gözlerimin ile cümle
gözlerimin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
10
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Kaza gözlerimin önünde oldu.The accident happened before my very eyes.
Kolumdan tuttu ve gözlerimin içine baktı.He took me by the arm and looked me in the eye.
Gözlerimin bana oyun oynadıklarını düşündüm.I thought my eyes were playing tricks on me.
Sen gözlerimin ışığısın.You are the light of my eyes.
Bir şey, gözlerimin önünde uçup gitti.Something flew by in front of my eyes.
Gözlerimin dolduğunu hissettim.I felt tears come into my eyes.
Elimi tut ve gözlerimin içine bak.Hold my hand and look into my eyes.
Ellerimi tut ve gözlerimin içine bak.Take my hand and look me in the eye.
Gözlerimin önünde tuhaf bir gösteri oldu.A strange spectacle happened before my eyes.
Onun gözlerimin önünde öldürüldüğünü gördüm.I saw him get killed right in front of my eyes.
Gözlerimin karanlığa alışması uzun zaman aldı.It took my eyes a long time to adjust to the dark.
Gözlerimin gördüğüne zihnim inanamıyordu.My mind could not believe what my eyes were seeing.
Gözlerimin önünde hiç aslan görmedim.I have never seen a lion in front of my eyes.
Kendi geleceğim gözlerimin önüne geldi.This happened in front of my own eyes.
Size söylemek isterim ki, şu anda tüm hayatım tek bir an gibi gözlerimin önünde.My whole life appears to me as one beautiful moment.
Tabandaki taşların üzerine indi ve -- "hoooop!" -- yok oldu! -- gözlerimin önünde.It landed on the bottom in the rubble and -- fwoosh! -- vanished right before my eyes.
Düz gözlerimin içine bak.Look straight into my eyes.
Öyleyse bazı yüzme havuzlarında gözlerimin kızarıp bazılarında kızarmamasının bununla ne ilgisi var?So what does this have to do with my eyes turning red in some swimming pools and not others?
Sonunda en gözde öğrencim, direk gözlerimin içine baktı ve şöyle dedi, "Okuma bölümü berbattı."Finally, my favorite student, she looks me straight in the eye, and she says, "The reading sucked."
Ve bu kız, tam gözlerimin içine bakarak tek bir vurguyu ıskalamadan şöyle dedi:And this kid looks me dead in the eye without missing a beat and says:
Gözlerimin içine bak.Look me in the eyes.
O küçük yüz hala gözlerimin önünde.That little face still haunts me.
Gözlerimin içine bak.<br />Tekrarla.Look into my eyes. Again.
Gözlerimin kör olmasını tercih ederim.I'd rather go blind instead.
Ağlamaktan yüzüm kızardı, Gözlerimin altı morardı.My face is red with weeping. Deep darkness is on my eyelids.
Kederden gözlerimin feri sönüyor, Zayıflıyor gözlerim düşmanlarım yüzünden.My eye wastes away because of grief. It grows old because of all my adversaries.
Yüreğim çarpıyor, gücüm tükeniyor, Gözlerimin feri bile söndü.My heart throbs. My strength fails me. As for the light of my eyes, it has also left me.
Tükendim feryat etmekten, Boğazım kurudu; Gözlerimin feri sönüyor Tanrımı beklemekten.I am weary with my crying. My throat is dry. My eyes fail, looking for my God.
Üzüntüden gözlerimin feri sönüyor, Her gün sana yakarıyorum, ya RAB, Ellerimi sana açıyorum.My eyes are dim from grief. I have called on you daily, Yahweh. I have spread out my hands to you.
Neden gözlerimin içine bakmıyorsun?Warum schaust du mir nicht in die Augen?
(Gözlerimin rengini unuttuğunu duydum.(Ko-Autor) Mit anderen Augen gesehen.
Kendi geleceğim gözlerimin önüne geldi.Die eigene Zukunft fest im Blick.
Kendi geleceğim gözlerimin önüne geldi.Et il y alla devant mes yeux.
(Gözlerimin rengini unuttuğunu duydum.Desde que conocí de tus negros ojos.
Sen gözlerimin ışığısın.Sei la luce dei miei occhi.
Kendi geleceğim gözlerimin önüne geldi.Mijn hoofd volgt met de ogen.
Kendi geleceğim gözlerimin önüne geldi.Dla mojego wzroku nadszedł zmierzch.
(Gözlerimin rengini unuttuğunu duydum.Назву одержала за колір очей.
Kendi geleceğim gözlerimin önüne geldi.Очима пішла в батька.
Kendi geleceğim gözlerimin önüne geldi.Je jasně přítomná přímo před našima očima.
İlk bestesi "Gözlerimin yaşını silemiyorum" adlı eseridir.Více než kdykoliv jindy jsem poučován o tom, že oči „lžou“.
Size söylemek isterim ki, şu anda tüm hayatım tek bir an gibi gözlerimin önünde.Doopravdy můžu věřit jen tomu, co je přímo před mýma očima.
2004 Gözlerimin nurudu doğduğum bu toprak.Acest moment mi-a adus aminte de locul în care m-am născut.
(Gözlerimin rengini unuttuğunu duydum.Pitkään aikaan hän ei tiennyt lastensa silmien väriä.
Kendi geleceğim gözlerimin önüne geldi.Pimeää vain meidän silmillemme.
Size söylemek isterim ki, şu anda tüm hayatım tek bir an gibi gözlerimin önünde.Jeg har da i hvert fald set én med mine egne øjne for kort tid siden.
Kendi geleceğim gözlerimin önüne geldi.Nå har jeg sett deg med egne øyne.
Size söylemek isterim ki, şu anda tüm hayatım tek bir an gibi gözlerimin önünde.Det var som å se hele fremtiden foran meg.
Size söylemek isterim ki, şu anda tüm hayatım tek bir an gibi gözlerimin önünde.Hai anak-anak-Ku, hanya seketika saja lagi Aku ada bersama kamu.
Kendi geleceğim gözlerimin önüne geldi.Nó giống như được nhìn thấy tương lai của tôi ở trước mắt.
(Gözlerimin rengini unuttuğunu duydum.瞳の想いには気づいていない模様。
Size söylemek isterim ki, şu anda tüm hayatım tek bir an gibi gözlerimin önünde.我未来的整个生命对于我而言正如一个惊险的时刻。
Kendi geleceğim gözlerimin önüne geldi.החוזה היה מול עיני.
Kendi geleceğim gözlerimin önüne geldi.Teškoće su bile pred očima.
Kendi geleceğim gözlerimin önüne geldi.Užlenktos į priekį ausys siekia akis.
Ağlamaktan yüzüm kızardı, Gözlerimin altı morardı.czám a sírástól kivörösödött, szempilláimra a halál árnyéka [szállt;]
Ağlamaktan yüzüm kızardı, Gözlerimin altı morardı.내 얼굴은 울음으로 붉었고 내 눈꺼풀에는 죽음의 그늘이 있구나
Ağlamaktan yüzüm kızardı, Gözlerimin altı morardı.La mia faccia è rossa per il pianto e sulle mie palpebre v'è una fitta oscurità
Ağlamaktan yüzüm kızardı, Gözlerimin altı morardı.Les pleurs ont altéré mon visage; L`ombre de la mort est sur mes paupières.
Ağlamaktan yüzüm kızardı, Gözlerimin altı morardı.Mặt tôi sưng đỏ lên vì cớ khóc , Bóng sự chết ở nơi mí mắt tôi ;