güç ile cümle
güç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
O kadar yorgundu ki güçlükle ayakta durabiliyorduHe was so tired that he could hardly stand.
Onlar annelerine bir hediye almak için yeterli parayı güçlükle topladılar.They scraped up enough money to buy a gift for their mother.
Onlar bizim kadar güçlüler.They are as strong as us.
Düşmanla savaşmak için güçlerini birleştirdiler.They combined forces to fight the enemy.
Onun güçsüzlüğünden yararlanıyorsunuz.You're taking advantage of her weakness.
10 millik bir yarışı koşmak için yeterince güçlüydü.She was strong enough to run a 10-mile race.
İşitme güçlüğü varmış gibi davrandı.She pretended to be hard of hearing.
Ona bir korkak denilmesine gücendi.She resented being called a coward.
Yaz tatilini güçlükle bekleyebilir.She can hardly wait for the summer vacation.
Onun duygusu sözler için çok güçlüydü.Her emotion was too strong for words.
Ağlamamak için kendini güçlendirdi.She steeled herself not to cry.
Güçlü karakteri olan bir kadındır.She's a woman of strong character.
O, şiiri ezberlemede güçlük çekmedi.She had no difficulty in learning the poem by heart.
Onun benim planıma güçlü bir itirazı var.She has a strong objection to my plan.
O, sözüme gücendi.She took offence at my word.
O, yorumu ile kimseyi gücendirmek istemedi.She didn't mean to offend anyone with her remark.
Onun böceklere karşı güçlü bir antipatisi var.She has a strong dislike of insects.
O ne zaman alışverişe gitse, kendini gücünün yettiğinden daha fazlasını alarak bitirir.Whenever she goes shopping, she ends up buying more than she can afford.
O, onun söylediklerinden gücenmiş gibi görünüyordu.She seems to have been offended by what he said.
Çok güçlü bir kişiliği vardır.She has a very strong personality.
O, hastalığından sonra hâlâ güçsüzdü.She was still weak after her illness.
Uçak güçlü rüzgarın merhametindeydi.The airplane was at the mercy of the strong wind.
Babam güçlü bir adamdı.My father used to be a strong man.
Yaralı asker güçlükle yürüyebiliyordu.The wounded soldier could hardly walk.
Rüzgar gittikçe güçlendi.The wind grew stronger and stronger.
Rüzgarın gücü yürümeyi zorlaştırdı.The force of the wind made it difficult to walk.
Rüzgar güçlendi.The wind grew stronger.
Ona gücümün yetebileceğinden emin değilim.I'm not sure I can afford it.
Onun masum olduğuna dair avukatın güçlü kanıtları var.The attorney has strong evidence that she is innocent.
Bu mektup, bazı insanlar gücendirecek hassas bilgiler içermektedir.This letter contains sensitive information that may offend some people.
Güçlü olan haklıdır.Might makes right.
Yaşlı adam kaçtı ama güçlükle.The old man escaped, but with difficulty.
İhracat pazarlarında rekabet gücünün güçlendirilmesi acil bir ihtiyaçtır.The strengthening of competitiveness on export markets is an urgent need.
İthal arabalara güçlü bir talep vardır.Imported cars are in strong demand.
Güçlüklerle cesaretle yüzleş.Face adversity with courage.
Maddi gücün yettiği zaman bir kenara biraz para koymalısın.You should put aside some money when you can afford to.
Güneş bu kadar güçlü iken örtünmek iyi bir fikirdir.It's a good idea to cover up when the sun is this strong.
Ayaklarımın üzerinde güçlükle durabiliyordum.I could scarcely stand on my feet.
O iyi bir çocuk ve o çok güçlü.He is a good boy, and he is very strong.
Benim gücümün hepsi gitti.My strength is all gone.
Hiç kimse ona güçte eşit değildir.Nobody equals him in strength.
Gücü olan istediğini alır.Might is right.
Yaşlı insanların güçlü kalması önemlidir.It is important for old people to stay strong.
O takımın güçlü oyunculardan başka bir şeyi yok.That team has nothing but strong players.
O, 5,000 askeri olan büyük bir güç.That is a large force with 5,000 soldiers.
Koalisyon güçleri Bağdat'daki kontrol noktasında onun arabasına ateş ettiler.The coalition force fired at her car at the checkpoint in Bagdad.
O, kaynanasını gücendiren bir şey söylediği için için için pişman oldu.She bitterly regretted having said something that displeased her mother-in-law.
Yeni yıl türbe ziyareti; hangi türbeler güçlüdür.New Year shrine visit; which shrines are potent?
Rüşvet güç örgütleri ile birlikte ortaya çıkan bir şeydir.Bribes are something that arises in conjunction with power organizations.
Onu güçlükle duyabiliyordum.I could hardly hear him.
Onun davranışına güçlükle katlanıyorum.I can barely stand his behavior.
Büyük bir savaşçı güç yayar. O ölümüne savaşmak zorunda değildir.A great warrior radiates strength. He doesn't have to fight to the death.
Zayıflar güçlüler için yiyeceklerdir.The weak are food for the strong.
Büyük güç, büyük sorumluluk getirir.With great power comes great responsibility.
O cüsseli ve güçlü.He's big and strong.
Beni öldürmeyen şey güçlendirir.What does not kill me, makes me stronger.
Ne güçlü bir rüzgar!What a strong wind!
Birlik gücümüzdür!Unity is our strength!
O yaşlı olduğu için, o da güçsüzleşmişti.Because he is old, he, too, has grown weak.
Cesaretim ve güçlü bir iradem var.I have courage and a strong will.