güçler ile cümle
güçler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ancak İrlanda Savunma Kuvvetleri, Birleşmiş Milletler Barış Güçleri'nde önemli roller almıştır.Irland har dog en tradition for at engagere sig i FN's fredsbevarende styrker.
Mayıs 1945'te Bornholm, Sovyet güçleri tarafından ağır biçimde bombardımana tabi tutuldu.Bornholm blev udsat for kraftigt bombardement af Sovjetunionens luftvåben i maj 1945.
Oyundaki büyülü güçler ve ekipman oyuncunun yeni ve benzersiz kombinasyonlar yapması için tasarlanmıştır.Magiske evner og udstyr er designet til at blive kombineret for at skabe nye og varierede effekter.
NATO Daimi Mayın Karşıtı Tedbir Grubu 1, NATO'nun mayın karşıtı tedbir hızlı müdahale güçlerinden biri.Standing NATO Mine Countermeasures Group 1 (SNMCMG1) er den den ene af NATO's stående minerydningsstyrker.
Paramiliter milis güçlerinin ise 108.000 kişi olduğu tahmin ediliyor.Paramilitære styrker blev anslået til 108.000 i 2011.
Her generalin farklı özellikleri ve güçleri vardır.Hver karakter har forskellige styrker og svagheder.
Uzaylı güçlerini kaybetmiş, tekrar insan olmuştur.Han oplever at få magt og miste den igen.
Her sınıf kendine özgü büyü güçlerine sahiptir ve diğer sınıflar bu büyü güçlerini kullanamaz.Denne klasse kan bruger alle typer våben bortset fra tryllestaven.
1943de Alman güçleri Sicilya'yı terk edinceye kadar bu devam etti.1943 - Tyskerne forlader Sicilien.
Doğaüstü güçlerle başa çıkmak doğal olarak yetenek ister.Overnaturlige evner er evner, der opfattes som overnaturlige.
Maritime güçleri gemi yapımı ve donanımında Fransa'ya üstünlük sağlamış bulunmaktaydı.Hermed håbede US Navy at opnå forbedrede sø- og manøvreegenskaber.
Şapka, onu takan kişiye muazzam güçler vermektedir.Biddet gav ham mægtige edderkoppelignende kræfter.
Özel güçleri vardır.Specialstyrker fandtes.
Dağ Saldırısı Operasyonu Taliban güçlerini kökten temizlemek amacıyla 17 Mayıs 2006'da başladı.17. marts 2006 begyndte Operation Mountain Thrust, der skulle bekæmpe talibanstyrkerne.
Sovyetler Birliği, Varşova'daki Alman işgal güçlerine karşı bir ayaklanmayı başlarda teşvik etti.Den sovjetiske fremrykning udløste Warszawa opstanden mod den tyske besættelse.
Güvenlik güçleri protestoculara saldıran vatandaşların bu iş için günlük ücret aldıklarına tanık olmuştur.Kvinderne, der deltog i demonstrationen, kæmpede for lige løn.
1982 - Arjantin güçleri, Falkland Adaları'nda Birleşik Krallık birliklerine teslim oldu.1982 - Argentinske tropper overgiver sig til de engelske under Falklandskrigen.
Amerikan güçleri yukarı çıkabilmek için çok zorlanmaktadırlar.De amerikanske tropper var især for spredt til at modstå angrebene.
İranlıların Nineveh Savaşı'nda birleşik Bizans güçleri tarafından kesin mağlubiyet edilmesi.De iranske styrker lider et afgørende nederlag i slaget ved Ninive til de byzantinske styrker.
Kuzey Ordu Grubunun amacı Vistula Nehri'nin kuzeyinde Polonya güçlerini yok etmekti.Målet for Heeresgruppe Nord var at nedkæmpe de polske styrker nord for Wisła.
Protesto gösterileri hükümet güçleri tarafından sert biçimde bastırıldı.Disse strejker blev ubarmhjertigt slået ned med støttet fra regeringsstyrker.
Moşe Dayan generalliğindeki İsrail güçleri, 29 Ekim 1956'da Mısır'a saldırdı.Den 29. oktober 1956 angreb israelske styrker som aftalt Egypten.
Şimdi, Akdeniz İtilaf güçleri için çok daha güvenli bir deniz haline gelmiştir.Søen udviklede sig hurtigt til et spændende naturområde.
1993 - Kolombiya'lı uyuşturucu taciri Pablo Escobar, Medellín'de güvenlik güçlerince öldürüldü.1983 - Den colombianske narkobaron Pablo Escobar bliver skudt.
York Dükü ve kliği tekrar iktidar güçlerini kaybetmişlerdi.York og hans støtter fik deres magtposition tilbage.
Sihirli güçleri vardır.Desuden har hun magiske kræfter.
Çin güvenlik güçleri gösterilere sert karşılık vermiştir.De kinesiske tropper gjorde forbitret modstand.
13 Aralık 2003'te Tikrit yakınlarında bir çiftlik evinde ABD güçlerince yakalandı.Saddam Hussein blev den 13. december 2003 taget til fange af amerikanske styrker ved Tikrit.
Bu akarsuların aşındırma güçleri birbirinden farklıdır.Denne evnes styrke varierer dog.
Bu dönem ekonomik ve dini düzlemde Avrupa güçleriyle yoğun ilişkiler içine girildi.Religiøse og dynastiske spændinger havde i mellemtiden skabt spændinger i hele Europa.
Büyülü güçleri vardır.De har alle magiske evner.
Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri, Kolombiyalı militan grubu.FARC er en revolutionær, kommunistisk, væbnet oprørsgruppe i Colombia og ulovlig ifølge colombiansk lov.
Bütün vampirlerin sahip olduğu özelliklerin yanında Edward sadece kendisine ait bazı özel güçleri vardır.I tillegg til egenskaper han deler med de andre vampyrene, har Edward visse ferdigheter som er hans alene.
Her bir cumhuriyet magistrası belirli anayasal güçlere sahipti.Hver republikansk magistrat hadde former konstitusjonell makt.
Bir UGK komutanı Kaddafi güçlerinin halen şehrin %15-20'sini kontrol altında tuttuğunu söyledi.En opprørskommandant opplyste at Gaddafi-tro styrker fortsatt kontrollerte mellom 15 og 20 prosent av byen.
Bount: Animeye özgü olan Bountlar yüksek ruhsal enerjileri ve özel güçleri olan bir insan klanıdır.Bount-er er en klan av mennesker med høy spirituell energi og spesielle evner.
Havaalanı, Devamlı Destek Misyonu ve Afgan Ulusal Güvenlik Güçleri (ANSF) tarafından korunmaktadır.Flyplassen drives av den Resolute Support Mission og de Afghanske nasjonale sikkerhetstyrker (ANSF).
"İlbis Kığha" ile birlikte göğün karanlık güçleridir ama şeytan değillerdir.Iblis (arabisk: إبليس, Iblīs) eller Shaitan (arabisk: شيطان, Shayṭān) er djevelen i Islam.
1997 - Rus güçleri Çeçenistan'dan çekildi.1997 – Russland trekker sine styrker ut av Tsjetsjenia.
Bu amacı gerçekleştirmeye yardımcı olacak iki farklı destek vardı; İsrail Savunma Güçleri ve eğitim sistemi.De to sentrale verktøyene som var bestemt for denne effekten var Israels forsvar og utdanningssystem.
Macaristan'ın yeni savaş güçleri artık mufafazakâr devrim karşıtları; "Beyazlar" idi.Den nye hæren i Ungarn besto av konservative motrevolusjonære, «de hvite».
Dağ Saldırısı Operasyonu Taliban güçlerini kökten temizlemek amacıyla 17 Mayıs 2006'da başladı.Den 17. mai 2006 startet Operasjon Mountain Thrust som skulle bekjempe Talibanstyrkene.
Bazıları da kendilerine özgü güçler geliştirmişlerdir.Med det tok de også til seg store deler av rikdommen.
Bundan sonra Taliban güçleri direnişin kalbi olan güney Afganistan'da Kandahar civarına geri püskürtüldü.Samtidig var Taliban blitt drevet tilbake til sitt maktsentrum i det sørøstlige Afghanistan, omkring Kandahar.
Bu yeni güçler, eski ordudan kalanların tümüyle birlikte iki konsül arasında paylaştırıldı. .Disse nye styrkene, sammen med restene av den tidligere arméen, ble delt mellom konsulene.
2 yıl sonra Endonezya güvenlik güçleri Doğu Timor'u işgal etti.Bare noen uker senere invaderte Indonesia Øst-Timor.
Görevi Dünya'yı kötü güçlerden korumaktır.Den skulle beskytte mot onde makter.
Ancak Batı güçleri bu girişimlerle pek ilgilenmediler.Men disse vestmakter var ikke særlig mottagelige.
Eylül 1944'te Sovyet güçleri Macar sınırını geçtiler.I september 1944 krysset sovjetiske styrker den ungarske grensen.
Bu yüzden güçlerinin birçoğu bilinmemektedir.For fleste av dem er kildene ikke kjente.
Bağımsız ticaret birliği aktivistlerince düzenlenen ralli güvenlik güçleri tarafından durduruldu.Demonstrasjonen, som ble organisert av uavhengige fagforeninger, ble stoppet av sikkerhetsstyrker.
Bazı tümenler muharip güçlerinin yarısını yitirmişlerdi.De hadde riktignok tapt halvparten av styrken.
Clark günü süper güçleri olmadan kurtamak zorundadır.Verden ser ut til å greie seg uten Supermann.
Alemin karanlık güçlerini temsil eder.Mørkets makter bever.
Oğluyla aynı güçlere sahip.Kanskje til og med sin egen sønn.
Hangi güçler onu şekillendirdi, onu böylesine bir kalıba ne döktü?Hva representerer hun, og hvordan kom dit?
Teksas valisi, Teksas eyaletindeki yürütme organının başı ve eyaletin askerî güçlerinin başkomutanıdır.Guvernøren i Texas er den høyeste lederen av styresmaktene i staten Texas, USA.
Özel güçleriniz ise sınırsızdır.Deres dumhet er grenseløs.
Güvenlik güçleri olaylara müdahale etmişlerdir.Kapasiteten har blitt senket av sikkerhetsårsaker.
Savaşın sonunda her iki tarafın güçleri de ağır kayıplara uğramıştı.Mot slutten av dagen hadde begge sider lidd store tap.