Bir göz atabilir miyim?Would you mind if I take a look?
Mary çok para kazanır ve göz alıcı bir yaşam tarzına sahiptir.Mary earns a lot of money and has a glamorous lifestyle.
Tom notlarına göz atıyor.Tom is looking through his notes.
Tom şimdi kataloğa göz atıyor.Tom is looking through the catalog now.
Tom gözleri açık yatakta yatıyordu.Tom lay on the bed with his eyes open.
Mary göz farı sürüyor.Mary is wearing eye shadow.
Tom'un gözleri gözyaşları ile nemliydiTom's eyes were damp with tears.
Tom'un gözleri göz yaşları yüzünden ıslaktı.Tom's eyes were wet with tears.
Tom bir gözetmen yapılmıştır.Tom has been made a supervisor.
Tom gözyaşlarının eşiğinde.Tom is on the verge of tears.
Tom onu dört gözle beklemiyor.Tom isn't looking forward to that.
Tom bunu dört gözle beklemiyordu.Tom wasn't looking forward to this.
Tom bunu dört gözle bekliyordu.Tom has been looking forward to this.
Tom seninle tanışmayı dört gözle bekliyor.Tom is looking forward to meeting you.
Tom 30 yaşında, ama o çok daha genç gözüküyor.Tom is thirty, but he looks much younger.
Her gözün ilgi odağıydım.I was the cynosure of every eye.
Bütün gözlerin ilgi odağıydım.I was the cynosure of all eyes.
Öğretmenin genç kızı büyük mavi gözlü sarışın bir güzeldi.The teacher's young daughter was a beautiful blonde with big blue eyes.
Doğrudan doğruya onun gözlerine baktım.I looked directly into his eyes.
Doğrudan doğruya onun gözlerine baktı.He looked directly into her eyes.
Sadece gözlerimi açık tutamıyorum.I just can't keep my eyes open.
Tom gözlerini açtı ve Mary'ye baktı.Tom opened his eyes and looked up at Mary.
Tom çabucak el yazmasına göz attı.Tom quickly scanned the manuscript.
Tom gözardı edildiğini fark ediyor.Tom realizes he's being ignored.
Tom sanki hayalet görmüş gibi gözüküyor.Tom looks as if he's seen a ghost.
Gözlerimi kapalı tutacağım.I'll keep my eyes closed.
Gözlerimden yaşlar hız kesmeden akıyordu.Tears flowed unabated from my eyes.
Tom gözyaşlarını gizlemeye çalıştı.Tom tried to hide his tears.
Ben gözlük takıyorum.I wear glasses.
Tom gözlüğünü çıkardı ve onu gömlek cebine koydu.Tom took off his glasses and put them in his shirt pocket.
Ben gözetlemek istemiyorum ama evde sorunlar yaşıyor musunuz?I don't mean to pry, but are you having problems at home?
Mary güzel bir kız gibi gözüküyor.Mary seems like a nice girl.
Bunu temizlemek bir sürü zaman, kan, ter ve göz yaşı aldı.It took a lot of time, blood, sweat and tears to clean it.
Çevrenize bir göz atın.Take a look around you.
Tom'un sol gözüyle çok iyi göremediği doğru mu?Is it true that Tom can't see very well out of his left eye?
Neden kadınlar gözlerine makyaj yaparken ağızlarını açıyor?Why do women open their mouths when they apply makeup to their eyes?
Kazayı kendi gözlerinle gördün mü?Did you see the accident with your own eyes?
Onu onun gözlerinde görebiliyorum.I can see it in her eyes.
Ben bunu onun gözlerinde görebiliyorum.I can see it in his eyes.
Arabamın anahtarlarına göz kulak olabilir misin?Could you keep your eye out for my car keys?
Topallayan bir köpeğe ve bir kadının gözyaşlarına asla güvenme.Never trust a limping dog or the tears of a woman.
Tom, gözlüğünün camlarını ılık, sabunlu suyla yıkayıp onları bir bezle kuruttu.Tom washed the lenses of his glasses with warm, soapy water and dried them on a cloth.
O , kısa, yaşlı, kalın gözlüklü bir adamdı.He was a short, elderly man with thick glasses.
Tom, gözünü kimin morarttığını hatırlamıyor.Tom has no recollection of how he got his black eye.
Benim yaklaşımımı gözden geçirmem ve revize etmem gerekiyor.I need to review and revise my approach.
Tom bir güneş gözlüğü taktı.Tom put on a pair of sunglasses.
Duvardaki yazı Tom'un gözüne çarptı.Tom recognized the writing on the wall.
Uçurtma gökyüzünde gözden kayboldu.The kite disappeared into the sky.
Tom'un gözleri kapalı.Tom's eyes are shut.
Şimdi, gözlerini aç.Now, open your eyes.
Şimdi bir göz atalım.Now, let's have a look.
Şimdi, buna bir göz at.Now, take a look at this.
Gözlerini kapatmanı istiyorum.I want you to close your eyes.
Gözleriniz açık mı?Are your eyes open?
Gözlerin açık mı?Are your eyes open?
Siz benim gözlüklerimi gördünüz mü? Ben onları bulamıyorum.Have you guys seen my glasses? I can't find them.
Yaşamın anlamı, karşılıksız sevgiden doğan tertemiz gözyaşlarıdır.The meaning of life is the pure tears of unrequited love.
Pazarlığının sonucunu uygun bir şekilde gözden geçirmelisin.You must appropriately review the outcome of your bargain.
En son ne zaman birisinin gözlerine baktın?When did you last look someone in the eyes?
En son ne zaman birisinin gözyaşlarını sildin?When did you last wipe someone's tears away?