Tom sadece tek gözü ile görebiliyor.Tom can only see out of one eye.
Tom'un sol gözün üzerinde bir yaması var.Tom has a patch over his left eye.
Tom'un sol gözü seğirmeye başladı.Tom's left eye started twitching.
Tom kitabı gözden geçirmeye başladı.Tom started flipping through the book.
Tom kitaba göz attı.Tom glanced at the book.
Sanırım bir göz atmalıyız.I think we should take a look.
Ben bir gözüpek olmak istiyorum.I want to be a daredevil.
Tom okuldan sonra gözden kayboldu.Tom disappeared after school.
Gözümün önünden kaybol, Tom.Get out of my face, Tom.
Tom odanın etrafında göz gezdirdi.Tom glanced round the room.
Tom gözlem odasında sana katılacak.Tom will be joining you in the observation room.
Tom yatak odasının etrafına göz attı.Tom glanced round the bedroom.
Sana yeni bir davul almayı göze alamadım.I couldn't afford to get you a new drum.
Tom'un sağ gözü yine seğiriyor.Tom's right eye is twitching again.
Tom yine gözlerini açtı.Tom opened his eyes again.
Tom gözlerini tekrar kapattı.Tom closed his eyes again.
Tom yine gözlerini kapadı.Tom shut his eyes again.
Gözün morarmış.That's quite a shiner.
Gözün morarmış. Makyaj mı yaptın?That's quite a shiner.
Tom belgeye göz attı.Tom glanced at the paper.
Sen gözetmen olmayı hak ediyorsun.You deserve to be supervisor.
Tom pahalı bir gözlük takıyor.Tom is wearing an expensive pair of glasses.
Tom Mary'nin gözlerinin içine baktı.Tom looked Mary in the eyes.
Tom'un gözlerinde terör bakışını gördüm.I saw the look of terror in Tom's eyes.
Tom gözleriyle Mary'yi işaret etti.Tom signaled Mary with his eyes.
Tom, Mary'yi gözleriyle soydu.Tom undressed Mary with his eyes.
Buna bir göz atın.Get a load of this.
Tom gözyaşlarına engel olamadı.Tom couldn't fight back the tears.
Tom neredeyse gözyaşlarına gömülmüştü..Tom was almost in tears.
Tom'un çıkarlarını gözetmek zorundayım.I have an obligation to look out for Tom's interests.
Senin kesinlikle göz kamaştırıcı olduğunu düşünüyorum.I think you're absolutely gorgeous.
Tom gözden uzaktı.Tom was out of sight.
Adamlarına söyle gözden uzak dursunlar.Tell your men to stay out of sight.
Tom bunu göze alamadı.Tom couldn't face it.
Onlara onu gözden geçirdiğimizi söyle.Tell them we're looking into it.
Tom'un gözleri eğlence ile parıldıyor.Tom's eyes twinkle with amusement.
Tom güneş gözlüğü takıyor ve tişört giymiyor.Tom is wearing sunglasses and no shirt.
Gözlerinizi açık tutun, hızlı olacak.Keep your eyes open, it's going to happen fast.
Tom'un gözleri nemliydi.Tom's eyes were moist.
Zaten bildiklerimizi tekrar gözden geçirelim.Let's go over what we already know.
Seni tam gözetim altına almaya çalışacağız.We're going to try to get you full custody.
Tom hızla gözlerini kapadı.Tom closed his eyes quickly.
Tom, Mary'ye boş gözlerle baktı.Tom stared at Mary blankly.
Tom kızgından çok şaşırmış gözüküyor.Tom seems more surprised than angry.
Üzgünüm, ben gözetlemek istemiyorum.I'm sorry, I don't mean to pry.
Kırmızı gözü alabilir misin?Can you take the red eye?
Ben bir gözlem yapabilir miyim?Can I make one observation?
Seçeneklerimi tekrar gözden geçirebilir miyiz?Can we go over my options?
Gerçek gözaltını kim yaptı?Who made the actual arrest?
Şimdi gözlem altında mıyım?Am I under investigation now?
Tom işi alacağına kesin gözüyle bakıyor gibi görünüyor.Tom seems to take it for granted that he'll get the job.
Onu gözü kapalı yapabilirim.I can do it blindfolded.
Sanırım etrafa göz atacağım.I think I'll have a look around.
Riski göze alacağımı düşündüm.I thought I'd take a chance.
Onların hepsi gözlerini yukarı dikti.They all looked up.
Büyükbabana göz kulak ol.Take care of your grandfather.
Gözlüğünü çıkar.Take off your glasses.
Tom'un güzel gözleri var.Tom has good eyes.
Güzel mavi gözlerin var.You have beautiful blue eyes.
Gözlerini sil.Wipe your eyes.