Ana içeriğe geç
Sözlük

gözetmek ile cümle

gözetmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
O ayrım gözetmeksizin ayakkabı satın alıyor.She buys shoes indiscriminately.
Tom'un çıkarlarını gözetmek zorundayım.I have an obligation to look out for Tom's interests.
MÖ 217'de, Sempronius yeni konsül seçimlerini gözetmek üzere Roma'ya geri döndü. .In January 217 BC Sempronius Longus returned to Rome to oversee the elections for the new consuls.
Eğer oyuncu, sıra gözetmeksizin, çıkan sayıların dördünü de tutturabilirse, kazanıyor.If all 4 numbers match the 4 winning numbers, regardless of order, the player wins.
Hatır gözetmek iyi değildir, Çünkü insan bir lokma ekmek için bile suç işler.To show partiality is not good; yet a man will do wrong for a piece of bread.
Gözetin, ben de sizinle beraber gözetmekteyim!So watch; I am watching with you."
Allah şüphesiz hepinizi görüp gözetmektedir.God surely keeps watch over you.
Allah her şeyi gözetmektedir.God is watchful of everything.
Haydi siz gözetedurun, biz de sizinle beraber gözetmekteyiz."So keep waiting; we are waiting with you."
Şimdi sen onlardan yüz çevir de gözet. Çünkü onlar da gözetmektedirler.Therefore turn away from them and wait as they are waiting.
O'nun kürsüsü gökleri ve yeri içine alır, onları koruyup gözetmek kendisine zor gelmez.His throne comprehendeth the heavens and the earth, and the guarding of the twain wearieth Him not.
Gökleri ve yeri koruyup gözetmek O’na ağır gelmez, O öyle ulu, öyle büyüktür.His throne comprehendeth the heavens and the earth, and the guarding of the twain wearieth Him not.
Onların her ikisini de görüp gözetmek O'na bir ağırlık vermez.And He is the Most High, the Most Great.
Çünkü onlar da gözetmektedirler.They too are waiting.
Çünkü yasalar koruma içindir, fark gözetmek için değil.Because laws are for protection, not discrimination.
Toplantıya ordu tarafından ayrım gözetmeksizin ateş açıldı ve çok sayıda insan öldü.[1]The gathering was shot at indiscriminately by the army leading to death of numerous people.[16]
"Svalbard'tan reddetme ve sınırdışı etme ile ilgili düzenlemeler" ayrım gözetmeksizin yürürlüktedir.Los "Reglamentos relativos al rechazo y la expulsión de Svalbard" están en vigor de forma no discriminatoria.
Gay Games, cinsel yönelim gözetmeksizin herkesin katılımına açıktır.I Gay Games sono aperti a tutti coloro desiderino partecipare, senza badare all'orientamento sessuale.
MÖ 217'de, Sempronius yeni konsül seçimlerini gözetmek üzere Roma'ya geri döndü. .في يناير 217 ق.م، عاد لونجيوس إلى روما للاشراف على انتخابات القناصل الجدد.
"Svalbard'tan reddetme ve sınırdışı etme ile ilgili düzenlemeler" ayrım gözetmeksizin yürürlüktedir."الأنظمة المتعلقة بالرفض والطرد من سفالبارد" نافذة على أساس غير تمييزي.
Gay Games, cinsel yönelim gözetmeksizin herkesin katılımına açıktır.Os Jogos Gays são abertos para pessoas participarem, sem restrição a orientação sexuais.
MÖ 217'de, Sempronius yeni konsül seçimlerini gözetmek üzere Roma'ya geri döndü. .In januari 217 v.Chr. keerde Sempronius Longus terug naar Rome om de verkiezing van nieuwe consuls te regelen.
Belge yönetim sistemleri, basılı ya da elektronik ortam gözetmeksizin fiziksel bir altyapı gerektirir.För fysisk kontroll eller logisk kontroll av identitet.
MÖ 217'de, Sempronius yeni konsül seçimlerini gözetmek üzere Roma'ya geri döndü. .Sempronius returnerte til Roma i januar 217 f.Kr. for å bivåne valgene til nye konsuler.
"Svalbard'tan reddetme ve sınırdışı etme ile ilgili düzenlemeler" ayrım gözetmeksizin yürürlüktedir.Peraturan tentang penolakan dan pengusiran dari Svalbard" berlaku.
"Svalbard'tan reddetme ve sınırdışı etme ile ilgili düzenlemeler" ayrım gözetmeksizin yürürlüktedir."Quy địch về từ chối và trục xuất khỏi Svalbard" được thi hành theo cơ sở không phân biệt chủng tộc.
Çıkar gözetmeksizin paylaşmaktan kaçındığı başkalarında da aynı acı hâlindedir.奉詔上各宮莊田數,視舊籍不同,帝詰其故。
Ancak, ekonominin durumunu gözetmeksizin, kadınların bu türden bir desteğe ihtiyaçları yok.Zurück zu Ihnen. \'94 und That\'92s nicht die Art der Befürwortung, die Frauen in jeder Wirtschaft brauchen.
Bazen, seçtiğiniz yolu gözetmeksizin, (tabi bu yolun doğru olması gerek) aynı sonucu alabilirsiniz.Czasem, niezależnie od ścieżki, którą wybierzesz o ile jest poprawna, dostaniesz tą samą odpowiedź.
Bazen, seçtiğiniz yolu gözetmeksizin, (tabi bu yolun doğru olması gerek) aynı sonucu alabilirsiniz.Ibland, oavsett vilken väg du tar, så länge du gör på rätt sätt så får du samma svar.
Bazen, seçtiğiniz yolu gözetmeksizin, (tabi bu yolun doğru olması gerek) aynı sonucu alabilirsiniz.때로는 어떤 방법으로 계산을 하던 올바른 방법으로 계산을 하면 같은 답을 얻게됩니다
Bazen, seçtiğiniz yolu gözetmeksizin, (tabi bu yolun doğru olması gerek) aynı sonucu alabilirsiniz.Manchmal, egal welchen Pfad du nimmst, solange du den richtigen Pfad nimmst, erhälst du das gleiche Resultat.
Bazen, seçtiğiniz yolu gözetmeksizin, (tabi bu yolun doğru olması gerek) aynı sonucu alabilirsiniz.Néha mindegy, hogy melyik utat választod, mindaddig amíg a helyes úton jársz, ugyanazt az eredményt kapod.
Bazen, seçtiğiniz yolu gözetmeksizin, (tabi bu yolun doğru olması gerek) aynı sonucu alabilirsiniz.Nehľadiac na to, ktorý spôsob si vyberiete ak bude dobrý, dostanete správnu odpoveď.
Bazen, seçtiğiniz yolu gözetmeksizin, (tabi bu yolun doğru olması gerek) aynı sonucu alabilirsiniz.Někdy, kteroukoli cestu si vybereš, tak dostaneš tu samou odpověď.
Bazen, seçtiğiniz yolu gözetmeksizin, (tabi bu yolun doğru olması gerek) aynı sonucu alabilirsiniz.Soms, ongeacht de route die je neemt, zolang je de goede route neemt krijg je hetzelfde antwoord.
Bazen, seçtiğiniz yolu gözetmeksizin, (tabi bu yolun doğru olması gerek) aynı sonucu alabilirsiniz.Μερικές φορές, όποιο δρόμο και να πάρετε, αρκεί να είναι ο σωστός δρόμος, έχετε το ίδιο αποτέλεσμα.
Bazen, seçtiğiniz yolu gözetmeksizin, (tabi bu yolun doğru olması gerek) aynı sonucu alabilirsiniz.Независимо от способа, который вы выбираете, пока вы выбираете правильный способ вы получите тот же ответ.
Bazen, seçtiğiniz yolu gözetmeksizin, (tabi bu yolun doğru olması gerek) aynı sonucu alabilirsiniz.Понякога, независимо от пътя, по който поемате, докато държите правилната посока, получавате същият отговор.
Bazen, seçtiğiniz yolu gözetmeksizin, (tabi bu yolun doğru olması gerek) aynı sonucu alabilirsiniz.فبغض النظر عن الطريقة التي تتبعها في حلها طالما أنك تتبع الطريق الصحيح, سوف تحصل على نفس النتيجة
Bazen, seçtiğiniz yolu gözetmeksizin, (tabi bu yolun doğru olması gerek) aynı sonucu alabilirsiniz.その計算方法が正しければ、 どちらの方法でも同じ答えを得ることができるんだ。 2人の人が、違う方法で計算しても
Çünkü yasalar koruma içindir, fark gözetmek için değil.Denn Gesetze sollen schützen, nicht diskrimieren.
Çünkü yasalar koruma içindir, fark gözetmek için değil.Perché le leggi servono a proteggere, non a discriminare.
Çünkü yasalar koruma içindir, fark gözetmek için değil.Por que las leyes están para la protección, no para la discriminación.
Çünkü yasalar koruma içindir, fark gözetmek için değil.القوانين بتحمي كل المواطنين.
Eğer 'ben' hissinle bir kişi olarak özdeşleşirsen, o zaman bedensel hayatı gözetmek, kişinin sorumluluğu olur.Ha az 'én' érzéseddel személyként azonosulsz, akkor a személy dolga a testi élet gondját viselni.
Eğer oyuncu, sıra gözetmeksizin, çıkan sayıların dördünü de tutturabilirse, kazanıyor.Hvis alle 4 tal matcher de 4 vindende tal, uanset rækkefølgen vinder spilleren
Eğer oyuncu, sıra gözetmeksizin, çıkan sayıların dördünü de tutturabilirse, kazanıyor.순서와 관계 없이 네 숫자가 모두 네개의 당첨번호와 일치한다면, 그 참가자는 승리하게 됩니다
Eğer oyuncu, sıra gözetmeksizin, çıkan sayıların dördünü de tutturabilirse, kazanıyor.Se todos os 4 números coincidirem com os 4 números vencedores independente da ordem, o jogador vence.
Fakat 'Ben', bilinç ile özdeşleşmişse, o zaman senin bedenini gözetmek, evrenin sorumluluğu olur.De ha az 'én' tudatként azonosult, akkor az univerzumnak kell gondoskodnia a testedről.
Görevi, eðitim politikasý açýsýndan Avusturya yüksek öðrenimde öðrenci çýkarlarýný gözetmektir.Sie vertritt die bildungspolitischen Interessen der Studierenden im österreichischen Hochschulwesen.
Hatır gözetmek iyi değildir, Çünkü insan bir lokma ekmek için bile suç işler.Att hava anseende till personen är icke tillbörligt; men för ett stycke bröd gör sig mången till överträdare.
Hatır gözetmek iyi değildir, Çünkü insan bir lokma ekmek için bile suç işler.At være partisk er ikke godt, en Mand kan forse sig for en Bid Brød.
Hatır gözetmek iyi değildir, Çünkü insan bir lokma ekmek için bile suç işler.Ei ole hyvä henkilöön katsoa, mutta leipäpalankin tähden rikkomus tehdään.
Hatır gözetmek iyi değildir, Çünkü insan bir lokma ekmek için bile suç işler.emélyt válogatni nem jó; mert [még] egy falat kenyérért [is] vétkezhetik az ember.
Hatır gözetmek iyi değildir, Çünkü insan bir lokma ekmek için bile suç işler.Fazer acepção de pessoas não é bom; mas até por um bocado de pão prevaricará o homem.
Hatır gözetmek iyi değildir, Çünkü insan bir lokma ekmek için bile suç işler.gjøre forskjell på folk er ikke rett, men mangen mann forsynder sig for et stykke brøds skyld.
Hatır gözetmek iyi değildir, Çünkü insan bir lokma ekmek için bile suç işler.Hľadieť na osobu nie je dobre; ale človek sa často pre kus chleba dopúšťa prestúpenia.
Hatır gözetmek iyi değildir, Çünkü insan bir lokma ekmek için bile suç işler.Il n`est pas bon d`avoir égard aux personnes, Et pour un morceau de pain un homme se livre au péché.
Hatır gözetmek iyi değildir, Çünkü insan bir lokma ekmek için bile suç işler.사람의 낯을 보아주는 것이 좋지 못하고 한 조각 떡을 인하여 범법하는 것도 그러하니라
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod