gözlerini ile cümle
gözlerini kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Hırvat yatırımcılar gözlerini 2008 yılı piyasasına çevirdiCroatian investors look towards 2008 market
Yaşlı adam hemen orada Katniss'in gözlerinin önünde infaz edilir.To Katniss's horror, the old man is quickly executed before her eyes.
Gözlerinin rengi koyu kahverengi ila siyah arasında değişim gösterir.Its eyes and ocelli are dark brown to black.
"Kim kaçıyor?" diye sordu Wolfe, uykusundan uyanan bir adam gibi gözlerini açarak."Who run?" demanded Wolfe, opening his eyes like a man aroused from sleep.
Ama, mizacı ve sağlam gözlerinin toplam sayısı azaldı.His disposition and total number of intact eyeballs, however, did not.
1940'ta Sutherland Shire'de hayata gözlerini yummuştur.She died in 1940 in Sutherland Shire.[2]
Parlak film ışıkları bebeğin gözlerini rahatsız etti ve bebeği setten çıkardılar.[2]The bright film lights irritated the infants eyes and he had to be removed from the set.[6]
Gözlerinin çevresinde çıplak tenli beyaz bir halka (göz halkası [1] ) vardır.It has a white circle of bare skin (eye-ring[3]) around its eyes.
Kuşun bazen alnında, gözlerinin çevresinde ve başında mavi tüyler görülür.The bird also sometimes has blue feathers on its forehead, around the eyes and its head.
Bir oyuncu olarak gözlerinizi ondan alamazsınız.” [2]As an actor, you cannot take your eyes off him."[2]
"Mü'min erkeklere söyle, gözlerini sakınsınlar ve sakınsınlar."And tell the believing men to lower their gaze and be modest.
Esa Pakarinen, [1] Nisan 1989'da memleketi Varkaus'ta kanserden hayata gözlerini yumdu.Esa Pakarinen died of cancer in his hometown of Varkaus on 28 April 1989.[1]
Tekne dalgaların arasında ilerlerken eliyle gözlerini siper eder.He shades his eyes with his hand as the boat progresses through the waves.
İngiltere Kralı'nın gözlerini aç." olduğu söylenir. [21]Open the King of England's eyes."[21]
Gözlerini kapatma.Nicht die Augen schließen!
Gözlerini aç lütfen.Öffnen Sie bitte die Augen.
Onun gözlerini seviyorum.Ich liebe ihre Augen.
Gözlerini kapama.Macht nicht die Augen zu!
Gözlerini aç, Tom.Mach die Augen auf, Tom!
Doğruyu söyleyip söylemediğini anlamak için gözlerinin içine baktım.Ich sah ihm in die Augen, um erkennen zu können, ob er die Wahrheit sagte.
Gözlerinizi açın!Öffnet die Augen!
Gözlerini aç!Öffne deine Augen!
İnsan mucizeleri ancak yüreğini ve gözlerini ona açık tutmaya hazır olduğunda yaşayabilir.Der Mensch kann Wunder nur erleben, wenn er bereit ist, sein Herz und seine Augen für sie zu öffnen.
Bir şeye gözlerinin takılı kalması, sana ruhunun neyi aradığını gösterir.Woran deine Augen hängen bleiben, zeigt dir, wonach deine Seele sucht.
Gözlerini aç, gelecek senindir.Öffne die Augen, die Zukunft ist dein.
Adını, gözlerini çevreleyen beyaz halkalardan almıştır.Seinen Namen hat er von seinen weißen Flecken rund um die Augen.
İki tarafın da deniz harekatlarını birbirlerinin gözlerini korkutmak için yaptıkları biliniyordu.Beide Bünde hatten zuletzt nur noch aus Erwachsenen (siehe Kreuzpfadfinder) bestanden.
Örneğin Layla gözlerini düzeltti.Oedipe selbst sticht sich die Augen aus.
Sloganı "Gözlerinizi ödülden uzak tutun!"'dur.Halte immer genau Ausblick. „Keep your finger out“.
Gözlerini kapat ve bir şey söyle .Sie soll dabei die Augen schließen und nicht sprechen.
Gözlerinin o kadar iyi görmesine ne gerek vardır?) diye bir şarkı söyleyerek bu korkusunu dile getirmiştir.Jch nam in acht ‖ waß die doch sagt; That hin mit augen schlagen.
Gözlerini yum ve beni dinle.Schaut mich an, Schaut mich an.
Çocuklar içlerinden birisinin gözlerini bağlarlar.Man verband dem Jungen die Augen.
Gözlerinin gerisinde büyük bir belirgin leke vardır.Hinter den Augen befindet sich eine auffallende Einschnürung.
Çocuğun gözlerini açtılar.Die Augen des Jungen sind geschlossen.
Sizin gözlerinizin önünde şimdi uçacağım.Ihr Auto explodiert vor ihren Augen.
Son restorasyonda gözlerinin ayrıntıları silinmiştir.Die leuchtende Fassung wurde bei der letzten Restaurierung nach Befund erneuert.
Kurbanlarının gözlerini oyuyordu.Ich selbst habe die Opfer gesehen.
Öte yandan sağ taraftaki Auguste Rousselin sola doğru gözlerini dikmiştir.Dabei hat Lavigne ihr Gesicht leicht nach links gedreht.
Gözü kapalı doğan yavrular iki hafta sonra gözlerini açar.Die bei Geburt blinden Jungtiere öffnen ihre Augen nach etwa zwei Wochen.
Kafaları siyah, gözlerinin çevresinde beyaz bir halkaya sahiptirler.Die Männer bedecken mit einem schwarzen Schleier (asenǧed) bis auf die Augenpartie das ganze Gesicht.
Göz teması iki kişinin aynı anda birbirlerinin gözlerinin içine bakmasıdır.Beide können so Blicke in die Welt des jeweils anderen werfen.
Hafiflik ve barış konumunu hissetmeye başladığınızda sadece gözlerinizi kapatın ve düşüncelerinizi seyredin.Wenn ich die Augen schließe fühle ich deine Liebe und deine Küsse.
5 Mart 1980'de hayata gözlerini yummuştur .Am 5. März wurde sie dort allerdings nur Achte.
Ancak kızları iki yaşında iken 1594'te hayata gözlerini yumdu.Doch das Kind starb schon nach etwa zwei Jahren im Jahr 1594.
Walter koltuğa oturur ve gözlerini kapatır.Eden lässt sich an einen Tisch ketten und die Augen verbinden.
78 yaşında hayata gözlerini yummuştur.Mit seinen 78 Jahren muss er wohl ins Heim?
Bu da büyük olasılıkla, gözlerinin biraz farklı yönlere bakmasına sebep olmuştur.Dadurch betrachtete er seinen Lebensweg mit anderen Augen.
Çoğunlukla gözlerinin ve kulaklarının arkasında beyaz bir benek bulunur.Über den Augen und hinter den Ohren befinden sich deutliche weiße Flecken.
Yazar 8 Şubat 1988'de 86 yaşında gözlerini yaşama yumdu.Zuletzt meldete er sich am 20. Juli 1988, im Alter von fast 86 Jahren, zu Wort.
Bir zamanlar, gece olduğunda merakla gözlerini yıldızlarla dolu gökyüzüne çeviriyordu.Des fois, à la nuit tombée, il levait les yeux vers le ciel étoilé avec curiosité.
Gözlerini kapat oğlum, yakında sakince uyuyacaksın.Ferme les yeux, fils, bientôt tu dormiras tranquillement.
Gözlerini kapattın.Tu as fermé les yeux.
Gözlerinizi kapattınız.Vous avez fermé les yeux.
Gözlerini unutamam.Je ne peux pas oublier tes yeux.
Gözleriniz çok güzel.Vos yeux sont très beaux.
Gözlerinizi unutamam.Je ne peux pas oublier vos yeux.
Sonra gözlerini yumarak yüksek sesle üç defa: - La ilahe İllallah, dedi.3 questions leur sont posées : "Qui est ton Seigneur ?
Gözlerinin içi parıldıyordu ve dev bir kedi gibi hırıldıyordu.Ses yeux brillaient ; il semblait ronronner comme un chat géant.
Walter koltuğa oturur ve gözlerini kapatır.Assis sur sa chaise, Alexis ferme les yeux.