gözlerinde ile cümle

gözlerinde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Sami, Leyla'nın gözlerinde Şeytan'dı.Sami was Satan in Layla's eyes.
Tom esnedi ve uykuyu gözlerinden ovuşturdu.Tom yawned and rubbed sleep from his eyes.
Mutluluğu gözlerinden okunuyordu.I could see the happiness in her eyes.
Aşkın bakışlarından, gururun gözlerinden.From the look of love, from the eyes of pride".
Gözlerinden iki sıra yaş döküldüğü hâlde; "Efendim!When they give him a second glance, he is gone.
1900 yılında, Hesse gözlerindeki rahatsızlık yüzünden askerlik görevinden muaf tutulmuştur.In 1900, Hesse was exempted from compulsory military service due to an eye condition.
Gözlerinden ve kuyruğundan lazer ışını çıkarabilir.He can emit laser beams from his eyes and tail.
Gözlerinde büyük bir enerji ışını çıkarır.Margaret: I can sense a powerful light inside of you.
İnsan başlı yılana giderek çare arar ve gözlerinden vazgeçerse iki oğlu olacağını öğrenir.He steals a magic spell-binding orb, only being seen twice and he has a fear of spiders.
Sert, cesur, (Torak'ın gözlerinden) güzel ve okçulukta uzman bir kız olarak tasvir edilmiştir.He’s very similar to me – thoughtful, honest, clever and modest, and has a good eye".
Lily'nin gözlerinden oldukça farklı olarak gözleri büyük ve solukturlar.Her eyes are large and pale, quite unlike Lily's.
Kurtadamın kim olduğunu ses ve gözlerinden tanımak mümkündü.You could see Shawn for who he was.
Hele gözlerinden çok rahatsızdı.He was very close to Eyes.
Gözlerinde o tutulmalar ve hakimdir onun seks bütün.In his eyes she eclipses and predominates the whole of her sex.
İkincil görüş bir zihin kontrolü ustasının başkasının gözlerinden görebilmesidir.KT: Second sight is whereby a mind-control expert can see through somebody else's eyes.
Senin gözlerinden görmeye çalışıyorum. Göremiyorum. Kathryn:I'm trying to see through your eyes.
*"Onun gözlerinde ölüm var."*There is death in his/her eyes
Dehşet gözlerinden okunuyordu.I could see in her eyes, it was terror.
Biz ne diyecek diye beklerken, birden gözlerinden yaşlar akmaya başladı.We were just waiting for what he was going to say, and then suddenly tears came from his eyes.
Bu insanların gözlerindeki gururu bir görmelisiniz.And you should see the pride in the eyes of these people.
Sunbaenin gözlerinde neden her zman saklı bir hüzün var biliyorum artık.Ama arada bir gülümseyecekAnd for some reason, I can see the sad look in his eyes. But, there are times when he does smile.
Sonuçta, Hindistan hakkında gözlerinde ışıltılı yıldızlarla ayrılır.She goes away with stars in her eyes about India, as a result.
Onun gözlerindeki ışıkta sonsuza dek kalabilirdim.And the light that shone off of her eyes was a place I could have stayed forever.
Gözlerinden daha çok istediğini biliyorumThe look in your eyes, I know you want some
Ve yemin ederim, geleceği o kadının gözlerinde görebilirsiz.And I swear, you could see the future in that woman's eyes.
Ne zaman bir okula gitsem, çocukların gözlerinde pırıltı görüyorum.And every time I go to a school, I see a gleam in the eyes of the children.
Gözlerindeki pırıltıyı görebiliyorsunuz.You can see a gleam in their eye.
Kendisini ve dünyayı başkasının hatta başkalarının gözlerinden görebilmelidir.He must see himself and the world through the eyes of another, and of many others.
Strucken kör kayıp gözlerinde değerli bir hazine unutmak değildir:He that is strucken blind cannot forget The precious treasure of his eyesight lost:
Ben de senin gözlerinden kanlı göz yaşları getireceğimI'll make bloody tears come out of your eyes.
Gözlerinde görebiliyorum.I can see it in your eyes.
Ve çalarken anladım ki, Nathaniel'in gözlerinde oluşan çok derin bir değişim vardı.And as I played, I understood that there was a profound change occurring in Nathaniel's eyes.
Gözlerinde, fenerin yansıması olan kırmızı parıltıyı görürsünüz.You see the red glow in their eyes, which is the reflection of the flashlight.
Bay Beckett'in gözlerinden uçmak eğlenceli.And it's fun to fly through Mr. Beckett's eye.
Gözlerinde avlanan bir görünüm vardı.There was a hunted look in his eye.
Oğlunun gözlerindeki ışığın her geçen gün daha da azaldığını söyledi.Dijo:
Ve o anda gözlerindeki ilgiyi gördüm.And I could sort of see a little look in his eye of interest.
Bunu gözlerinde görebiliyorum.I can see it in their eyes.
Evimdeki konuklarla hizmetçiler Beni yabancı sayıyor, Garip oldum gözlerinde.Those who dwell in my house, and my maids, count me for a stranger. I am an alien in their sight.
Allah kalplerini, kulaklarını mühürlemiştir, gözlerinde de perde var, pek büyük azab onlara.God has sealed their hearts and ears, and veiled their eyes. For them is great deprivation.
Hayır, hatta kaybolup gittiler gözlerinden ve bu, onların yalanıydı ve onların iftirası.In fact they strayed away from them. It was all a lie what they had contrived!
Fakat şeytan onlara, gözlerinden gizlenmiş olan edep yerlerini açığa çıkarmak için vesvese verdi.Then he said to them on oath: "I am your sincere friend;"
Gözlerinde perde vardır ve büyük azap onlar içindir.For them is great deprivation.
İşledikleri kötülükler, gözlerinde güzel görünüyor. ALLAH inkarcı topluluğu doğruya ulaştırmaz.Attractive seem to them their evil deeds; but God does not show the unbelievers the way.
Görür görmez hepsi onu gözlerinde çok büyüttüler ve (şaşkınlıkla) ellerini kestiler.And she said: come forth to them.
İşledikleri kötülükler, gözlerinde güzel görünüyor.The evil of their deeds seems good to them.
ALLAH kalplerini ve kulaklarını mühürler. Gözlerinde perde vardır ve büyük azap onlar içindir.God has sealed their hearts and hearing and their vision is veiled; a great punishment awaits them.
Onur’un gözlerindeki büyü ...The magic in Onur's eyes ...
Belki de sadece benim izlenimim, fakat aldıkları keyfi gözlerinde görebiliyorsunuz.Maybe it was just my impression, but you could see joy in their eyes.
Bunu Gözlerindeki Yıldızlarla takip etti.He followed it with Stars in Your Eyes and I Married an Angel.
Gözlerinde üçüncü bir perde vardır.Auf seiner Stirn befindet sich ein drittes Auge.
1900 yılında, Hesse gözlerindeki rahatsızlık yüzünden askerlik görevinden muaf tutulmuştur.Im Jahr 1900 wurde Hesse wegen seiner Sehschwäche vom Militärdienst befreit.
Aşkın bakışlarından, gururun gözlerinden.Mit den Augen der Liebe.
Ağzından alev, gözlerinden lazer çıkarır.Dennoch wirkt er in sich gekehrt, seine Augen werden von seiner Stirn verschattet.
Haberleri duyduğunda gözlerinde yaşlar birikti.Elle fondit en larmes quand elle entendit les nouvelles.
Annem gözlerinde yaşlarla bana baktı.Maman me regarda avec des larmes dans les yeux.
Bunu senin gözlerinde görebiliyorum.J'arrive à le voir dans tes yeux.
1900 yılında, Hesse gözlerindeki rahatsızlık yüzünden askerlik görevinden muaf tutulmuştur.En 1900, Hesse fut exempté du service militaire en raison de sa faible vue.
Temmuz 1912 : Monet'in gözlerinde çifte katarakt bulunduğunun teşhis edilmesi.Juillet 1912 : diagnostic d’une double cataracte chez Monet.
İsmini parlak sarı gözlerinden alır.Ils s'en distinguent par leurs yeux jaune doré.

İlgili Sayfalar