum günüm için verdiği saati kaybettim.I lost the watch my sister had given me for my birthday.
On beş yıldır her gün piyano çalıştım.I have practiced piano every day for fifteen years.
Köpeğimi günde iki kez beslerim.I feed my dog twice a day.
İki günde bir yürüyüşe giderim.I go for a walk every other day.
Her iki günde bir diş hekimine giderim.I go to the dentist every second day.
Gün aşırı dişçiye giderim.I go to the dentist's every other day.
İki günde bir banyo yaparım.I take a bath every other day.
Bir tek gün için bile bu sözlük olmadan yapamam.I cannot do without this dictionary even for a single day.
Bütün günü roman okuyarak geçirdim.I spent the whole day in reading the novel.
Bütün gün tenis oynuyordum.I was playing tennis all day.
Bütün gün boyunca televizyon izlerim.I watch television all day long.
Bütün gün sokakları başıboş dolaştım.I wandered about the streets all day.
Bütün gün çalışmaktan yoruldum.I am worn out from working all day.
Bütün gün boyunca mektuplar yazıyorum.I have been writing letters all day long.
Gün boyu onu bekledim.I waited for him all day long.
Bütün gün masaya zincirlendim.I was chained to the desk all day.
İşi birkaç gün içinde bitirmem mümkün değil.I could not possibly finish the work in a few days.
Birkaç gündür New York'ta idim.I was in New York for a few days.
Birkaç günlük izne ayrılıyorum.I am taking a couple of days off.
İki gündür eğitim görmüyorum.I have not been studying for two days.
Ben iki gündür meşgulüm.I have been busy for two days.
İki gündür meşgul değildim.I have not been busy for two days.
Üç gün burada kalmayı planlıyorum.I plan to stay here for three days.
Üç gündür Kyoto'da kalmaktayım.I have stayed in Kyoto for three days.
Nagoya'da üç gün kalmayı düşünüyorum.I intend to stay in Nagoya for three days.
Üç yıldır bir günlük tutmaktayım.I have kept a diary for three years.
Öbür güne kadar burada kalacağım.I am going to stay here till the day after tomorrow.
Dürüst olacağınıza güveniyorum.I am relying on you to be honest.
Ona gülme tarzını sevmiyorum.I don't like the way you laugh at her.
Her gün geç gelmeni sevmiyorum.I don't like your coming late every day.
Ben senin karınım ve seni memnun etmek için güzel görünmekten hoşlanıyorum.I'm your wife and I like to look nice to please you.
Kazanma yeteneğine güvenim var.I have confidence in your ability to win.
Amerikan günlük yaşamını öğrenmek istiyorum.I want to learn about American daily life.
Benim güzel bir kameram var.I have a nice camera.
Paskalya Adası'na on günlük bir seyahate gittim.I went on a ten-day trip to Easter Island.
Bir gün seninle tenis oynamak istiyorum.I'd like to play tennis with you some day.
Bir gün Amerika'ya gitmek istiyorum.I want to go to America someday.
Bir gün Mısır'ı ziyaret etmek istiyorum.I wish to visit Egypt someday.