Mary'nin doğum günü için bir pasta yapacağım.I'm going to make a cake for Mary's birthday.
Elbette bana güvenebilirsin. Ben hiç daha önce seni yanlış yönlendirdim mi?Of course you can trust me. Have I ever given you a bum steer before?
Herkes gülmekten kırıldı.Everybody burst into laughter.
Herkes bana bu günlerde Tony dedi.Everybody called me Tony in those days.
Herkes onun hatasına güldü.Everybody laughed at his error.
Herkes size güveniyor.Everybody is relying on you.
Bütün günü odamı temizleyerek geçirdim.I spent a whole day in cleaning up my room.
Gökyüzü sanki güneş batmış kadar karanlık oldu.The sky became as dark as if the sun had sunk.
O kendine gülüyor gibi görünüyor.She looks as if she's laughing to herself.
Bütün hafta çalıştıktan sonra pazar günü ağırdan aldık.After working all week, we took it easy on Sunday.
Güneşin doğmasına az kaldı.It will not be long before the sun rises.
Madonna bir güzelliktir.Madonna is a beauty.
Matt ekibimiz için güçlü bir kazanımdır.Matt is a powerful acquisition for our team.
Seni tekrar görmek güzel!Nice to see you again!
Yine Hawaii'de olmak ne güzel!How nice to be in Hawaii again!
Seni tekrar görmek güzel.It is nice to see you again.
Sizi tekrar görmek güzel.It is nice to see you again.
Günün birinde seni tekrar görmek isterim.I would like to see you again sometime.
Bir gün daha geçti.Another day passed.
Geçen gün için sana hâlâ teşekkür etmedim. Bunu gerçekten takdir ediyorum.I still haven't thanked you for the other day. I really appreciate it.
Her geçen gün daha fazla insan sigaranın zararlarının farkına varıyor.More and more people are becoming aware of the dangers of smoking.
Gerçek dost kara günde belli olur.A friend in need is a friend indeed.
Ak akçe kara gün içindir.You must provide for a rainy day.
Kötü bir gün için tedarikli olmalısın.You must provide for a rainy day.
O kötü bir gün için kendini sigortalattı.He insured himself for a rainy day.
Kötü bir gün için tasarruf yapın.Save for a rainy day.
Kara gün için tasarruf edin.Save for a rainy day.
Kötü bir gün için her zaman para biriktirmelisin.You should always save money for a rainy day.
Sıkıntılı günlere karşı biraz para biriktirmelisiniz.You should save some money against a rainy day.
Kötü bir gün için bir kenara bir şey koymalısın.You should lay by something against a rainy day.
Sıkıntılı bir gün için bir şey saklayın.Keep something for a rainy day.
Mike'ın güzel bir raketi var.Mike has a nice racket.
Mike babasının zengin olmasıyla gurur duyar.Mike is proud of his father being rich.
Mike günde en az üç yüz dolar kazanır.Mike earns no less than three hundred dollars a day.
Mike gülümsedi.Mike smiled.
Mike günlüklerinden kaba bir tablo yaptı.Mike made a rude table from the logs.
Mike'a onun doğum gününde ne verdin?What did you give Mike on his birthday?
Her şeyi göz önüne alırsak, bu güzel bir partiydi.All in all, this was a nice party.
Onu tam birkaç gün önce gördüm.I saw her just the other day.
Kafam güzelleşiyor.I'm getting high.
Bob cumartesi günü bakkalda bir kâtip olarak çalıştı.Bob worked as a clerk in the grocery store on Saturday.
O neredeyse her gün nehire gidip balık avlıyor.Almost every day he goes to the river and fishes.
Güçlükle yürüyebiliyorum.I can hardly walk.
Birçok Japon her gün banyo yapar.Most Japanese take a bath every day.
Çoğu Japon en az günde bir kez pirinç yer.Most Japanese eat rice at least once a day.
Lütfen beni otel güvenliğine götürün.Please get me hotel security.
Genç kızların narin şekiller için arzusu güçlüdür.Young girls' desire for slim figures is strong.
Boston'a bir günde kaç uçuşunuz var?How many flights to Boston do you offer a day?
Yarın benim izin günüm.Tomorrow is my day off.
Bugün okulda bana güldüler.I was laughed at in school today.
Ben öğrenciyken İngilizce günlük tutardım.I used to keep a diary in English when I was a student.
Dedem güzel günlerde yürüyüşe gider.My grandfather goes for a walk on fine days.
Yardım için diğerlerine güvenmemelisin.You shouldn't count on others for help.
Paul bu günlerde çok sıkı çalışıyor.Paul studies very hard these days.
Paula ve ben pazar günü akşam yemeği pişirdik.Paula and I cooked dinner on Sunday.
Kalem kılıçtan daha güçlüdür.The pen is mightier than the sword.
Venedik'in güzel bir şehir olduğunu söylüyorlar.They say that Venice is a beautiful city.
Betty bazı güller ve Jane bazı karanfiller getirdi.Betty brought some roses and Jane some carnations.
Betty güzel bir kızdır, değil mi?Betty is a pretty girl, isn't she?
Her gün yatağımı toplamam gerekir mi?Should I make my bed every day?