gözlerini ile cümle
gözlerini kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Ama içlerinden bazıları, ‹‹Körün gözlerini açan bu kişi, Lazarın ölümünü de önleyemez miydi?›› dediler.Şi unii din ei au zis: ,,El, care a deschis ochii orbului, nu putea face ca nici omul acesta să nu moară?``
Ama içlerinden bazıları, ‹‹Körün gözlerini açan bu kişi, Lazarın ölümünü de önleyemez miydi?›› dediler.А некоторые из них сказали: не мог ли Сей, отверзший очи слепому, сделать, чтобы и этот не умер?
Ama içlerinden bazıları, ‹‹Körün gözlerini açan bu kişi, Lazarın ölümünü de önleyemez miydi?›› dediler.Деякі ж з них казали: Чи не міг Сей, що відкрив очі слїпому, зробити, щоб і він не вмер ?
Ama içlerinden bazıları, ‹‹Körün gözlerini açan bu kişi, Lazarın ölümünü de önleyemez miydi?›› dediler.ומקצתם אמרו הפקח עיני העור הלא יכל לעשות שגם זה לא ימות׃
Ama içlerinden bazıları, ‹‹Körün gözlerini açan bu kişi, Lazarın ölümünü de önleyemez miydi?›› dediler.وقال بعض منهم ألم يقدر هذا الذي فتح عيني الاعمى ان يجعل هذا ايضا لا يموت
Ama içlerinden bazıları, ‹‹Körün gözlerini açan bu kişi, Lazarın ölümünü de önleyemez miydi?›› dediler.其 中 有 人 說 、 他 既 然 開 了 瞎 子 的 眼 睛 、 豈 不 能 叫 這 人 不 死 麼
Ama içlerinden bazıları, ‹‹Körün gözlerini açan bu kişi, Lazarın ölümünü de önleyemez miydi?›› dediler.其中 有 人 說 、 他 既然 開 了 瞎子 的 眼睛 、 豈 不 能 叫 這人 不死麼
‹‹Ama ne mutlu size ki, gözleriniz görüyor, kulaklarınız işitiyor!Aber selig sind eure Augen, daß sie sehen, und eure Ohren, daß sie hören.
‹‹Ama ne mutlu size ki, gözleriniz görüyor, kulaklarınız işitiyor!Ale oči vaše blahoslavené jsou, že vidí, i uši vaše, že slyší.
‹‹Ama ne mutlu size ki, gözleriniz görüyor, kulaklarınız işitiyor!Ale oczy wasze błogosławione, że widzą, i uszy wasze, że słyszą;
‹‹Ama ne mutlu size ki, gözleriniz görüyor, kulaklarınız işitiyor!Ale vaše oči sú blahoslavené, že vidia, a vaše uši, že čujú.
‹‹Ama ne mutlu size ki, gözleriniz görüyor, kulaklarınız işitiyor!A ti szemeitek pedig boldogok, hogy látnak; és a ti füleitek, hogy hallanak.
‹‹Ama ne mutlu size ki, gözleriniz görüyor, kulaklarınız işitiyor!Blagor pa vašim očem, da vidijo, in vašim ušesom, da slišijo.
‹‹Ama ne mutlu size ki, gözleriniz görüyor, kulaklarınız işitiyor!Dar ferice de ochii voştri că văd; şi de urechile voastre că aud!
‹‹Ama ne mutlu size ki, gözleriniz görüyor, kulaklarınız işitiyor!Gelukkig hebben jullie ogen die kunnen zien en oren die kunnen horen!
‹‹Ama ne mutlu size ki, gözleriniz görüyor, kulaklarınız işitiyor!그러나 너희 눈은 봄으로 너희 귀는 들음으로 복이 있도다
‹‹Ama ne mutlu size ki, gözleriniz görüyor, kulaklarınız işitiyor!Ma beati i vostri occhi perché vedono e i vostri orecchi perché sentono
‹‹Ama ne mutlu size ki, gözleriniz görüyor, kulaklarınız işitiyor!Mais heureux sont vos yeux, parce qu`ils voient, et vos oreilles, parce qu`elles entendent!
‹‹Ama ne mutlu size ki, gözleriniz görüyor, kulaklarınız işitiyor!Mas bem-aventurados os vossos olhos, porque vêem, e os vossos ouvidos, porque ouvem.
‹‹Ama ne mutlu size ki, gözleriniz görüyor, kulaklarınız işitiyor!Men saliga äro edra ögon, som se, och edra öron, som höra.
‹‹Ama ne mutlu size ki, gözleriniz görüyor, kulaklarınız işitiyor!Men salige er eders øine fordi de ser, og eders ører fordi de hører.
‹‹Ama ne mutlu size ki, gözleriniz görüyor, kulaklarınız işitiyor!Men salige ere eders Øjne, fordi de se, og eders Øren, fordi de høre.
‹‹Ama ne mutlu size ki, gözleriniz görüyor, kulaklarınız işitiyor!Mutta autuaat ovat teidän silmänne, koska ne näkevät, ja teidän korvanne, koska ne kuulevat.
‹‹Ama ne mutlu size ki, gözleriniz görüyor, kulaklarınız işitiyor!Nhưng phước cho mắt các ngươi , vì thấy được ; phước cho tai các ngươi , vì nghe được !
‹‹Ama ne mutlu size ki, gözleriniz görüyor, kulaklarınız işitiyor!Nhưng phước cho mắt các ngươi, vì thấy được; phước cho tai các ngươi, vì nghe được!
‹‹Ama ne mutlu size ki, gözleriniz görüyor, kulaklarınız işitiyor!Pero ¡bienaventurados vuestros ojos, porque ven; y vuestros oídos, porque oyen
‹‹Ama ne mutlu size ki, gözleriniz görüyor, kulaklarınız işitiyor!Υμων δε οι οφθαλμοι ειναι μακαριοι, διοτι βλεπουσι, και τα ωτα σας, διοτι ακουουσιν.
‹‹Ama ne mutlu size ki, gözleriniz görüyor, kulaklarınız işitiyor!А вашите очи са блажени, защото виждат, и ушите ви, защото чуват.
‹‹Ama ne mutlu size ki, gözleriniz görüyor, kulaklarınız işitiyor!Ваши же блаженны очи, что видят, и уши ваши, что слышат,
‹‹Ama ne mutlu size ki, gözleriniz görüyor, kulaklarınız işitiyor!Ваші ж очі блаженні, бо бачать, і уші ваші, бо чують.
‹‹Ama ne mutlu size ki, gözleriniz görüyor, kulaklarınız işitiyor!ואתם אשרי עיניכם כי תראינה ואזניכם כי תשמענה׃
‹‹Ama ne mutlu size ki, gözleriniz görüyor, kulaklarınız işitiyor!ولكن طوبى لعيونكم لانها تبصر. ولآذانكم لانها تسمع.
‹‹Ama ne mutlu size ki, gözleriniz görüyor, kulaklarınız işitiyor!但 你 們 的 眼 睛 是 有 福 的 、 因 為 看 見 了 你 們 的 耳 朵 也 是 有 福 的 、 因 為 聽 見 了
‹‹Ama ne mutlu size ki, gözleriniz görüyor, kulaklarınız işitiyor!但 你 們 的 眼睛 是 有 福 的 、 因為 看見 了 你 們 的 耳朵 也 是 有 福 的 、 因為 聽見了
Anahtar sözcügünü ardarda 10 defa veya daha fazla söyledikten sonra gözlerini kapat ve sessiz ol.Jak już powtórzyliście frazę około 10 razy, zamknijcie oczy i wyciszcie się.
Ancak insan dönüşümü yapmak istemeyen birini bu duruma zorlamak ve gözlerini almak...Ale wymusić na kimś ludzką transmutację, uwikłać w coś takiego i odebrać mu wzrok...
Ancak insan dönüşümü yapmak istemeyen birini bu duruma zorlamak ve gözlerini almak...Hän kuitenkin pakotti toisen- -joka ajautui tähän ja menetti näkönsä.
Ancak insan dönüşümü yapmak istemeyen birini bu duruma zorlamak ve gözlerini almak...Men att tvinga nån som inte vill- -att genomgå det och bli blind på kuppen...
Ancak insan dönüşümü yapmak istemeyen birini bu duruma zorlamak ve gözlerini almak...Men at tvinge en, der ikke ønsker - - at gennemleve det og bliver blind undervejs ...
Ancak insan dönüşümü yapmak istemeyen birini bu duruma zorlamak ve gözlerini almak...Obligar a alguien que no quiere hacer una transmutación humana y verse envuelto en esto y perder la vista...
Ancak insan dönüşümü yapmak istemeyen birini bu duruma zorlamak ve gözlerini almak...Αλλά αν δεν θέλει κάποιος να κάνει μεταστοιχείωση, να τον αναγκάσεις για κάτι και να του αφαιρεθούν τα μάτια;
Ancak insan dönüşümü yapmak istemeyen birini bu duruma zorlamak ve gözlerini almak...Но заставить кого-то осуществить трансмутацию человека, втянуть его в это, а потом лишить зрения...
Aranızda bunu bilenler gözlerini devirip, "evet bunun hakkında herşeyi biliyorum" diyebilirler.Ci z publiczności, którzy wiedzą, mogą przewrócić oczami i powiedzieć: ta, wiem o tym wszystko.
Aranızda bunu bilenler gözlerini devirip, "evet bunun hakkında herşeyi biliyorum" diyebilirler.여러분 중에 이미 아시는 분들은, 눈을 굴리며 말하겠죠, 응. 아주 잘 알지!
Aranızda bunu bilenler gözlerini devirip, "evet bunun hakkında herşeyi biliyorum" diyebilirler.Para quienes en la audiencia lo sepan, abran sus ojos y digan, yep. Ya lo sé.
Aranızda bunu bilenler gözlerini devirip, "evet bunun hakkında herşeyi biliyorum" diyebilirler.Pentru cei din public care stiu , va dati ochi peste cap si spuneti , da, stiam despre asta.
Aranızda bunu bilenler gözlerini devirip, "evet bunun hakkında herşeyi biliyorum" diyebilirler.Per quelli nel pubblico che gia' sanno, alzate pure gli occhi al cielo e dite SI, so gia' tutto.
Aranızda bunu bilenler gözlerini devirip, "evet bunun hakkında herşeyi biliyorum" diyebilirler.Persze vannak akik sokatmondóan pillantanak felém, és azt mondják magukban: "Persze, mindent tudok róla."
Aranızda bunu bilenler gözlerini devirip, "evet bunun hakkında herşeyi biliyorum" diyebilirler.Pour ceux parmi vous qui savent, vous levez les yeux au ciel et vous dîtes : "mouais. Je connais déjà."
Aranızda bunu bilenler gözlerini devirip, "evet bunun hakkında herşeyi biliyorum" diyebilirler.Pro ty z vás v publiku, kdo vědí, koulejí očima a říkají, jasně, tohle znám.
Aranızda bunu bilenler gözlerini devirip, "evet bunun hakkında herşeyi biliyorum" diyebilirler.Quem, na audiência, as conhece, pode revirar os olhos e dizer: "Sim. Eu sei tudo acerca disso".
Aranızda bunu bilenler gözlerini devirip, "evet bunun hakkında herşeyi biliyorum" diyebilirler.Za tiste v občinstvu, ki jih poznate, zavijte z očmi in si recite, ja. Vem vse o tem.
Aranızda bunu bilenler gözlerini devirip, "evet bunun hakkında herşeyi biliyorum" diyebilirler.Zij in het publiek die dit kennen, zijn niet onder de indruk en zeggen 'ja, daar weet ik alles van'.
Aranızda bunu bilenler gözlerini devirip, "evet bunun hakkında herşeyi biliyorum" diyebilirler.Όσοι στο κοινό γνωρίζουν, στρίψτε τη μούρη σας και πείτε: "ναι, τα ξέρω όλα".
Aranızda bunu bilenler gözlerini devirip, "evet bunun hakkında herşeyi biliyorum" diyebilirler.Онези сред публиката, които знаят, забелват очи и казват - да бе. Всичко знам за нея.
Aranızda bunu bilenler gözlerini devirip, "evet bunun hakkında herşeyi biliyorum" diyebilirler.Те из вас, кто знает, что это, сейчас закатят глаза и подумают: "Да, я все про них знаю".
Aranızda bunu bilenler gözlerini devirip, "evet bunun hakkında herşeyi biliyorum" diyebilirler.אלה מכם בקהל שיודעים זאת, אתם מגלגלים את העיניים ואומרים, כן, אני יודע הכל על זה.
Aranızda bunu bilenler gözlerini devirip, "evet bunun hakkında herşeyi biliyorum" diyebilirler.بالنسبة لمن يعرفها من الجمهور، قد تقلبون أعينكم وتقولون، نعم. نعرف كل شيء عنها.
Aranızda bunu bilenler gözlerini devirip, "evet bunun hakkında herşeyi biliyorum" diyebilirler.目を回して たまげたと言うでしょう 面が1つしかない 内側が外側な壺です
Aranızdaki fizikçilerin gözlerini devirdiğini duyabiliyorum ama dayanın.Akik fizikusok Önök között, szinte látom a kételkedést a szemükben.. Még egy kis kitartást kérek.