gözlük ile cümle
gözlük kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Sami'ye gözlük lazımdı.Sami needed glasses.
Sadece okuduğumda gözlük takarım.I only wear glasses when I read.
Tom eskiden gözlük takardı.Tom used to wear glasses.
Tom gözlüklerini cebinden çıkardı ve onları taktı.Tom took his glasses out of his pocket and put them on.
Gözlükleri sayesinde çok net görüyor.Her glasses let her see with twenty-twenty vision.
Gözlükleri ona çok net bir görüş sağlıyor.Her glasses let her see with twenty-twenty vision.
Bu gözlük senin mi?Are these glasses yours?
Bu güneş gözlükleri sana ait değil, değil mi?These sunglasses don't belong to you, do they?
Kendime yeni bir çift gözlük almam gerek.I need to get myself a new pair of glasses.
Tom hala gözlüksüz okuyabiliyor.Tom can still read without glasses.
Tom genellikle sadece okurken gözlük takıyor.Tom usually only wears glasses when he reads.
Tom sadece okumak için gözlük takıyor.Tom only wears glasses for reading.
Tom okurken genellikle gözlük takıyor.Tom usually wears glasses when he reads.
Güneş gözlüklerimi bulamıyorum.I can't find my sunglasses.
Sence bu gözlükler bende güzel duruyor mu?Do you think that these glasses look good on me?
Bir gözlük alana ikincisi bedava.Buy one pair of glasses, get the second pair for free
Kalın gözlükleri var.He has thick glasses.
Tom okuma gözlüklerini taktı.Tom put on his reading glasses.
Gözlük olmadan göremiyorum.I can't see without glasses.
Gözlüksüz göremiyorum.I can't see without glasses.
Gözlüklerime ne yaptın?What have you done with my glasses?
İlk takılabilir gözlük 1286 yılı civarında İtalya'da icat edildi.The first wearable eyeglasses were invented in Italy around 1286.
1950'lerden beri güneş gözlükleri bir moda aracı olarak özellikle sahillerde popüler olmuştur.Since the 1940s, sunglasses have been popular as a fashion accessory, especially on the beach.
"Slav gözlükler ve Japon samuray filmleri" nden yorulmuştu.He was tired of the "Slavic spectacles and Japanese samurai flicks.".
Hoffmann Olympiya ile dans etmeye başlar; ama ayağı takılıp yere düşer gözlükleri düşüp kırılır.While dancing with Olympia, Hoffmann falls on the ground and his glasses break.
Gözlüklerle tam düzeltilemez.Perfect Sight Without Glasses.
Lois Peter'dan kızına yeni bir gözlük alabilmek için parayı dolandırıcıdan geri almasını ister.Lois tells Peter that he needs to recover the money to buy their daughter a new pair of glasses.
Plastik nitelikli (polikarbon) güneş gözlükleri genellikle UV ışınları geçirmez.Plastic (polycarbonate) sunglasses generally absorb UV radiation.
Kokoşlar gibi o da gözlük takar.He also wears glasses like her.
3D bir gözlük takar.The riders put on their 3D glasses.
Astigmatizma gözlük, kontakt lens ya da refraktif cerrahi ile tedavi edilebilir.Astigmatism may be corrected with eyeglasses, contact lenses, or refractive surgery.
Üstelik bir de gözlük takıyordu.She also wears glasses.
Gözleri bozuk olmamasına rağmen gözlük takar.He wears glasses but has no eyes.
Büyük sevimli biridir gözlük takmıştır.He has poor eyesight for which he wears large glasses.
Stereoskopik sinemalarda kullanılan 3D gözlükler tarafından yapılan da budur.It is this feature which is utilized by the 3D glasses in stereoscopic cinemas such as RealD Cinema.
Kullanıcılar eldiven, gözlük kullanmalıdır.Competitors wear gloves.
"Gözlüksüz 3D korku filmi!"."Aakramana 3D Movie".
Gözlüklü ve mor saçları vardır.She wears glasses and has curly hair.
Annesi gözlük takmaz.He does not wear glasses.
Siyah bir gözlük takar ve onu hiç çıkarmaz.He also always wears a pair of dark sunglasses which he never seems to take off.
Gözlükleri hilal şeklindedir.Field glasses are at hand.
McGonagall'ın bir de kare gözlükleri vardır.Henrietta also receives glasses.
Bu gözlükler gözleri, burnu, burun deliklerini, ağzı ve kulakları tamamen kapatmaktadır.These completely cover the eyes, mouth, ears and nostrils of a person.
Kişinin gözlükten kaynaklanan sıkıntıları giderilir."The man's eye glasses fell off his eyes.
Amcam bir papyon kravat takmış ve pek şık gözlükleri var.And look at my uncle with a bow tie and very fashionable glasses.
Vay anasını, pisliğe bulanmış güneş gözlüklü bir armut! -Ne?-Whoa, a dirty pear with sunglasses!
Ben düştüm, ileri atıldı çırptı benim yüzüme el ve acıklı oldu gözlük.I rushed forward, fell down, clapped my hand to my face, and became a piteous spectacle.
Tamam, Gözlük, Video kaydet.Okay, Glass, record a video.
Tamam Gözlük, Uçuş Kulübü ile takılalım.Okay Glass, hang out with The Flying Club.
Tamam, Gözlük, resim çek.Right there.
Tamam, Gözlük, Video kaydet!Okay, Glass, record a video!
Google Gözlük: อร่อย 9. Adam:Google Glass: อร่อยMan 9:
Yani teleskoba hoş bir gözlük takmak gibi.So, it's kind of like very fancy eyeglasses for your telescope.
Bunun üzerine kat. "Ve onlar gözlük!"And they goggles!
"Onlar," o, onun aşılmaz içinden sessizce onu izlemekte, onun susturucu aracılığıyla söyledi gözlük."They do," he said through his muffler, eyeing her quietly through his impenetrable glasses.
Yine onun gözlük koymak ve sonra döndü ve ona karşı karşıya.He put on his spectacles again, and then turned and faced her.
Bu siyah gözlük ile bana baktı. onun ve onun kol.Stared at me with those black goggles of his, and then at his sleeve." "Well?"
Sonra onun gözlük kaldırıldı ve barda herkesin soluk soluğa.Then he removed his spectacles, and everyone in the bar gasped.
Bunting hafifçe kızardı ve yakın yüzünü getirdi, görünüşe göre bazı bulma gözlüklerini zorluk.He pointed to the middle of the page.
Çıkar şu güneş gözlüklerini.Let me tell you something, Sarg'nt.