gözlü ile cümle

gözlü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
1996 yılında Plavo oko (mavi gözlü) adlı ilk solo albümünü çıkardı.In 1996, she released her first solo album called Plavo oko (blue eyes).
Ovaryum iki gözlüdür.Truth is two-eyed.
"Slav gözlükler ve Japon samuray filmleri" nden yorulmuştu.He was tired of the "Slavic spectacles and Japanese samurai flicks.".
Hoffmann Olympiya ile dans etmeye başlar; ama ayağı takılıp yere düşer gözlükleri düşüp kırılır.While dancing with Olympia, Hoffmann falls on the ground and his glasses break.
Gözlüklerle tam düzeltilemez.Perfect Sight Without Glasses.
Gözlü, Diyarbakır ilinin Ergani ilçesine bağlı bir mahalledir.The graves of Navváb and Mirzá Mihdí within the Monument Gardens.
Lois Peter'dan kızına yeni bir gözlük alabilmek için parayı dolandırıcıdan geri almasını ister.Lois tells Peter that he needs to recover the money to buy their daughter a new pair of glasses.
Kalpleri bir kulakçık ve karıncık olmak üzere iki gözlüdür.The eyes and two bands between them are inset with iron.
Ayrıca sarı derili ve kırmızı gözlü albino bayağı kurbağalar da bulunmuştur.A yellow beam with red hearts is sometimes seen as well.
İri gözlüdür.Enormous Eye.
Tek gözlü, tek kollu, tek bacaklıdır.Its people have only one hand and only one foot.
Plastik nitelikli (polikarbon) güneş gözlükleri genellikle UV ışınları geçirmez.Plastic (polycarbonate) sunglasses generally absorb UV radiation.
Kokoşlar gibi o da gözlük takar.He also wears glasses like her.
3D bir gözlük takar.The riders put on their 3D glasses.
Astigmatizma gözlük, kontakt lens ya da refraktif cerrahi ile tedavi edilebilir.Astigmatism may be corrected with eyeglasses, contact lenses, or refractive surgery.
Gelen, Mikhail'dir (korsan gözlü adam)."Mar Mikhael".
Tembel, aç gözlü, şakacı ve kendini beğenmiştir.The suture is narrowly corded, noduled and spotted.
Grönland'da yaşayan Grönland İnuitleri kar gözlüğü kullanırlar.Owl's young cousin who wears glasses.
Üstelik bir de gözlük takıyordu.She also wears glasses.
Dylan adında bir erkek kardeşi vardır.Yeşil gözlüdür.She has a fraternal twin brother named Dylan.
Sekiz gözlüdüler.Eight survived.
Gözleri bozuk olmamasına rağmen gözlük takar.He wears glasses but has no eyes.
Büyük sevimli biridir gözlük takmıştır.He has poor eyesight for which he wears large glasses.
Stereoskopik sinemalarda kullanılan 3D gözlükler tarafından yapılan da budur.It is this feature which is utilized by the 3D glasses in stereoscopic cinemas such as RealD Cinema.
Sokor (tek gözlü) olarak anılır."Shikva" (Urdu: شکوہ‎ ; lit.
Kullanıcılar eldiven, gözlük kullanmalıdır.Competitors wear gloves.
"Gözlüksüz 3D korku filmi!"."Aakramana 3D Movie".
Gözlüklü ve mor saçları vardır.She wears glasses and has curly hair.
Annesi gözlük takmaz.He does not wear glasses.
Okulda, çocuklar kalın gözlüğü ve büyük ağzı yüzünden onunla alay ettiler.At school, the kids make fun of him for his paper bag lunches.
Siyah bir gözlük takar ve onu hiç çıkarmaz.He also always wears a pair of dark sunglasses which he never seems to take off.
Gözlükleri hilal şeklindedir.Field glasses are at hand.
Yarım vücutlu veya tek gözlü, tek kollu, tek ayaklı bir yaratıktır.Nasnas A creature shaped like half a man, with one leg, one arm, one eye, and half a heart.
Serena 1.78 boyunda, mavi gözlü ve sarışın olarak anlatılır.Rian is 1.77 m tall, weighing 67 kg, with blonde hair and blue eyes.
McGonagall'ın bir de kare gözlükleri vardır.Henrietta also receives glasses.
Kızıl gözlüdür.Luce Rossa.
Bran komada yatarken, Üç Gözlü Karga hayallerini görmeye başlar.While comatose, Bran dreams of a three-eyed raven.
Bu gözlükler gözleri, burnu, burun deliklerini, ağzı ve kulakları tamamen kapatmaktadır.These completely cover the eyes, mouth, ears and nostrils of a person.
Kişinin gözlükten kaynaklanan sıkıntıları giderilir."The man's eye glasses fell off his eyes.
Amcam bir papyon kravat takmış ve pek şık gözlükleri var.And look at my uncle with a bow tie and very fashionable glasses.
Vay anasını, pisliğe bulanmış güneş gözlüklü bir armut! -Ne?-Whoa, a dirty pear with sunglasses!
Ben düştüm, ileri atıldı çırptı benim yüzüme el ve acıklı oldu gözlük.I rushed forward, fell down, clapped my hand to my face, and became a piteous spectacle.
Tamam, Gözlük, Video kaydet.Okay, Glass, record a video.
Tamam Gözlük, Uçuş Kulübü ile takılalım.Okay Glass, hang out with The Flying Club.
Tamam, Gözlük, resim çek.Right there.
Tamam, Gözlük, Video kaydet!Okay, Glass, record a video!
Google Gözlük: อร่อย 9. Adam:Google Glass: อร่อยMan 9:
Yani teleskoba hoş bir gözlük takmak gibi.So, it's kind of like very fancy eyeglasses for your telescope.
Bikini, nemlendirici, güneş gözlüğü, eşofman, ayakkabılar.Bikini, eye wrinkle cream, sunglasses, shoes...
Bunun üzerine kat. "Ve onlar gözlük!"And they goggles!
"Onlar," o, onun aşılmaz içinden sessizce onu izlemekte, onun susturucu aracılığıyla söyledi gözlük."They do," he said through his muffler, eyeing her quietly through his impenetrable glasses.
Yine onun gözlük koymak ve sonra döndü ve ona karşı karşıya.He put on his spectacles again, and then turned and faced her.
Bu siyah gözlük ile bana baktı. onun ve onun kol.Stared at me with those black goggles of his, and then at his sleeve." "Well?"
Sonra onun gözlük kaldırıldı ve barda herkesin soluk soluğa.Then he removed his spectacles, and everyone in the bar gasped.
Bunting hafifçe kızardı ve yakın yüzünü getirdi, görünüşe göre bazı bulma gözlüklerini zorluk.He pointed to the middle of the page.
Onun muhatap gözlü ve sonra onun hakkında baktı.He eyed his interlocutor, and then glanced about him.
Çıkar şu güneş gözlüklerini.Let me tell you something, Sarg'nt.
Vay canına! bir kanca ve iple makinayı nasıl yapacağını bulmuştu. bakın bazı gözlükler.I met Caine randomly.
Ben, ileri koştu düştü, elimi yüzümü çırptı ve acıklı oldu gözlük.I rushed forward, fell down, clapped my hand to my face, and became a piteous spectacle.
Bir dizi açıklama geliyordur şu anda akıllarınıza, aç gözlülük gibi.A range of explanations may be popping into your mind by now, like "greed."

İlgili Sayfalar