Ana içeriğe geç
Sözlük

göz ile cümle

göz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Tom oldukça genç gözüküyor.Tom looks pretty young.
Tom seni göz ardı etmiyor.Tom isn't ignoring you.
Tom gözlüğünü unuttu.Tom forgot his glasses.
Tom Mary'nin gözünü yakaladı.Tom caught Mary's eye.
Tom onu göze alamaz.Tom can't afford that.
Tom listeye göz attı.Tom skimmed the list.
Gözlerini kapat, Tom.Close your eyes, Tom.
O benim gözlüğüm mü?Are those my glasses?
Bu benim gözlüğüm mü?Are those my glasses?
Tom'un gözleri açık.Tom's eyes are open.
Tom'un gözleri kocamandır.Tom's eyes are huge.
Tom'un gözleri mavidir.Tom's eyes are blue.
Tom çift odaklı gözlük takar.Tom wears bi-focals.
Tom bifokal camlı gözlük takar.Tom wears bi-focals.
Gözlerini aç, Tom.Open your eyes, Tom.
Git ve bir göz at.Go and have a look.
Sadece gözlerini kapat ve rahatla.Just close your eyes and relax.
O gözüme gözyaşı getirdi.It brought a tear to my eye.
Hayata pembe gözlüklerle bakıyor.She looks at the world through rose-colored glasses.
Masum birini mahkum etmektense suçlu bir adamı kurtarmayı göze almak daha iyidir.It is better to risk saving a guilty man than to condemn an innocent one.
Onlar Tom'u birkaç saat gözaltında tuttu ve sonra onu serbest bıraktı.They held Tom for a few hours and then let him go free.
Konseri dört gözle bekliyorum.I'm looking forward to the concert.
Ben sadece okuma için gözlük takarım.I only wear glasses for reading.
Siz ikinizin Boston'da bir sorununuz var gibi gözüküyor.It sounds like you two had a problem in Boston.
Tom sorunu gözden geçiriyor.Tom is looking at the problem.
Bir sorun varmış gibi gözüküyor.There seems to be a problem.
Şu evraklara göz atabilir misin?Could you take a look at these papers?
Şu evraklara göz atabilir misiniz?Could you take a look at these papers?
Tom, gözü yaşlı "üzgünüm" dedi."Sorry," said Tom with a tear in his eye.
Müsait olduğunda senden dört gözle haber bekliyorum.I am looking forward to hearing from you at your earliest convenience.
Gözlerimiz ışığı algılayabilir.Our eyes can detect light.
Allah'ın gözü küçük olanlar koruyor.The eye of God watches over the little ones.
Gözlerini mahvedeceksin.You're going to ruin your eyes.
Bana göz göre göre yalan söylemeyi sürdürürken benden doğru sözlü olmamı bekleme.Don't expect me to be truthful when you keep lying to me so blatantly.
Sana bakan gözleri ve yolunu gözleyen gönülleri ateş gibi yak.Burn the eyes that look at you and the hearts that are waiting for you!
Gözyaşları yanaklarına doğru süzüldü.Tears coursed down her cheeks.
Büyük bir güneş gözlüğü aldım.I bought a large pair of sunglasses.
Tom gözyaşları bitene kadar ağladı.Tom cried until he ran out of tears.
Tom siyah çerçeveli gözlük takıyor.Tom is wearing glasses with black frames.
Bu kural sık sık göz ardı edildi.This rule is often ignored.
Güneş gözlüğü takıyorum.I'm wearing sunglasses.
Ben güneş gözlüğü takacağım.I will wear sunglasses.
Bunun bir kaza olduğu ihtimalini gözardı edemeyiz.We can't rule out the possibility that it was an accident.
Yakında senden haber almayı dört gözle bekliyoruz.We're looking forward to hearing from you soon.
Tom gözlerini kapattı ve derin bir nefes aldı.Tom closed his eyes and took a deep breath.
Tom ve Mary her ikisi de güneş gözlüğü takıyorlardı.Tom and Mary were both wearing sunglasses.
Hem Tom hem de Mary güneş gözlüğü takıyorlardı.Tom and Mary were both wearing sunglasses.
Yakında seni görmeyi dört gözle bekliyoruz.We're looking forward to seeing you soon.
Tom Mary'nin gözlerine derin derin baktı.Tom gazed deeply into Mary's eyes.
Tom dergiye göz attı.Tom flipped through the magazine.
Tom kanallara göz attı.Tom flipped through the channels.
Bir bisiklet almayı göze alamıyorum.I can't afford to buy a bicycle.
Tom biraz tehlikeli gözüküyor.Tom seems a little dangerous.
Hepsi bana aynı gözüküyor.They all look the same to me.
Gözlüksüz okuyamıyorum.I can't read without glasses.
Gözlerini yoldan ayırmamalısın, Tom.You should keep your eyes on the road, Tom.
Tom Mary'nin onun gözünün önünden ayrılmasına asla izin vermemeliydi.Tom never should've let Mary out of his sight.
Polis, göstericilere birçok göz yaşartıcı bomba attı.The police threw many tear-gas grenades at the protesters.
Tom'un gözlerinden uyku akıyordu.Tom looked very sleepy.
Gözlerini kapatıp uyu!Close your eyes and sleep!
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod