gözlerim ile cümle
gözlerim kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
İnsanın kültürel çeşitliliğinin yok oluşu hakkında konuşmuştuk, ve bunun oluşunu kendi gözlerimle gördüm.Vi har redan pratat om att förlora mångfalden av mänsklig kultur och jag har sett det hända med egna ögon.
İnsanın kültürel çeşitliliğinin yok oluşu hakkında konuşmuştuk, ve bunun oluşunu kendi gözlerimle gördüm.Wir haben schon über den Verlust kultureller Vielfalt gesprochen, und ich habe es mit eigenen Augen gesehen.
İnsanın kültürel çeşitliliğinin yok oluşu hakkında konuşmuştuk, ve bunun oluşunu kendi gözlerimle gördüm.Ya hemos hablado sobre la pérdida de diversidad cultural humana, y lo he visto ocurrir con mis propios ojos.
İnsanın kültürel çeşitliliğinin yok oluşu hakkında konuşmuştuk, ve bunun oluşunu kendi gözlerimle gördüm.Ztráta lidské kulturní diverzity už zde byla zmíněna a já jsem ji viděla na vlastní oči.
İnsanın kültürel çeşitliliğinin yok oluşu hakkında konuşmuştuk, ve bunun oluşunu kendi gözlerimle gördüm.Ми вже говорили про збідніння розмаїття людських цивілізацій, а я бачила це на власні очі.
İnsanın kültürel çeşitliliğinin yok oluşu hakkında konuşmuştuk, ve bunun oluşunu kendi gözlerimle gördüm.Мы уже говорили об утрате человеческого культурного разнообразия, я своими глазами это видела.
İnsanın kültürel çeşitliliğinin yok oluşu hakkında konuşmuştuk, ve bunun oluşunu kendi gözlerimle gördüm.דיברנו כבר על אבדן תרבויות אנושיות, וראיתי את זה קורה במו עיני.
İnsanın kültürel çeşitliliğinin yok oluşu hakkında konuşmuştuk, ve bunun oluşunu kendi gözlerimle gördüm.لقد تحدثنا مسبقا عن فقدان تنوع الثقافة البشرية، ولقد رأيتها تحدث بأم عيني.
İnsanın kültürel çeşitliliğinin yok oluşu hakkında konuşmuştuk, ve bunun oluşunu kendi gözlerimle gördüm.私は目の当たりにしました 私の大好きなアフリカは
İnsanları kendi gözlerimle yargılarım.Arvioin ihmiset omin silmineni.
İnsanları kendi gözlerimle yargılarım.Eu julgo as pessoas com os meus próprios olhos.
İnsanları kendi gözlerimle yargılarım.Jag bedömer folk själv.
İnsanları kendi gözlerimle yargılarım.Jeg bedømmer folk selv.
İnsanları kendi gözlerimle yargılarım.Le persone le giudico io con i miei occhi.
İnsanları kendi gözlerimle yargılarım.Osądzam ludzi we własnych oczach.
İnsanları kendi gözlerimle yargılarım.Yo juzgo a la gente con mi propio criterio.
İnsanları kendi gözlerimle yargılarım.Κρίνω μόνη μου τους ανθρώπους.
İnsanları kendi gözlerimle yargılarım.Я сама сужу о людях.
İnsanların gözlerimin önünde ölmesinden bıktım!En enää kestä katsoa ihmisten kuolevan.
İnsanların gözlerimin önünde ölmesinden bıktım!Estou farto de ver pessoas morrerem diante dos meus olhos!
İnsanların gözlerimin önünde ölmesinden bıktım!¡Estoy harto de ver cómo muere gente!
İnsanların gözlerimin önünde ölmesinden bıktım!Jag är trött på att folk dör runtomkring mig!
İnsanların gözlerimin önünde ölmesinden bıktım!Jeg er træt af, at folk dør.
İnsanların gözlerimin önünde ölmesinden bıktım!Nie zgadzam się, żeby na moich oczach umierali ludzie.
İnsanların gözlerimin önünde ölmesinden bıktım!Έχω βαρεθεί να βλέπω ανθρώπους να πεθαίνουν!
İnsanların gözlerimin önünde ölmesinden bıktım!Мне надоело, что у меня на глазах умирают люди!
İsa artık merkezde değildir ve o tepelik gözlerimizi sağa aşağıya meryem ve İsa'ya götürmekteRepentinamente, hay un "dentro" dentro de la pintura que no estaba alli antes.
İsa, ‹‹Senin için ne yapmamı istiyorsun?›› diye sordu. Kör adam, ‹‹Rabbuni, gözlerim görsün›› dedi.A Ježiš odpovedal a riekol mu: Čo chceš, aby som ti učinil? A slepý mu povedal: Rabbúni, žeby som videl.
İsa, ‹‹Senin için ne yapmamı istiyorsun?›› diye sordu. Kör adam, ‹‹Rabbuni, gözlerim görsün›› dedi.Allora Gesù gli disse: «Che vuoi che io ti faccia?». E il cieco a lui: «Rabbunì, che io riabbia la vista!»
İsa, ‹‹Senin için ne yapmamı istiyorsun?›› diye sordu. Kör adam, ‹‹Rabbuni, gözlerim görsün›› dedi.I odpověděv Ježíš, dí jemu: Co chceš, ať učiním? A slepý řekl jemu: Mistře, ať vidím.
İsa, ‹‹Senin için ne yapmamı istiyorsun?›› diye sordu. Kör adam, ‹‹Rabbuni, gözlerim görsün›› dedi.I odpowiadając Jezus, rzekł mu: Cóż chcesz, abym ci uczynił? A ślepy mu rzekł: Mistrzu! abym przejrzał.
İsa, ‹‹Senin için ne yapmamı istiyorsun?›› diye sordu. Kör adam, ‹‹Rabbuni, gözlerim görsün›› dedi.예수께서 일러 가라사대 네게 무엇을 하여주기를 원하느냐 소경이 가로되 선생님이여 보기를 원하나이다
İsa, ‹‹Senin için ne yapmamı istiyorsun?›› diye sordu. Kör adam, ‹‹Rabbuni, gözlerim görsün›› dedi.Perguntou-lhe o cego: Que queres que te faça? Respondeu-lhe o cego: Mestre, que eu veja.
İsa, ‹‹Senin için ne yapmamı istiyorsun?›› diye sordu. Kör adam, ‹‹Rabbuni, gözlerim görsün›› dedi."Wat kan Ik voor u doen?" vroeg Jezus. "Och, Here", antwoordde de blinde man, "ik wil zo graag kunnen zien!"
İsa, ‹‹Senin için ne yapmamı istiyorsun?›› diye sordu. Kör adam, ‹‹Rabbuni, gözlerim görsün›› dedi.Y Jesús le respondió diciendo: --¿Qué quieres que te haga? El ciego le dijo: --Rabí, que yo recobre la vista
İsa, ‹‹Senin için ne yapmamı istiyorsun?›› diye sordu. Kör adam, ‹‹Rabbuni, gözlerim görsün›› dedi.І, озвавшись, рече йому Ісус: Що хочеш, щоб зробив тобі? Слїпий же каже Йому: Учителю, щоб прозрів.
İsa, ‹‹Senin için ne yapmamı istiyorsun?›› diye sordu. Kör adam, ‹‹Rabbuni, gözlerim görsün›› dedi.Отвечая ему, Иисус спросил: чего ты хочешь от Меня? Слепой сказал Ему: Учитель! чтобы мне прозреть.
İsa, ‹‹Senin için ne yapmamı istiyorsun?›› diye sordu. Kör adam, ‹‹Rabbuni, gözlerim görsün›› dedi.Слепецът му рече: Учителю, да прогледам.
İsa, ‹‹Senin için ne yapmamı istiyorsun?›› diye sordu. Kör adam, ‹‹Rabbuni, gözlerim görsün›› dedi.ויען ישוע ויאמר אליו מה חפצת ואעשה לך ויאמר אליו העור רבוני כי אראה׃
İsa, ‹‹Senin için ne yapmamı istiyorsun?›› diye sordu. Kör adam, ‹‹Rabbuni, gözlerim görsün›› dedi.فاجاب يسوع وقال له ماذا تريد ان افعل بك. فقال له الاعمى يا سيدي ان ابصر.
İsa, ‹‹Senin için ne yapmamı istiyorsun?›› diye sordu. Kör adam, ‹‹Rabbuni, gözlerim görsün›› dedi.耶 穌 說 、 要 我 為 你 作 甚 麼 。 瞎 子 說 、 拉 波 尼 、 我 要 能 看 見 。 〔 拉 波 尼 就 是 夫 子
İsa, ‹‹Senin için ne yapmamı istiyorsun?›› diye sordu. Kör adam, ‹‹Rabbuni, gözlerim görsün›› dedi.耶穌說 、 要 我 為 你 作 甚麼 。 瞎子 說 、 拉波尼 、 我 要 能 看見 。 〔 拉 波尼 就是 夫子
İşin açığını isterseniz tüm resimde aynı etki var. Gözlerimiz Hz.Esta pintura nos lleva hacia dentro y hacia fuera a la vez.
Işıklar gerçekten gözlerimi rahatsız ediyor Gözlüklerimde yansıma yapıyor.-las luces me están molestando y se reflejan en las gafas.
Işıklar gerçekten gözlerimi rahatsız ediyor Gözlüklerimde yansıma yapıyor.le luci mi danno veramente fastidio agli occhi e si riflettono sulle lenti dei miei occhiali.
Işıklar gerçekten gözlerimi rahatsız ediyor Gözlüklerimde yansıma yapıyor.les lumières me font mal aux yeux et se reflètent sur mes lunettes.
Işıklar gerçekten gözlerimi rahatsız ediyor Gözlüklerimde yansıma yapıyor.luminile imi deranjeaza ochii si mi se reflecta in ochelari.
Işıklar gerçekten gözlerimi rahatsız ediyor Gözlüklerimde yansıma yapıyor.Światła mnie oślepiają, odbijają się w moich okularach.
Işıklar gerçekten gözlerimi rahatsız ediyor조명때문에 눈이 부시네요.
Işıklar gerçekten gözlerimi rahatsız ediyorהתאורה מפריעה מאוד לעינים שלי
Işıklar gerçekten gözlerimi rahatsız ediyorحقيقة الأضواء تتوزع على عيناي
Işıklar gerçekten gözlerimi rahatsız ediyorメガネに反射してるんだ。
‹‹İşte, gözlerim her şeyi gördü, Kulağım duydu, anladı.Aj, všecko to vidělo oko mé, slyšelo ucho mé, a srozumělo tomu.
‹‹İşte, gözlerim her şeyi gördü, Kulağım duydu, anladı.Ecco, tutto questo ha visto il mio occhio, l'ha udito il mio orecchio e l'ha compreso
‹‹İşte, gözlerim her şeyi gördü, Kulağım duydu, anladı.Eis que os meus olhos viram tudo isto, e os meus ouvidos o ouviram e entenderam.
‹‹İşte, gözlerim her şeyi gördü, Kulağım duydu, anladı.Glejte, to vse je videlo moje oko, slišalo je moje uho in je razumelo.
‹‹İşte, gözlerim her şeyi gördü, Kulağım duydu, anladı.He aquí que todo esto han visto mis ojos; mis oídos lo han escuchado y entendido
‹‹İşte, gözlerim her şeyi gördü, Kulağım duydu, anladı.Hľa, všetko to videlo moje oko, počulo moje ucho a porozumelo tomu.
‹‹İşte, gözlerim her şeyi gördü, Kulağım duydu, anladı.Iată, ochiul meu a văzut toate acestea, urechea mea a auzit şi a luat seama.
‹‹İşte, gözlerim her şeyi gördü, Kulağım duydu, anladı.Ímé, mindezeket látta az én szemem, hallotta az én fülem és megértette.