Gözlüklerimi takayım çünkü sizi duyamıyorum.I will put on my glasses because I can't hear you.
Gözlerimin önünde tuhaf bir gösteri oldu.A strange spectacle happened before my eyes.
Gerçekten bu adamla turnayı gözünden vurdun.You really hit the jackpot with this guy!
Göz göze geldik.Our eyes met.
Gözlerimiz buluştu.Our eyes met.
İyi gözüküyor.It looks nice.
Bunu göze alabilir misin?Can you afford it?
Ben bunu göze alabilir miyim?Can I afford it?
Tom'un gülmekten gözlerine yaş geldi.Tom laughed so much tears ran down his cheeks.
Gözde dilin hangisi?What's your favorite language?
O göz kırptı.He blinked.
Senin gözlüğünün çerçevesi hangi malzemeden?From what material is the frame of your glasses?
O hanım çok güzel gözüküyor.That lady is very good looking.
Farklı diller öğrenmek için bir web sitesi olan tatoeba.org'u gözden geçirmen gerekir.You should check out tatoeba.org, a website for learning different languages.
Bir milyon dolar için gözlerinizden vazgeçer miydiniz? Kulaklarınıza ne dersiniz?Would you give up your eyes for a million dollars? What about your ears?
Gözümün içine baka baka yalan mı söylüyorsun?Are you lying straight to my face?
O, mor gözlü kadınlardan hoşlanıyor.He likes women with violet eyes.
O, menekşe gözlü kadınlardan hoşlanıyor.He likes women with violet eyes.
Gözlerini şaşı yapma, hep öyle kalırsın!Don't cross your eyes. They'll get stuck that way!
Bir an için gözlerinizi kapatın ve cevabı bulmaya çalışın.Close your eyes for a moment and look for the answer.
Bu banka her zaman kendi çıkarlarını gözetir.This bank always watches out for its own interests.
O onun gözlerine baktı.He looked into her eyes.
O diğerlerinin gözden kaçırdığı bir şey gördü.He saw something the others had overlooked.
Saat zaten dört. O gelebilecek gibi gözükmüyor.It's already 4 o'clock. It doesn't look like he will be able to come.
Gözünü seveyim beni dinle.Listen to me, I beg of you.
Şu an seni ziyaret etmeyi gözüm kesmezdi.I wouldn't dare come and visit you now.
O, gözyaşları içinde cevap verdi.He answered in tears.
Onlar çok benzer gözüküyor. Kimin kim olduğunu bilmiyorum.They look so similar that I don't know who is who.
Benim de gözde şarkıcım Mariah Carey!My favorite singer is Mariah Carey, too!
Tom ve Mary gerçekten birlikte iyi gözüküyorlar, sen öyle düşünmüyor musun?Tom and Mary look really good together, don't you think?
On üç kişi gözaltına alındı.Thirteen people were detained.
Görev göz korkutucuydu.The task was daunting.
Hiç kimse gözaltına alınmadı.No one was detained.
Bunu kim göze alabilir?Who can afford this?
Neyi göze alabilirsin?What can you afford?
Onu göze alabilir misin?Can you afford that?
Üç şüpheli gözaltına alındı.Three suspects have been arrested.
Üç kişi gözaltına alındı.Three people were arrested.
Tom hiç gözaltına alındı mı?Has Tom ever been arrested?
Tom üç yaşındayken gözlük takmaya başladı.Tom began wearing glasses when he was three.
Göz yaşartıcı gaz, binaya ateşlendi.Tear gas was fired into the building.
Bu istatistiklere göz at.Check out these stats.
Web sitemize göz atın.Check out our website.
Gözlerimi kapadım ve tetiği çektim.I closed my eyes and squeezed the trigger.
Herkesin bir gözde rengi olduğunu düşünüyorum.I think everyone has a favorite color.
Aşağıdaki gerçekleri göz önünde bulundurun.Consider the following facts.
Onu göz önünde bulundurman gerekir.You should consider it.
Biz göz teması kurduk.We made eye contact.
İsyancılar bıraktıktan sonra göz yaşartıcı gaz kutuları yolda görülebiliyordu.Tear gas canisters could be seen on the road after the rioters had left.
Tom, Mary'nin ricasını gözardı etmeye karar verdi.Tom decided to ignore Mary's request.
Böyle bir sulu gözlü olma.Don't be such a crybaby.
Tom'un mavi gözleri var mı?Does Tom have blue eyes?
Tom gözü korkmuş hissetti.Tom felt intimidated.
Göz yaşartıcı gaz odayı doldurdu.Tear gas filled the room.
Tom torpido gözünü açtı ve güneş gözlüğünü çıkardı.Tom opened the glove compartment and got out a pair of sunglasses.
Bir süre izin almayı dört gözle bekliyorum.I'm looking forward to having some time off.
Gözlerim yorgundu.My eyes were tired.
Odayı gözden geçirdim.I scanned the room.
Gözlerim sulandı.My eyes watered.
Uyarılar gözardı edildi.The warnings were ignored.