Böyle hüzünlü gözlerle bana bakma.Don't look at me with such sad eyes.
Tom konsere gitmeyi göze alamadı.Tom could not afford to go to the concert.
Tom her şeyi gözetecek.Tom will take care of everything.
Şu anda iyi uyumuyorum ve artık gözler altında halkalarım var.I'm not sleeping well currently and now have rings under the eyes.
O gözlerini açtığında onun gördüğü ilk kişi bendim.When she opened her eyes I was the first person she saw.
Siyah gözlerim var.I have black eyes.
Tom'un gözleri bağlıydı.Tom was blindfolded.
Tom gözlüğünü ayarladı.Tom adjusted his glasses.
Tom gözlüğünü düzeltti.Tom straightened his glasses.
Kontak lenslerle, gözlükle elde edeceğinden daha doğru görüşü elde edersin.With contact lenses, you have more accurate vision than you would with glasses.
Atomlar çıplak gözle görülemezler.Atoms can't be seen by the naked eye.
Mutlu, artık hiçbir şeyde gözü olmayandır.Happy is he who desires nothing anymore!
Mutlu odur ki, artık hiçbir şeyde gözü olmasın.Happy is he who desires nothing anymore!
Ağla: gözyaşları kalbin yapraklarıdır.Cry: tears are the heart's petals.
Mary onu dört gözle bekliyor.Mary is looking forward to it.
Acıtıcı gözüküyor.It looks painful.
Tahta bacaklı ve cam gözlü bir anne geliyor.A mother with a wooden leg and glass eye is coming.
Tom gözetleme deliğinden baktı.Tom looked through the peephole.
Duvarların kulakları vardır, kapıların gözleri vardır.The walls have ears, the doors have eyes.
O direkt gözyaşları ile cevap verdi.She answered through tears.
Yağmur yağacak gibi gözüküyor, değil mi?It looks like it's going to rain, right?
Onu dört gözle bekliyorum.I look forward to it.
Onun her iki gözü de kördü.He has gone blind in both eyes.
Gözlük takan adam, eski bir Çinli yazardır.The man wearing glasses is an old Chinese author.
Onun gözleri ne renk?What colour are her eyes?
Müziksiz dünya, gözyaşı vadisidir.Without music, the world is a valley of tears.
Gözde rock şarkıcın kim?Who is your favorite rock singer?
Manzarayı gördüğümde gözlerim doldu.When I saw the sight, tears came into my eyes.
Bu peruk, bu bıyık ve gözlükle kimse beni tanımaz.With the wig, the mustache and the glasses, nobody recognizes me.
Gözüm sendeydi.I have been watching you.
Kapat gözlerini! Tom çıplak dolaşıyor.Close your eyes! Tom is walking around naked.
Hemşire, bu hastayı gözünüzün önünden ayırmayın.Sister, don't let this patient out of your sight.
O banyo yapıyorken o onu gizlice gözetledi.He spied on her while she was bathing.
O banyo yapıyorken o onu gözetledi.She spied on him while he was bathing.
O bir göz bandı takar.He wears an eyepatch.
O bir göz bandı giyer.She wears an eyepatch.
Tom gözlerini kırpıyor.Tom is blinking his eyes.
Tom Ken'e göz kırpıyor.Tom is winking at Ken.
Gözlerimi kırpıyorum.I am blinking my eyes.
Bu, ailenin gözünün önünde anlatılacak bir fıkra değil.This is not a joke to be told in the presence of your parents.
Onlar gözlerini kararttı.They took a leap of faith.
Eski gözlüğümün nerede olduğunu biliyor musun?Do you know where my old glasses are?
O bizi gözetlemek için burada.She's here to spy on us.
Beni göz göre göre soydu.She robbed me blind.
Göz göre göre beni soydular.They robbed me blind.
Bu, İngilizce gramerini şimdiye kadar ilk kez bir daha gözden geçirişim.This is the first time I've ever revised English grammar.
Bu, Marika ile ilk defa göz göze gelmemiz.This is the first time I've looked Marika in the eye.
Bu ürünle birlikte optik aletlerin kullanımı göz tehlikesini artıracaktır.The use of optical instruments with this product will increase eye hazard.
Gözlerimizi kırpıyoruz.We are blinking our eyes.
Bu gözlük güzel.These glasses are cool.
Hiç gözlüğünü kırdın mı?Have you ever broken your glasses?
Onlar gözlerini kapattılar.They close their eyes.
Ben ona göz kırpıyorum ama o bakmıyor.I am winking at him, but he's not looking.
Güneş göz kamaştırıcıdır.The sun is blinding.
Neredeyse her gün güneş gözlüğü takıyorum.I wear sunglasses almost every day.
Onun gözlükleri kırmasına izin vermeyin.Don't let him break glasses.
Bu gözlükler kimin?Whose glasses are these?
"Bunlar kimin gözlükleri?" "Onlar babamın.""Whose glasses are these?" "They are my father's."
"Bu güneş gözlüğü kimin?" "O Nabil'in""Whose sunglasses are these?" "They are Nabil's."
En son ne zaman gözlüğünü kırdın?When was the last time you broke your glasses?