gözlü ile cümle

gözlü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Şu güneş gözlüğünü seviyorum.Ich mag die Sonnenbrille.
O bir silindir şapka ve bir tek gözlük taktı.Er trug einen Zylinder und ein Monokel.
Gözlüklerinin numarası kaç?Wie viele Dioptrien hat deine Brille?
Biz, onlara, iri güzel gözlü güzel hurileri eş olarak vermişizdir."Aus ihr haben wir gute Beute mitgenommen“.
Üstelik bir de gözlük takıyordu.Außerdem trägt er eine Brille.
3D bir gözlük takar.Eine 3D-Brille liegt dieser Version bei.
Kısa yüzlü, büyük gözlüdür.Die Augen sind sehr klein und schwach (der Yangtse ist stets trüb).
Kalpleri bir kulakçık ve karıncık olmak üzere iki gözlüdür.Nun werden beide losen Enden gegensinnig durch beide Augen gesteckt.
Eva, çektiği filmlerin birçoğunda gözlüğünü takmıştır.In ihren Filmen trägt sie oft eine schwarze Brille.
Kullanıcılar eldiven, gözlük kullanmalıdır.Zudem könne der Nutzer VR-Brillen benutzen.
Korunmak için aynalı UV korumalı güneş gözlüğü veya boyuna takılan bir yansıma perdesi kullanılır.Zum Schutz des Auges werden Sonnenbrillen mit UV-Schutz beziehungsweise spezielle Schutzbrillen verwendet.
Gözlüklerinin onun bir parçası olduğunu birçok kez ifade etmiştir.Daher trägt er häufig Sonnenbrillen, was zu einem seiner Erkennungszeichen geworden ist.
Arkadaşlarını taşa çevirmemek için güneş gözlüğü takmak zorundadır.Er trägt Sonnengläser, um zu verhindern, dass sich andere in Stein verwandeln, wenn er sie ansieht.
Tembel, aç gözlü, şakacı ve kendini beğenmiştir.Sie sind lederig, strohfarben und deutlich geadert, unbehaart und bewimpert.
"Slav gözlükler ve Japon samuray filmleri" nden yorulmuştu.Unterbrochen werde die Musik von „Samples aus obskuren japanischen Frauenverdresch-Filmchen“.
Kızıl gözlüdür.Rote Schuppenmiere.
Bir mecaz kullanmak gerekirse kesirli türev, at gözlüklerini çıkartmayı gerektirir.Inhalt: Der Brillenschlumpf verliert seine Brille.
Sarı gözlü kefal, dubara benzer, ama sivri uçlu bir ağza sahip ve boyu ondan daha küçüktür.Sie ist damit etwa so groß wie eine Stadttaube, hat aber einen etwas schlankeren Körperbau.
Astigmatizma gözlük, kontakt lens ya da refraktif cerrahi ile tedavi edilebilir.Zur Korrektur stehen Brillen, Kontaktlinsen und die refraktive Chirurgie zur Verfügung.
Bu kutuplanmayı sağlayan filtreler güneş gözlüklerinde ve fotoğrafçılıkta kullanılır.Diese Polarisationsfilter finden noch heute in der Fotografie, aber auch in Sonnenbrillen, Verwendung.
Örnek olarak, kullanılan birçok gözlüğün ultraviyole ( UV ) ışınları engellemesi verilebilir.Viele Tiere können UV-Licht jedoch wahrnehmen.
Müzik şirketim bana at gözlüğü takmıştı.Musik mit der Sonnenbrille.
(Gelecek zaman kipi) Gözlüğüm sanırım kayboldu.Der Glanz war aus ihren Augen verschwunden.
Kapitalizmin aç gözlü rekabetçiliği yerilir.Die Stunde des kapitalistischen Privateigentums schlägt.
Gözlüğünü yere düşürüp bir camını kırar.Er brach dabei ein Vorhängeschloss auf und zerschnitt eine Fensterscheibe.
Sekiz gözlüdüler.Mit acht Porträts.
Sekiz gözlü örümceklerdir.Insgesamt gibt es acht Sandschlangen.
Dört gözlü balıkların gözleri ikiye bölünmüştür.Die acht Augen sind in zwei übereinander liegenden Querreihen angeordnet.
Biraz ahmakça davranır ve sulu-gözlüdür.Sie ist schuppig und steifhaarig behaart.
Bu gözlük ne kadar tuttu?Combien ces lunettes ont-elles coûté ?
Bu gözlük kaç paraydı?Combien ont coûté ces lunettes-là ?
Gözlüklerimi kaybettim ama onları bulmam için onlara ihtiyacım var.J'ai perdu mes lunettes, mais j'en ai besoin pour les retrouver.
Gözlüğünü taktı ve okumaya başladı.Il mit ses lunettes et commença à lire.
Gözlüklerimi bana ver.Donne-moi mes lunettes.
O bir silindir şapka ve bir tek gözlük taktı.Il portait un chapeau haut-de-forme et un monocle.
Gözlüklerini beğendim.Tes lunettes me plaisent.
Havuzun etrafında bir güneş gözlüğü buldum.J'ai trouvé une paire de lunettes de soleil autour de la piscine.
Gözlüklerimi bana verin.Donnez-moi mes lunettes.
Gözlük takmak zorundayım.Je dois porter des lunettes.
Gözlüklerimi takayım çünkü sizi duyamıyorum.Souffrez que je mette mes lunettes, car je ne parviens pas à vous entendre.
81 yılında Senate, imparator Titus'un onuruna yakın doğu ucuna üç gözlü bir zafer takı yaptırdı.En 81, le Sénat fait construire un grand arc de triomphe à trois voûtes honorant l'empereur Titus.
Siyah gözlüğü ile dikkat çeker.Il porte des lunettes noires.
Hoffmann Olympiya ile dans etmeye başlar; ama ayağı takılıp yere düşer gözlükleri düşüp kırılır.Alors qu'il valse avec Olympia, Hoffmann tombe et ses lunettes se brisent.
Sekiz gözlü örümceklerdir.L'araignée a huit yeux.
Büyük sevimli biridir gözlük takmıştır.Il est alors un petit jeune homme, portant des lunettes.
Aşırı ince olması ve gözlük takması sebebiyle diğer arkadaşları tarafından alaya alındı.Jugé par son faciès car il portait des lunettes.
Bu yüzden bu tür yerlerde kızılötesi koruyucu gözlük takılması zorunludur.Pendant le traitement, il est impératif de porter des lunettes de protection.
Üstelik bir de gözlük takıyordu.Il porte toujours des lunettes.
Annesi gözlük takmaz.Il n'a notamment plus besoin de porter ses lunettes.
Gözlüklü Şirin: Şirinler içinde tek gözlüklü olanı.Les seins des copines Trop belles mes lunettes Y'a des matins !
Kalpleri bir kulakçık ve karıncık olmak üzere iki gözlüdür.Elle possède deux yeux composés (ou à facettes) et trois ocelles (yeux simples) entre les antennes.
Gözünde gece görüş gözlüğü gibi bir gozlük taşır.Il revêt des lunettes de soleil de nuit comme de jour.
Kocaman göbeğinin yanında kocaman gözlükler takar.Il porte des grosses lunettes cul-de-bouteille.
Siyah bir gözlük takar ve onu hiç çıkarmaz.Il porte de grosses lunettes et apparaît rarement.
Astigmatizma gözlük, kontakt lens ya da refraktif cerrahi ile tedavi edilebilir.Ceci peut être corrigé par des lunettes, des lentilles de contact ou par chirurgie réfractive.
Böylece köprü, biri çok büyük olmak üzere beş gözlüdür.Le chœur, à cinq pans, est assez remarquable.
Gözlükler fok derisinden dar kayışlarla başa takılır.Elles sont poussées haut sous les lunettes de la voûte.
Kokoşlar gibi o da gözlük takar.Il porte également des lunettes à monture épaisse.
Gözlüğünü yere düşürüp bir camını kırar.Il se jette par une fenêtre et se casse une jambe.
Gözlüklerini hiç çıkartmaz.Il ne voit rien sans ses lunettes.

İlgili Sayfalar