Yarını dört gözle bekliyorum.I'm looking forward to tomorrow.
Gözlüklerimi nereye koyduğumu hatırlamıyorum.I don't remember where I put my sunglasses.
Bir şeyi gözümden kaçırmış olmalıyım.I must've overlooked something.
Havucun gözleriniz için iyi olduğunu duydum.I've heard that carrots are good for your eyes.
Tom'un sol gözünden göremediği doğru mu?Is it true that Tom can't see out of his left eye?
Sadece bir gözlemdi.It was just an observation.
Bunu göze alamayız.We can't afford this.
Dün toplantıda seni gözden kaçırdık.We missed you at the meeting yesterday.
Dün toplantıda gözlerimiz seni aradı.We missed you at the meeting yesterday.
Tüm seçenekleri göz önünde bulundurmalıyız.We must consider all options.
Eğer çabuk hareket etmezsek durumun kontrolünü kaybetmeyi göze alırız.We risk losing control of the situation if we don't act quickly.
Siz arkadaşlar gerçekten güvenlik gözlükleri takıyor olmalısınız.You guys should really be wearing safety glasses.
Tom ve Mary gözleri karşılaştıkları anda âşık oldular.Tom and Mary fell in love the moment their eyes met.
Tom ve Mary birbirlerinin gözlerine baktılar.Tom and Mary stared into each others' eyes.
Tom neredeyse bir gözünü kaybediyordu.Tom came close to losing an eye.
Tom gözlükleri olmadan çok iyi görebilir.Tom can see very well without his glasses.
Tom gözlerini kapattı ve konsantre oldu.Tom closed his eyes and concentrated.
Tom gözlerini kapattı ve asansörün kenarına yaslandı.Tom closed his eyes and leaned against the side of the elevator.
Tom gözlerini sık biçimde kapattı ve acıya dayandı.Tom closed his eyes tightly and endured the pain.
Tom gözetleme kamerasını fark etmedi.Tom didn't notice the surveillance camera.
Tom haritayı katladı ve onu torpido gözüne geri koydu.Tom folded the map and put it back into the glove compartment.
Tom'un dalgalı kahverengi saçı ve mavi gözleri var.Tom has wavy brown hair and blue eyes.
Tom tehlikeyi göze alan biri.Tom is a risk taker.
Tom bizi gözetliyor.Tom is spying on us.
Tom'un yatakta gözüne uyku girmedi.Tom lay awake in bed.
Tom kravatını gevşetti ve gözlüğünü çıkardı.Tom loosened his tie and removed his glasses.
Tom'un biraz yetişkin gözetimine ihtiyacı var.Tom needs some adult supervision.
Tom genellikle güneş gözlüğü takar.Tom often wears sunglasses.
Tom torpido gözünü açtı ve bir güneş gözlüğü çıkardı.Tom opened the glove compartment and took out a pair of sunglasses.
Tom torpido gözünü açtı ve ruhsatın eksik olduğunu fark etti.Tom opened the glove compartment and noticed the registration was missing.
Tom torpido gözünü açtı ve ruhsatını çıkardı.Tom opened the glove compartment and took out his registration.
Tom komodindeki gözlüğüne uzandı.Tom reached for his glasses on the night stand.
Tom gözlüğüne uzandı.Tom reached for his glasses.
Tom son gözlemeye uzandı ama onu önce Mary kaptı.Tom reached for the last donut, but Mary grabbed it first.
Tom gözlüğünü çıkardı ve gözlerini ovuşturdu.Tom removed his glasses and rubbed his eyes.
Tom harita için torpido gözünü aradı.Tom searched the glove compartment for a map.
Tom gözlerini kapalı kıstı.Tom squeezed his eyes shut.
Tom boş gözlerle tavana baktı.Tom stared blankly at the ceiling.
Tom boş gözlerle uzaya baktı.Tom stared blankly into space.
Tom boş gözlerle önüne baktı.Tom stared blankly into space.
Tom doğrudan Mary'nin gözlerine baktı.Tom stared directly into Mary's eyes.
Tom Mary'nin gözlerine baktı ve onu öptü.Tom stared into Mary's eyes and kissed her.
Tom'un gözü daldı.Tom stared off into space.
Tom Mary'nin gözlemesinden bir lokma aldı.Tom took a bite of Mary's donut.
Tom derin bir nefes aldı ve gözlerini kapadı.Tom took a deep breath and closed his eyes.
Tom Mary'nin gözlemesinden küçük bir lokma aldı.Tom took a tiny bite of Mary's donut.
Tom gözlüğünü çıkardı ve onu cebine koydu.Tom took his glasses off and put them in his pocket.
Tom gözlüğünü çıkardı ve onu masasının üstüne koydu.Tom took off his glasses and put them down on his desk.
Tom gözlüklerini çıkardı ve alnını ovuşturdu.Tom took off his glasses and rubbed his forehead.
Tom koruyucu gözlüğünü çıkardı.Tom took off his protective glasses.
Tom boş gözlerle bakıyordu.Tom was staring into space.
Tom duygularını kontrol edemedi ve göz yaşlarına boğuldu.Tom was unable to control his emotions and burst into tears.
Tom göz yaşlarını gizleyemedi.Tom was unable to hide his tears.
Tom odadaki her gözün onun üstünde olduğunun çok farkındaydı.Tom was very aware that every eye in the room was on him.
Tom göz kırptı ve bir öpücük attı.Tom winked and blew a kiss.
Tom Mary'ye göz kırptı ve ona bir öpücük attı.Tom winked at Mary and blew her a kiss.
Gözlerinizi dinlendirmeye çalışın.Try to rest your eyes.
Bunlar benim okuma gözlüklerim.These are my reading glasses.
Annesi çocuğu ihtiyatlı biçimde gözledi.His mother discreetly kept an eye on the boy.
O, gözlerini açtı ve bana baktı.He opened his eyes and looked at me.