güçlük ile cümle

güçlük kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
13
ORT. KELİME
Sen bilirsin, güçlükle mücadele eden yumurtalar bacakların arasında...Ξέρεις, τα σπασμένα αυγά ανάμεσα στα πόδια...
Size,çevrenin, bugün karşı karşıya kaldığı güçlüklerden ve önemli problemlerden söz etmek istiyorum”.Chci s vámi hovořit o hlavníchproblémech a nebezpečí, kterému čelídnešní životní prostředí.”
Size,çevrenin, bugün karşı karşıya kaldığı güçlüklerden ve önemli problemlerden söz etmek istiyorum”.“Potrebujem vašu pomoc k tomutoprojektu,” naliehala, “vašu angažovanosť, vašu energiu, vaše nadšenie.
Size,çevrenin, bugün karşı karşıya kaldığı güçlüklerden ve önemli problemlerden söz etmek istiyorum”.Voglio parlarvi dei problemi e delle sfide di grandeportata a cui è confrontato attualmentel'ambiente».
Size,çevrenin, bugün karşı karşıya kaldığı güçlüklerden ve önemli problemlerden söz etmek istiyorum”.Vreau sa văvorbesc despre problemele și provocărilemajore cu care se confruntă în prezent me-
Süleyman onun bütün sorularına karşılık verdi. Kralın ona yanıt bulmakta güçlük çektiği hiçbir konu olmadı.E Salomão lhe deu resposta a todas as suas perguntas; não houve nada que o rei não lhe soubesse explicar.
Süleyman onun bütün sorularına karşılık verdi. Kralın ona yanıt bulmakta güçlük çektiği hiçbir konu olmadı.E Salomão lhe respondeu a todas as perguntas; não houve nada que Salomão não lhe soubesse explicar.
Süleyman onun bütün sorularına karşılık verdi. Kralın ona yanıt bulmakta güçlük çektiği hiçbir konu olmadı.Jížto odpověděl Šalomoun na všecka slova její. Nebylo nic skrytého před králem, nač by jí neodpověděl.
Süleyman onun bütün sorularına karşılık verdi. Kralın ona yanıt bulmakta güçlük çektiği hiçbir konu olmadı.Jížto odpověděl Šalomoun na všecka slova její. Nebylo nic skrytého před Šalomounem, nač by jí neodpověděl.
Süleyman onun bütün sorularına karşılık verdi. Kralın ona yanıt bulmakta güçlük çektiği hiçbir konu olmadı.솔로몬이 그 묻는 말을 다 대답하였으니 솔로몬이 은미하여 대답지 못한 것이 없었더라
Süleyman onun bütün sorularına karşılık verdi. Kralın ona yanıt bulmakta güçlük çektiği hiçbir konu olmadı.솔로몬이 그 묻는 말을 다 대답하였으니 왕이 은미하여 대답지 못한 것이 없었더라
Süleyman onun bütün sorularına karşılık verdi. Kralın ona yanıt bulmakta güçlük çektiği hiçbir konu olmadı.Sa-lô-môn đáp các câu hỏi của bà, chẳng câu nào ẩn bí quá cho Sa-lô-môn mà người không giải nghĩa nổi cho bà.
Süleyman onun bütün sorularına karşılık verdi. Kralın ona yanıt bulmakta güçlük çektiği hiçbir konu olmadı.Sa-lô-môn đáp các câu hỏi của bà, chẳng câu nào ẩn bí quá cho vua, mà vua không giải nghĩa nổi cho bà.
Süleyman onun bütün sorularına karşılık verdi. Kralın ona yanıt bulmakta güçlük çektiği hiçbir konu olmadı.Sa-lô-môn đáp các câu_hỏi của bà , chẳng câu nào ẩn bí quá cho vua , mà vua không giải_nghĩa nổi cho bà .
Süleyman onun bütün sorularına karşılık verdi. Kralın ona yanıt bulmakta güçlük çektiği hiçbir konu olmadı.Salomone rispose a tutte le sue domande; nessuna risultò occulta per Salomone tanto da non poterle rispondere
Süleyman onun bütün sorularına karşılık verdi. Kralın ona yanıt bulmakta güçlük çektiği hiçbir konu olmadı.Salomon répondit à toutes ses questions, et il n`y eut rien que le roi ne sût lui expliquer.
Süleyman onun bütün sorularına karşılık verdi. Kralın ona yanıt bulmakta güçlük çektiği hiçbir konu olmadı.Salomon répondit à toutes ses questions, et il n`y eut rien que Salomon ne sût lui expliquer.
Süleyman onun bütün sorularına karşılık verdi. Kralın ona yanıt bulmakta güçlük çektiği hiçbir konu olmadı.Semua pertanyaan itu dapat dijawab oleh Salomo, tidak satu pun yang terlalu sukar baginya
Süleyman onun bütün sorularına karşılık verdi. Kralın ona yanıt bulmakta güçlük çektiği hiçbir konu olmadı.Und der König sagte ihr alles, was sie fragte, und war Salomo nichts verborgen, das er ihr nicht gesagt hätte.
Süleyman onun bütün sorularına karşılık verdi. Kralın ona yanıt bulmakta güçlük çektiği hiçbir konu olmadı.Und Salomo sagte es ihr alles, und war dem König nichts verborgen, das er ihr nicht sagte.
Süleyman onun bütün sorularına karşılık verdi. Kralın ona yanıt bulmakta güçlük çektiği hiçbir konu olmadı.Y Salomón respondió a todas sus preguntas; ninguna cosa hubo tan difícil que el rey no le pudiese responder
Süleyman onun bütün sorularına karşılık verdi. Kralın ona yanıt bulmakta güçlük çektiği hiçbir konu olmadı.Y Salomón respondió a todas sus preguntas; ninguna cosa hubo tan difícil que Salomón no le pudiese responder
Süleyman onun bütün sorularına karşılık verdi. Kralın ona yanıt bulmakta güçlük çektiği hiçbir konu olmadı.И объяснил ей Соломон все слова ее, и не было ничего незнакомого царю, чего бы он неизъяснил ей.
Süleyman onun bütün sorularına karşılık verdi. Kralın ona yanıt bulmakta güçlük çektiği hiçbir konu olmadı.И объяснил ей Соломон все слова ее, и не нашлось ничего незнакомого Соломону, чего он не объяснил бы ей.
Süleyman onun bütün sorularına karşılık verdi. Kralın ona yanıt bulmakta güçlük çektiği hiçbir konu olmadı.И Соломон отговори на всичките й въпроси; нямаше нищо скрито за Соломона, което не можа да й обясни.
Süleyman onun bütün sorularına karşılık verdi. Kralın ona yanıt bulmakta güçlük çektiği hiçbir konu olmadı.И Соломон отговори на всичките й въпроси; нямаше нищо скрито за царя, което на можа да й обясни.
Süleyman onun bütün sorularına karşılık verdi. Kralın ona yanıt bulmakta güçlük çektiği hiçbir konu olmadı.ויגד לה שלמה את כל דבריה ולא נעלם דבר משלמה אשר לא הגיד לה׃
Süleyman onun bütün sorularına karşılık verdi. Kralın ona yanıt bulmakta güçlük çektiği hiçbir konu olmadı.ויגד לה שלמה את כל דבריה לא היה דבר נעלם מן המלך אשר לא הגיד לה׃
Süleyman onun bütün sorularına karşılık verdi. Kralın ona yanıt bulmakta güçlük çektiği hiçbir konu olmadı.فاخبرها سليمان بكل كلامها. لم يكن امر مخفيا عن الملك لم يخبرها به.
Süleyman onun bütün sorularına karşılık verdi. Kralın ona yanıt bulmakta güçlük çektiği hiçbir konu olmadı.فاخبرها سليمان بكل كلامها. ولم يخف عن سليمان أمر الا واخبرها به.
Süleyman onun bütün sorularına karşılık verdi. Kralın ona yanıt bulmakta güçlük çektiği hiçbir konu olmadı.所 羅 門 將 他 所 問 的 都 答 上 了 、 沒 有 一 句 不 明 白 、 不 能 答 的
Süleyman onun bütün sorularına karşılık verdi. Kralın ona yanıt bulmakta güçlük çektiği hiçbir konu olmadı.所羅門 將 他 所 問 的 都 答 上 了 、 沒有 一 句 不 明白 、 不 能 答的
Süleyman onun bütün sorularına karşılık verdi. Kralın ona yanıt bulmakta güçlük çektiği hiçbir konu olmadı.所 羅 門 王 將 他 所 問 的 都 答 上 了 . 沒 有 一 句 不 明 白 、 不 能 答 的
Süleyman onun bütün sorularına karşılık verdi. Kralın ona yanıt bulmakta güçlük çektiği hiçbir konu olmadı.所羅門 王 將 他 所 問 的 都答 上 了 . 沒有 一 句 不 明白 、 不 能 答的
Teresa güçlükle yazıp okuyabiliyor.Tereza ví jen bídně číst a psát.
Uluslararası izleme sistemleri — ortak güçlüklerSystème de rapport de l’OEDT
Uluslararası izleme sistemleri — ortak güçlüklerВ итоге читатель может спросить: «Ну и что?»
Uyuşturucuya Bağlı Suçun Ölçülmesi – Sorunlar ve GüçlüklerAtt mäta narkotikarelaterade brott – frågor och utmaningar
Uyuşturucuya Bağlı Suçun Ölçülmesi – Sorunlar ve GüçlüklerMåling af narkotikarelateret kriminalitet — problemer og udfordringer
Uyuşturucuya Bağlı Suçun Ölçülmesi – Sorunlar ve GüçlüklerMeten van drugsgerelateerde criminaliteit — Aspecten en problemen
Uyuşturucuya Bağlı Suçun Ölçülmesi – Sorunlar ve GüçlüklerMisurare il reato correlato agli stupefacenti: problemi e sfide de
Ve çocukların doğumgünü pastaları üzerinden telif hakları ihlali kontrolleri o kadar güçlük yarattı ki아이들을 위해 시작했던 일이 저작권 문제로 번거로워지자 결국 제과점에선
Ve çocukların doğumgünü pastaları üzerinden telif hakları ihlali kontrolleri o kadar güçlük yarattı kiהפיקוח על הפרת זכויות יוצרים בגלל עוגות יום הולדת הפך להיות כזה מטרד
Ve çocukların doğumgünü pastaları üzerinden telif hakları ihlali kontrolleri o kadar güçlük yarattı kiومراقبة انتهاكات حقوق الطبع والتوزيع لكعكات عيد الميلاد للأطفال كان إزعاجا
Ve çocukların doğumgünü pastaları üzerinden telif hakları ihlali kontrolleri o kadar güçlük yarattı ki著作権侵害がないか確認するのは あまりに面倒なので カレッジ・ベーカリーは言ったのです
Ve çoğu zaman ne yaptıklarını tarif etmekte güçlük çekerlerdi.정확히 설명하는 것에 어려움을 토로했습니다.
Ve çoğu zaman ne yaptıklarını tarif etmekte güçlük çekerlerdi.מה בדיוק הן מייצרות.
Ve çoğu zaman ne yaptıklarını tarif etmekte güçlük çekerlerdi.ما فعلوه بالضبط.
Ve çoğu zaman ne yaptıklarını tarif etmekte güçlük çekerlerdi.一番親しくなった陸清明という 若い女性に訊いたことがあります
Ve eğer bir tür altyapıları varsa, bunu devam ettirmekte güçlük çekerler.A ak majú nejakú infraštruktúru, majú problém s jej zachovaním.
Ve eğer bir tür altyapıları varsa, bunu devam ettirmekte güçlük çekerler.A pokud mají nějakou infrastrukturu, pak mají problémy jí udržovat.
Ve eğer bir tür altyapıları varsa, bunu devam ettirmekte güçlük çekerler.Dan kalaupun mereka memilikinya, mereka mengalami kesulitan untuk merawatnya.
Ve eğer bir tür altyapıları varsa, bunu devam ettirmekte güçlük çekerler.En als ze dan infrastructuur hebben, hebben ze moeilijkheden om die te onderhouden.
Ve eğer bir tür altyapıları varsa, bunu devam ettirmekte güçlük çekerler.E se anche avessero qualche infrastruttura, avrebbero difficoltà a mantenerle efficienti.
Ve eğer bir tür altyapıları varsa, bunu devam ettirmekte güçlük çekerler.És, még ha lenne is némi infrastruktúra, nehézségeik vannak azok fenntartásával.
Ve eğer bir tür altyapıları varsa, bunu devam ettirmekte güçlük çekerler.Et si elles avaient une certaine infrastructure, elles ont de la difficulté pour la maintenir.
Ve eğer bir tür altyapıları varsa, bunu devam ettirmekte güçlük çekerler.Gdyby taką infrastrukturą dysponowały, miałyby trudności z jej utrzymaniem.
Ve eğer bir tür altyapıları varsa, bunu devam ettirmekte güçlük çekerler.만약 기반시설이 조금 있다고 해도 유지하기는 어렵습니다.
Ve eğer bir tür altyapıları varsa, bunu devam ettirmekte güçlük çekerler.Não têm infra-estruturas adequadas.
Ve eğer bir tür altyapıları varsa, bunu devam ettirmekte güçlük çekerler.Şi dacă ar avea o asfel de infrastructură, ar avea dificultăţi în a o menţine.

İlgili Sayfalar