Ana içeriğe geç
Sözlük

göz ile cümle

göz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Tom gözlerinde bazı sorunları var gibi görünüyor.Tom seems to be having some problems with his eyes.
Gözlerimi açtım.I opened my eyes.
Bunu göze alacağım.I'll chance it.
Tom'un ona bir göz atmasına izin ver.Let Tom take a look at it.
Tom'un bir gözünün kör olduğunu biliyor muydun?Did you know that Tom is blind in one eye?
Bir göz atmamı ister misin?Would you like me to take a look?
Bence gözlerin çok güzel.I think your eyes are so beautiful.
Gözün görebildiği kadarıyla yaşayan bir ruh yoktu.There wasn't a living soul as far as the eye could see.
O, gözlerini tavana odakladı.He focused his eyes on the ceiling.
O, gözlerini çatıya odakladı.He focused his eyes on the roof.
O, gözlerini tavana sabitledi.He fixed his eyes on the ceiling.
O, yanağından gözyaşını sildi.She wiped a tear from her cheek.
Mary'nin gözlerinin altında mor halkalar vardı.Mary had dark circles under her eyes.
Tom'un gözlerinin altında koyu renkli halkalar vardır.Tom has dark circles under his eyes.
Fırsatın olduğunda caddenin aşağısındaki yeni restoranı gözden geçir.When you get a chance, check out the new restaurant down the street.
Tom ne yapması gerektiğini düşünürken uzun süre gözüne uyku girmedi.Tom lay awake for a long time thinking about what he should do.
Canavarın gerçekten kafasının arkasında gözleri vardı. Bu gerçekten ürperticiydi!The monster literally had eyes in the back of its head. It was really creepy!
Haftalardır yağmur yağıyor gibi gözüküyor.It seems like it's been raining for weeks.
Gel ve buna bir göz at.Come and have a look at this.
Bu durumu gözardı edemiyorum.I can't ignore this situation.
O bir gözden kaçırmaydı.It was an oversight.
Tom ihtiyacı olan her şeyi almayı göze alamadı.Tom couldn't afford to buy everything he needed.
Az önce bana göz kırptın mı?Did you just wink at me?
Beni mi gözetliyorsun?Have you been spying on me?
Birisi beni gözetliyor.Someone's spying on me.
Ona bir göz attın mı?Did you get a look at it?
Ona bir göz atmama izin ver.Let me take a look at it.
Bunu göze alabilirler.They can afford it.
Tom senin evini tekrar gözden geçirdi.Tom went over to your house.
Tom bir ev almayı nasıl göze alabileceğini merak ediyordu.Tom wondered how he would ever be able to afford to buy a house.
Gözlüğümü evde bıraktım.I left my glasses at home.
Neden insanlar bu kadar aç gözlü.Why are people so greedy?
Gözlüğümü gördün mü?Have you seen my glasses?
Herhangi biri gözlüğümü gördü mü?Has anyone seen my glasses?
Genellikle gözlük takar mısın?Do you usually wear glasses?
Genellikle gözlük takar mısınız?Do you usually wear glasses?
Yeni gözlük almam gerektiğini düşünüyorum.I think I need to get new glasses.
Gözlüksüz oldukça iyi görebiliyorum.I can see pretty well without glasses.
Işık gözlerimi incitiyor.The light hurts my eyes.
Haydi, gözlerini kapat.Come on, close your eyes.
Bu kadar pahalı bir şeyi satın almayı göze alamam.I can't afford to buy anything that expensive.
Bütün gün gözaltına alındım.I was detained all day.
Bunu tamamen gözardı etmeyin.Don't rule it out completely.
Riske girmeyi göze alamıyorum.I can't afford to take chances.
Artık bu durumu gözardı edemiyorum.I can't ignore this situation anymore.
Artık burada yaşamayı göze alamıyorum.I can't afford to live here anymore.
Sana göze alabileceğimiz en iyi avukatı tutacağız.We'll get you the best lawyer we can afford.
Gözlerin benimkilerden daha iyi olabilir.Your eyes might be better than mine.
Senin küçük gözlerin var.You've got small eyes.
Mary'nin uzun sarı saçları ve mavi gözleri var.Mary has long blond hair and blue eyes.
O, gözlerini yavaşça açtı.She slowly opened her eyes.
Adam gözlerini yavaşça açtı ve kadın onu öptü.He slowly opened his eyes, and then she kissed him.
Tom yavaşça gözlerini açtı ve ardından Mary onu ​​öptü.Tom slowly opened his eyes, and then Mary kissed him.
Tom'un komşusu o uzaktayken onun için Tom'un evine göz kulak olacağını söyledi.Tom's neighbour said he would keep an eye on Tom's place for him while he was away.
Beni görünce elimi çok sıkı tuttu ve gözlerime bakıp "Seni seviyorum" dedi.When she saw me, she held my hand so tight, looked me in eyes and told me: "I love you."
Mary gözlerime baktı ve bana onu kollarımda tutmamı söyledi.Mary looked me in the eyes and told me to hold her in my arms.
Gözlerini kaçırdı.He avoided her eyes.
Onun uzun kirpikli güzel koyu gözleri vardı.He had handsome dark eyes with long lashes.
Onun yastığı gözyaşlarıyla ıslandı.Her pillow was wet with tears.
Tom gözlerini kapattı ve bir dilek diledi.Tom closed his eyes and made a wish.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod