Ana içeriğe geç
Sözlük

göz ile cümle

göz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Pinokyo gözlerini kapadı ve uykudaymış gibi davrandı.Pinocchio closed his eyes and pretended to be asleep.
Pinokyo gözyaşları içinde "Doğru, doğru!" diye ağladı. "Bunu tekrar yapmayacağım.""It's true, it's true!" cried Pinocchio in tears. "I won't do it again."
O, siyah çerçeveli gözlük takar.He wears black-rimmed glasses.
Gözlerime zorlukla inanabildim.I could hardly believe my eyes.
Eugene! Benim zavallı Eugene'im! Gözlerini aç ve bana bak! Neden cevap vermiyorsun?Eugene! My poor Eugene! Open your eyes and look at me! Why don't you answer?
Kuşları gözlemlemekten hoşlanıyorum.I like to observe birds.
Kuşları gözlemlemeyi seviyorsun, değil mi?You like to observe birds, don't you?
O, kuşları gözlemlemeyi sever.He likes to observe birds.
Kuş gözlemeyi sever.She likes to observe birds.
Mary kuşları gözlemekten hoşlanır.Mary likes to observe birds.
Kuşları gözlemeyi severiz.We like to observe birds.
Kuşları gözlemekten hoşlanırlar.They like to observe birds.
Işık, Tom'un gözlerine çarptı.The light hit Tom's eyes.
Habanero biberlerini kestikten sonra gözlerini ovalamamak için dikkatli ol.After cutting habanero peppers, be careful not to rub your eyes.
Tom gözle görülebilir şekilde sinirliydi.Tom was visibly nervous.
Tom gözlerini kapadı ve uyuyor gibi davrandı.Tom closed his eyes and pretended to be asleep.
Tom gözlerini kapattı ve uyuyor gibi davranıyor.Tom has his eyes closed and is pretending to be asleep.
Tom sis içinde gözden kayboldu.Tom disappeared into the mist.
Havaalanı yeniydi. İçeri girdim ve bir göz attım.The airport was new. I went inside and had a look.
Ben dışarıdayken eve gözkulak ol.Watch over the house while I am out.
Aldığım kitaplara bir göz at.Take a look at the books I bought.
Gözlem altında müşterilerine daha iyi davranır.Under supervision, he treats his clients better.
Her insan kendi gözünde önemlidir.Every man is important in his own eyes.
Kardaki ışık göz kamaştırıcıydı.The light on the snow was blinding.
Mary son sayfada yazdı: "Gözlüklerimi nerede bıraktım?"On the last page, Mary wrote: "Where did I leave my glasses?"
Onun kötü gözleri var.He has bad eyes.
Tom gözlüğünü genellikle sadece okurken takar.Tom usually only wears his glasses when he's reading.
Tom genellikle sadece okurken gözlük takar.Tom usually only wears glasses when he's reading.
Buraya bir göz atın.Take a look here.
O, gözyaşları içindeydi.He was in tears.
Onlar geç kalmayı göze alamazlar.They can't afford to be late.
Gözlerim, gözlerim!My eyes, my eyes!
Bu göz kusuru ameliyatla düzeltilebilir.This eye defect can be corrected by surgery.
Tom gözyaşı döktü.Tom shed tears.
Gözlerine ter kaçtığında neden yanar?Why does it hurt when you get sweat in your eyes?
Gözlerine ter kaçırmaktan nasıl kaçınırsın?How do you avoid getting sweat in your eyes?
Tom'un hikayesi gözlerime yaş getirdi.Tom's story brought tears to my eyes.
Havuçlar gözleriniz için iyidir. Siz hiç gözlük takan bir tavşan gördünüz mü?Carrots are good for your eyes. Have you ever seen a rabbit wearing glasses?
Davetiyeleri gönderdiğimizde Tom'un adını gözden kaçırdık.We overlooked Tom's name when we sent out invitations.
Evi gözden geçirebilir miyim?May I look the house over?
Onun mavi gözleri vardı.She had blue eyes.
Biz bugünkü bilim deneyinde osmozu gözledik.We observed osmosis in today's science experiment.
O bunu göze alamazdı.She couldn't afford it.
Gözümün ucuyla onu gözledim.I observed her from the corner of my eye.
Gözümün ucuyla onu kontrol ettim.I checked her out from the corner of my eye.
Ona bir göz atmamı istedi.She asked me to take a look at it.
Gözlükleri olmadan hiçbir şey göremez.He cannot see anything without his glasses.
Onun güzel mavi gözleri var.She has beautiful blue eyes.
Bu cümle bana doğru gözüküyor.This sentence seems right to me.
Gözyaşları onun gözlerinde pırıldadı.Tears shimmered in her eyes.
Tom Mary'nin gözlüklerini çıkardı ve onu tutkuyla öptü.Tom took off Mary's glasses and they kissed passionately.
Tom gözlüğünü taktı ve kitabı açtı.Tom put on his glasses and opened the book.
Tom Mary'nin ona bir göz atmasını söyledi.Tom asked Mary to take a look at it.
Tom ona bir göz atmamı istedi.Tom asked me to take a look at it.
Tom henüz emekli olmayı göze alamıyor.Tom can't afford to retire yet.
Tom yeni bir gözlük aldı.Tom got a new pair of glasses.
Sonunda Tom'un gözü karardı.Tom finally lost his temper.
Tom Mary'nin bir gözünü morarttı.Tom gave Mary a black eye.
Tom gözlük takmaz.Tom doesn't wear glasses.
Buna iyi bir göz atın.Take a good look at this.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod