gözler ile cümle

gözler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Üç dakika gözlerini kapat.Close your eyes for three minutes.
Gözlerini zorlamamaya dikkat et.Take care not to strain your eyes.
Benim doğru konuşup konuşmadığımı anlamak için gözleri yüzümü aradı.His eyes searched my face to see if I was talking straight.
Gözlerimizle görürüz.We see with our eyes.
Gözlerim henüz karanlığa alışamadı.My eyes haven't yet adjusted to the darkness.
Onun gözlerine bakamayacak kadar çok utandım.I was too embarrassed to look her in the eye.
Onu kendi gözlerimle gördüm.I saw it with my own eyes.
Gözlerimi test ettirdim.I got my eyes tested.
Gözlerimi kontrol ettirmek için hastaneye gittim.I went to the hospital to have my eyes tested.
Dün gece gözlerime uyku girmedi.I didn't sleep a wink last night.
Gözlerime inanamadım.I couldn't believe my eyes.
Onun gözlerine baktım.I looked him in the eyes.
Koyu gözleri severim.I like her dark eyes.
Onun gözlerine bakmaktan kaçınmaya çalıştım.I tried to avoid looking at her eyes.
Gözlerimi muayene ettireceğim.I'm going to have my eyes examined.
Onun gözleri adının listede olup olmadığını görmek için onu gözden geçirdi.Her eyes ran over the list to see if her name was on it.
Ben gözlerime güçlükle inandım.I scarcely believed my eyes.
Neredeyse gözlerime inanamıyordum.I scarcely believed my eyes.
Kadınların gözleri kolayca dolar.Women are easily moved to tears.
Sakin olmak için gözlerimi kapattım.I closed my eyes to calm down.
Mavi gözleri olan kız Jane'dir.The girl with blue eyes is Jane.
Sabun gözlerimi acıttı.The soap hurt my eyes.
Anavatanının bayrağı onun gözlerine gözyaşlarını akıttı.The flag of his fatherland brought tears to his eyes.
Tombul beyaz bir kedi, duvarın üstüne oturdu ve onları uykulu gözlerle seyretti.A fat white cat sat on a wall and watched them with sleepy eyes.
Gözlerim güneşten kamaştı.My eyes are dazzled by the sun.
Gözlerimi güneşten korumak için güneş gözlüğü taktım.I wore sunglasses to protect my eyes from the sun.
Birine gözlerini dikerek bakmak kabalıktır.It is rude to stare at someone.
Kuşlar keskin gözlere sahiptirler.Birds have sharp eyes.
Gözlerimizi direk güneş ışığından korusak iyi olur.We had better protect our eyes from direct sunlight.
Vinçler ne kadar güzel ve ücretsizdi! Sadako içini çekti ve gözlerini kapattı.How beautiful and free the cranes were! Sadako sighed and closed her eyes.
Güneş ışığında okumak gözlerine zarar verebilir.It can harm your eyes to read in the sun's light.
Japonların koyu gözleri vardır.The Japanese have dark eyes.
Neden kedilerin gözleri karanlıkta parlar?Why do cats' eyes shine in the dark?
Kedilerin gözleri ışığa karşı çok duyarlıdır.Cats' eyes are very sensitive to light.
Kedilerin gözleri ışığa çok duyarlıdır.Cats' eyes are very sensitive to light.
Onun keskin gözleri hiç hata kaçırmadı.His sharp eyes never missed a mistake.
Gözleri, korkusunu açığa vurdu.His eyes betrayed his fear.
Gözleri, korkusunu ele verdi.His eyes betrayed his fear.
Gözleri kızda kaldı.His eyes rested on the girl.
Onun gözleri mavidir.His eyes are blue.
Gözleri gözyaşlarıyla yıkanmış.His eyes are bathed in tears.
O, sık sık gözleri kapalı düşünüyor.He often thinks with his eyes shut.
O, çocuğun gözlerine baktı.He looked into the boy's eyes.
Gözleri kapalı sırtüstü yattı.He lay on his back with his eyes closed.
O benim gözlerime baktı.He looked me in the eye.
Doğrudan gözlerime baktı.He looked me straight in the eyes.
Kolumdan tuttu ve gözlerimin içine baktı.He took me by the arm and looked me in the eye.
Gözlerini bana dikti.He fixed his eyes on me.
Gözleri onu yanılttı.His eyes failed him.
O, gözlerine inanamadı.He could not believe his eyes.
Ellerini kullanarak gözlerini ovuşturdu.He rubbed his eyes with his hands.
O, dünyaya gözlerini kapattı.He has drawn his last breath.
Onun kahverengi gözleri var.He has brown eyes.
Çok okumaktan gözlerini zorlamıştı.He strained his eyes by reading too much.
Onun kafasının arkasında gözleri var.He has eyes at the back of his head.
O, gözlerini ondan alamıyor.He can't take his eyes off her.
Doğrudan gözlerinin içine baktı.He looked her right in the eye.
Onun gözlerinin içine baktı ve aniden çekip gitti.He looked into her eyes and suddenly went away.
O bana gözleriyle teşekkür etti.He thanked me with his eyes.
Gözleri kapalı orada oturdu.He sat there with his eyes closed.

İlgili Sayfalar