gözleri ile cümle
gözleri kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Siz, işitme gücünüzün, gözlerinizin, derilerinizin aleyhinize yapacağı tanıklıktan gizlenmiyordunuz.You did not hide your (doings) so that your ears or eyes or persons should not testify against you.
Kaymış olarak gözleri, çıkarlar kabirlerden. Sanki çekirgelerdir, çıvgın mı çıvgın!They will come out of the graves with downcast eyes like an expanding swarm of locusts.
Akıp gidiyordu gözlerimizin önünde, bir ödül olarak nankörlüğe uğratılan kişi için.Which sailed right under Our eyes: A recompense for him who had been denied.
Artık ibret alın, ey gözleri olanlar!So take heed, O men of sight!
Gözleri yere eğilmiş, benliklerini zillet kaplamıştır.Lowered will be their eyes, disgrace overwhelming them.
Gözleri yere eğik; bir zillet kuşatmıştır onları.Eyes lowered, shame attending.
Onların gözleri yerlere eğilecektir.Eyes be lowered in submission.
Yok geri dönerlerse kendilerinden öncekilerin hali gözlerinin önündedir!If they persist, they should remember the fate of those who have gone before them.
Ancak, Allah onları (cezalandırmayı), korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor.He has only allowed them respite till the Day on which all eyes would stare aghast,
"Gözlerimiz boyandı, daha doğrusu bize büyü yapılmıştır" derler.They will say all the same: "Our eyes were dazed (and clouded over). We were a people ensorcelled."
O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri yaratandır. Ne de az şükrediyorsunuz!It is He who gave you hearing, sight, and hearts, but only few of you give thanks.
(Resulüm!) Mümin erkeklere, gözlerini (harama) dikmemelerini, ırzlarını da korumalarını söyle.Tell the believing men to lower their eyes and guard their private parts.
Mucizelerimiz onların gözleri önüne serilince: "Bu, apaçık bir büyüdür" dediler.And when Our signs came as distinct proofs, they said: "This is only magic."
Allah, gözlerin hain bakışını ve kalplerin gizlediğini bilir.Known to Him is the treachery of the eye, and what the breasts conceal.
İşte bunlar, Allah'ın kendilerini lanetlediği, sağır kıldığı ve gözlerini kör ettiği kimselerdir.They are those who were condemned by God, whose ears were blocked by Him and their eyes blinded.
(Gözleriyle) gördüğünü kalbi yalanlamadı.His heart did not falsify what he perceived.
İnkar edilmiş olana (Nuh'a) bir mükafat olmak üzere gemi, gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.Which sailed right under Our eyes: A recompense for him who had been denied.
Gözleri horluktan aşağı düşmüş bir halde kendilerini zillet bürür.Lowered will be their eyes, disgrace overwhelming them.
Gözleri horluktan aşağı düşmüş ve kendileri zillete bürünmüş bir halde.Eyes lowered, shame attending.
Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözlerinin üzerinde bir de perde vardır.God has sealed their hearts and ears, and veiled their eyes.
O şimşek nerdeyse gözlerini (n nûrunu) kapıverecek.Verily the lightning could snatch away their eyes.
Muhakkak size Rabbinizden basiretler (kalb gözleri) geldi.To you have come signs from your Lord, (and the light of understanding).
Gözleri vardır, fakat onlarla görmezler. Kulakları vardır, fakat onlarla işitmezler.They are people unconcerned.
Onların yürüyecek ayakları, tutacak elleri, görecek gözleri veya işitecek kulakları mı var?Do they have feet to walk on, or hands to hold with, or eyes to see and ears to hear with?
Ve üzüntüden gözlerine ak düştü. Artık yutkunuyor da yutkunuyordu.And his eyes turned white with grief which he bore in silence.
Ancak Allah, onların cezalarını, gözlerin dışa fırlayacağı güne erteler.He has only allowed them respite till the Day on which all eyes would stare aghast,
"Gözlerimiz perdelendi, daha doğrusu bize büyü yapılmıştır" derler.They will say all the same: "Our eyes were dazed (and clouded over). We were a people ensorcelled."
"O halde onu insanların gözleri önüne getirin, olur ki (aleyhinde) şahidlik ederler" dediler."Bring him before the people," they said, "that they may bear witness."
Ve gerçek vaad yaklaştığında, işte o zaman kâfir olanların gözleri beleriverir.And the certain promise (of Doom) comes near.
Bu şekilde âyetlerimiz onların gözleri önüne serilince, "Bu apaçık bir sihirdir" dediler.And when Our signs came as distinct proofs, they said: "This is only magic."
Hâlâ gözlerini açmayacaklar mı?Will they not see even then?
Çünkü O (sura üfürmek) zorlu bir kumandadan ibarettir ki, derhal onların gözleri açılıverir.There will only be a single jerk, and they will gape,
Allah, gözlerin hain bakışını da bilir, gönüllerin gizlediğini de.Known to Him is the treachery of the eye, and what the breasts conceal.
İşte onlar, Allah'ın lanetlediği, kulaklarını sağır, gözlerini kör ettiği kimselerdir.They are those who were condemned by God, whose ears were blocked by Him and their eyes blinded.
Gözleri düşkün düşkün (zelil ve hakir) kabirlerinden çıkarlar, sanki yayılan çekirgeler gibidirler.They will come out of the graves with downcast eyes like an expanding swarm of locusts.
Nankörlük edilen (kulumuz)e bir mükafat olmak üzere (gemi), gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.Which sailed right under Our eyes: A recompense for him who had been denied.
Çadırlar içerisinde gözlerini yalnız kocalarına çevirmiş hûriler vardır.Houris cloistered in pavilions --
Gözleri düşük bir halde kendilerini bir zillet kaplar.Lowered will be their eyes, disgrace overwhelming them.
Gözleri düşük, kendilerini bir alçaklık saracak da saracak.Eyes lowered, shame attending.
Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözlerine de bir perde inmiştir.God has sealed their hearts and ears, and veiled their eyes.
Şimşek nerdeyse gözlerini köreltecek.Verily the lightning could snatch away their eyes.
Allah dileseydi kulaklarını sağır, gözlerini kör ederdi. Allah gerçekten her şeye kadirdir.And if the Lord wills so He could take away their hearing and sight; surely God is all-powerful.
Fakat şeytan onlara, gözlerinden gizlenmiş olan edep yerlerini açığa çıkarmak için vesvese verdi.Then he said to them on oath: "I am your sincere friend;"
O, sadece onları, dehşetinden gözlerinin donup kalacağı bir güne ertelemektedir.He has only allowed them respite till the Day on which all eyes would stare aghast,
O, gözlerin hain bakışını ve kalplerin sakladığı bütün şeyleri dahi bilir.Known to Him is the treachery of the eye, and what the breasts conceal.
İşte bunlar, Allah'ın lânet edip kulaklarını sağırlaştırdığı, gözlerini kör ettiği kimselerdir.They are those who were condemned by God, whose ears were blocked by Him and their eyes blinded.
Gözlerinin gördüğünü kalbi yalan saymadı.His heart did not falsify what he perceived.
Gözleri yerde, kendilerini zillet kaplamıştır.Lowered will be their eyes, disgrace overwhelming them.
Evet, evet onu mutlaka gözlerinizle göreceksiniz!Then you will see it with the eye of certainty.
Gözlerinde perde vardır ve büyük azap onlar içindir.For them is great deprivation.
Şimşek neredeyse gözlerini kapıverecek!Verily the lightning could snatch away their eyes.
Denizi yararak sizi kurtarmış, Firavun'un adamlarını da gözlerinizin önünde boğmuştuk.Remember, We parted the sea and saved you, and drowned the men of Pharaoh before your very eyes.
İşledikleri kötülükler, gözlerinde güzel görünüyor. ALLAH inkarcı topluluğu doğruya ulaştırmaz.Attractive seem to them their evil deeds; but God does not show the unbelievers the way.
Üzüntüden gözlerine ak düştü, acısını içine gömdü.And his eyes turned white with grief which he bore in silence.
Onları sadece, gözlerin dehşetten donup kalacağı güne kadar ertelemektedir.He has only allowed them respite till the Day on which all eyes would stare aghast,
"Gözlerimiz sarhoş edildi, büyülendik," diyeceklerdi.They will say all the same: "Our eyes were dazed (and clouded over). We were a people ensorcelled."
Onlar ki mesajıma karşı gözleri perdeliydi, dinleyemezlerdi de...Whose eyes were veiled against My warning, and they could not hear.
Gerçek körlük, gözlerin körlüğü değil; göğüslerdeki gönüllerin körlüğüdür.It is not the eyes alone that do not see, oblivious are the hearts within their breasts.
Gözleri olanlar için elbette bunda bir ders vardır.There is surely a lesson in this for men of sight.
Yanlarında da, gözlerinin içine bakan güzel eşler...And with them maidens of modest look and large lustrous eyes,