Sahibinin gözünde rüşvet bir tılsımdır. Ne yapsa başarılı olur.Подарок – драгоценный камень в глазах владеющего им: куда ни обратится он, успеет.
Sahibinin gözünde rüşvet bir tılsımdır. Ne yapsa başarılı olur.Подаръкът е като скъпоценен камък в очите на притежателя му; дето и да бъде обърнат той се показва изящен*.
Sahibinin gözünde rüşvet bir tılsımdır. Ne yapsa başarılı olur.אבן חן השחד בעיני בעליו אל כל אשר יפנה ישכיל׃
Sahibinin gözünde rüşvet bir tılsımdır. Ne yapsa başarılı olur.الهدية حجر كريم في عيني قابلها. حيثما تتوجه تفلح.
Sahibinin gözünde rüşvet bir tılsımdır. Ne yapsa başarılı olur.賄 賂 在 餽 送 的 人 眼 中 、 看 為 寶 玉 、 隨 處 運 動 、 都 得 順 利
Sahibinin gözünde rüşvet bir tılsımdır. Ne yapsa başarılı olur.賄賂 在 餽送 的 人 眼中 、 看為 寶玉 、 隨處運動 、 都 得 順利
Senin bu işte bir payın, bir hakkın yok. Yüreğin, Tanrının gözünde doğru değildir.Du har ikke del eller lodd i dette ord; for ditt hjerte er ikke rett for Gud.
Senin bu işte bir payın, bir hakkın yok. Yüreğin, Tanrının gözünde doğru değildir.Du har ikke Del eller Lod i dette Ord; thi dit Hjerte er ikke ret for Gud.
Senin bu işte bir payın, bir hakkın yok. Yüreğin, Tanrının gözünde doğru değildir.Du har ingen del eller lott i det som här är fråga om, ty ditt hjärta är icke rättsinnigt inför Gud.
Senin bu işte bir payın, bir hakkın yok. Yüreğin, Tanrının gözünde doğru değildir.Du wirst weder Teil noch Anfall haben an diesem Wort; denn dein Herz ist nicht rechtschaffen vor Gott.
Senin bu işte bir payın, bir hakkın yok. Yüreğin, Tanrının gözünde doğru değildir.Ei sinulla ole osaa eikä arpaa tähän sanaan, sillä sinun sydämesi ei ole oikea Jumalan edessä.
Senin bu işte bir payın, bir hakkın yok. Yüreğin, Tanrının gözünde doğru değildir.Engkau tidak punya hak untuk ikut di dalam pekerjaan kami, sebab hatimu tidak benar terhadap Allah
Senin bu işte bir payın, bir hakkın yok. Yüreğin, Tanrının gözünde doğru değildir.Il n`y a pour toi ni part ni lot dans cette affaire, car ton coeur n`est pas droit devant Dieu.
Senin bu işte bir payın, bir hakkın yok. Yüreğin, Tanrının gözünde doğru değildir.하나님 앞에서 네 마음이 바르지 못하니 이 도에는 네가 관계도 없고 분깃 될것도 없느니라
Senin bu işte bir payın, bir hakkın yok. Yüreğin, Tanrının gözünde doğru değildir.Nemáš dielu ani losu v tejto veci, lebo tvoje srdce nie je priame pred Bohom.
Senin bu işte bir payın, bir hakkın yok. Yüreğin, Tanrının gözünde doğru değildir.Nemáš dílu ani losu v této věci; nebo srdce tvé není upřímé před Bohem.
Senin bu işte bir payın, bir hakkın yok. Yüreğin, Tanrının gözünde doğru değildir.Ngươi chẳng có phần hoặc số trong việc nầy ; vì lòng ngươi chẳng ngay_thẳng trước mặt Ðức_Chúa_Trời .
Senin bu işte bir payın, bir hakkın yok. Yüreğin, Tanrının gözünde doğru değildir.Ngươi chẳng có phần hoặc số trong việc nầy; vì lòng ngươi chẳng ngay thẳng trước mặt Ðức Chúa Trời.
Senin bu işte bir payın, bir hakkın yok. Yüreğin, Tanrının gözünde doğru değildir.Nie masz w tej rzeczy cząstki, ani losu, gdy serce twoje nie jest proste przed obliczem Bożem.
Senin bu işte bir payın, bir hakkın yok. Yüreğin, Tanrının gözünde doğru değildir.Nincsen néked részed, sem örökséged e dologban, mert a te szíved nem igaz az Isten elõtt.
Senin bu işte bir payın, bir hakkın yok. Yüreğin, Tanrının gözünde doğru değildir.Non v'è parte né sorte alcuna per te in questa cosa, perché il tuo cuore non è retto davanti a Dio
Senin bu işte bir payın, bir hakkın yok. Yüreğin, Tanrının gözünde doğru değildir.Tu n'ai nici parte, nici sorţ în toată treaba aceasta, căci inima ta nu este curată înaintea lui Dumnezeu.
Senin bu işte bir payın, bir hakkın yok. Yüreğin, Tanrının gözünde doğru değildir.Tu não tens parte nem sorte neste ministério, porque o teu coração não é reto diante de Deus.
Senin bu işte bir payın, bir hakkın yok. Yüreğin, Tanrının gözünde doğru değildir.Tú no tienes parte ni suerte en este asunto, porque tu corazón no es recto delante de Dios
Senin bu işte bir payın, bir hakkın yok. Yüreğin, Tanrının gözünde doğru değildir.U hebt hier part noch deel aan. U staat niet zuiver voor God. Vreselijk dat u met zo'n voorstel aankomt.
Senin bu işte bir payın, bir hakkın yok. Yüreğin, Tanrının gözünde doğru değildir.Συ δεν εχεις μεριδα ουδε κληρον εν τω λογω τουτω διοτι η καρδια σου δεν ειναι ευθεια ενωπιον του Θεου.
Senin bu işte bir payın, bir hakkın yok. Yüreğin, Tanrının gözünde doğru değildir.Затуй, покай се от това твое нечестие, и моли се Господу дано ти се прости тая помисъл на сърцето ти;
Senin bu işte bir payın, bir hakkın yok. Yüreğin, Tanrının gözünde doğru değildir.Нема для тебе частини, анї долї в речі сїй, серце бо твоє не праве перед Богом.
Senin bu işte bir payın, bir hakkın yok. Yüreğin, Tanrının gözünde doğru değildir.Нет тебе в сем части и жребия, ибо сердце твое неправо пред Богом.
Senin bu işte bir payın, bir hakkın yok. Yüreğin, Tanrının gözünde doğru değildir.אין לך חלק וגורל בדבר הזה כי לבבך איננו ישר לפני האלהים׃
Senin bu işte bir payın, bir hakkın yok. Yüreğin, Tanrının gözünde doğru değildir.ليس لك نصيب ولا قرعة في هذا الامر. لان قلبك ليس مستقيما امام الله.
Senin bu işte bir payın, bir hakkın yok. Yüreğin, Tanrının gözünde doğru değildir.你 在 這 道 上 、 無 分 無 關 . 因 為 在 神 面 前 、 你 的 心 不 正
Senin bu işte bir payın, bir hakkın yok. Yüreğin, Tanrının gözünde doğru değildir.你 在 這道 上 、 無分 無關 . 因為 在 神 面前 、 你 的 心不正
Senin dudak ve yanakların gül paly küllerinden için solmaya; senin gözünde 'pencere sonbaharA rózsa a te ajkak és a pofa kell fade A fakó hamu, te szemét "ablakok alá,
Senin dudak ve yanakların gül paly küllerinden için solmaya; senin gözünde 'pencere sonbaharAs rosas em teus lábios e bochechas devem desaparecer em cinzas paly; cair os teus olhos 'janelas,
Senin dudak ve yanakların gül paly küllerinden için solmaya; senin gözünde 'pencere sonbaharBunga mawar di bibir-Mu dan pipi akan memudar Untuk abu pucat; Mu mata 'jendela jatuh,
Senin dudak ve yanakların gül paly küllerinden için solmaya; senin gözünde 'pencere sonbaharDen roser i dine læber og kinder skal falme til paly aske; dine øjne "vinduer falder,
Senin dudak ve yanakların gül paly küllerinden için solmaya; senin gözünde 'pencere sonbaharDe rozen in uw lippen en wangen zullen vervagen Om paly as, uw ogen 'vensters vallen,
Senin dudak ve yanakların gül paly küllerinden için solmaya; senin gözünde 'pencere sonbaharDie Rosen in deinen Lippen und Wangen werden zu paly Asche fade, deine Augen "Fenster fallen,
Senin dudak ve yanakların gül paly küllerinden için solmaya; senin gözünde 'pencere sonbaharHoa hồng trong môi và má ngươi sẽ phai tro phai màu; rơi cửa sổ ngươi mắt,
Senin dudak ve yanakların gül paly küllerinden için solmaya; senin gözünde 'pencere sonbahar그대의 입술과 볼에의 장미 창백한 재로 사라질 것이다, 그대의 눈동자 '창 가을,
Senin dudak ve yanakların gül paly küllerinden için solmaya; senin gözünde 'pencere sonbaharLas rosas de tus labios y las mejillas se desvanecen a cenizas paly; caen tus ojos 'de Windows,
Senin dudak ve yanakların gül paly küllerinden için solmaya; senin gözünde 'pencere sonbaharLe rose nelle tue labbra e le guance sono dissolvenza in cenere paly; caduta finestre tuoi occhi ',
Senin dudak ve yanakların gül paly küllerinden için solmaya; senin gözünde 'pencere sonbaharLes roses de tes lèvres et les joues ne se fanent en cendres paly; tomber tes yeux "de Windows,
Senin dudak ve yanakların gül paly küllerinden için solmaya; senin gözünde 'pencere sonbaharRosorna i dina läppar och kinder skall tonas till paly aska, dina ögon "fönster falla,
Senin dudak ve yanakların gül paly küllerinden için solmaya; senin gözünde 'pencere sonbaharRóże w twe usta i policzki zblaknie Aby bladawy popiołów; spadek oczy twoje "okna,
Senin dudak ve yanakların gül paly küllerinden için solmaya; senin gözünde 'pencere sonbaharRuusut sinun huulet ja posket on Fade to paly tuhkan silmäs "Windows laskee,
Senin dudak ve yanakların gül paly küllerinden için solmaya; senin gözünde 'pencere sonbaharRůže ve tvých rtů a tváří se Fade To paly popel, Windows tvé oči "na podzim,
Senin dudak ve yanakların gül paly küllerinden için solmaya; senin gözünde 'pencere sonbaharRuže v tvojich pier a tvári sa Fade To paly popol, Windows tvoje oči "na jeseň,
Senin dudak ve yanakların gül paly küllerinden için solmaya; senin gözünde 'pencere sonbaharTrandafiri în buzele tale şi obrajii se estompeze Pentru a cenuşii palid; ochii tăi "ferestre toamna,
Senin dudak ve yanakların gül paly küllerinden için solmaya; senin gözünde 'pencere sonbaharVrtnice v tvoje ustnice in lica se fade Za paly pepel; okna tvoje oči "pade,
Senin dudak ve yanakların gül paly küllerinden için solmaya; senin gözünde 'pencere sonbaharΤα τριαντάφυλλα στα χείλη και τα μάγουλα σου θα ξεθωριάζει να paly στάχτες? Παράθυρα πτώση σου μάτια ",
Senin dudak ve yanakların gül paly küllerinden için solmaya; senin gözünde 'pencere sonbaharРозите в устните и бузите ти се добие бледничък пепел; падането си очите "прозорци,
Senin dudak ve yanakların gül paly küllerinden için solmaya; senin gözünde 'pencere sonbaharРозы в твоих губ и щек опадет Для бледный пепла, окна падения твоего глаза ",
Senin dudak ve yanakların gül paly küllerinden için solmaya; senin gözünde 'pencere sonbaharורדים השפתיים והלחיים יהיו עמך לדעוך לאפר paly; חלונות העיניים "עמך ליפול,
Senin dudak ve yanakların gül paly küllerinden için solmaya; senin gözünde 'pencere sonbaharيجب على الورود في الشفتين والخدين خاصتك تتلاشى إلى رماد شاحب ؛ عينيك 'ويندوز الخريف ،
Senin dudak ve yanakların gül paly küllerinden için solmaya; senin gözünde 'pencere sonbahar死のような、ときに彼が人生の一日をシャットダウンする、しなやかな政府のdepriv'd各パート、、
‹‹Sen neden kardeşinin gözündeki çöpü görürsün de kendi gözündeki merteği farketmezsin?A czemuż widzisz źdźbło w oku brata twego, a balki, która jest w oku twojem, nie baczysz?
Sen neden kardeşinin gözündeki çöpü görürsün de kendi gözündeki merteği farketmezsin?A czemuż widzisz źdźbło w oku brata twego, a balki, która jest w oku twojem, nie baczysz?
‹‹Sen neden kardeşinin gözündeki çöpü görürsün de kendi gözündeki merteği farketmezsin?A jako to, že vidíš ivierko v oku svojho brata a brvna vo vlastnom oku nepozoruješ?