gözün ile cümle
gözün kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Bir insan kılı gözün görebileceği en küçük şey kadardır.Это, пожалуй, самая маленькая вещь, которую человек может увидеть невооружённым взглядом.
Bir insan kılı gözün görebileceği en küçük şey kadardır.וככל שאנו נעשים קטנים אף יותר,
Bir insan kılı gözün görebileceği en küçük şey kadardır.شعرة الإنسان تعتبر أصغر شيء يمكن أن تراه العين المجردة.
Birkaç basit prensibin ışığında bunu gözünün önüne getirmeye çalışacaktı.Dia ingin mencoba menggambarkannya dengan dibantu beberapa prinsip sederhana.
Birkaç basit prensibin ışığında bunu gözünün önüne getirmeye çalışacaktı.El a încercat să o vizualizeze ghidat de un număr mic de principii simple.
Birkaç basit prensibin ışığında bunu gözünün önüne getirmeye çalışacaktı.Er wollte versuchen, es zu visualisieren, unter Berücksichtigung einiger einfacher Prinzipien.
Birkaç basit prensibin ışığında bunu gözünün önüne getirmeye çalışacaktı.Han skulle försöka visualisera den, med hjälp av ett litet antal enkla principer.
Birkaç basit prensibin ışığında bunu gözünün önüne getirmeye çalışacaktı.Hij wilde het visualiseren op basis van een klein aantal eenvoudige principes.
Birkaç basit prensibin ışığında bunu gözünün önüne getirmeye çalışacaktı.Il essayait de la visualiser, aidé par un petit nombre de principes simples.
Birkaç basit prensibin ışığında bunu gözünün önüne getirmeye çalışacaktı.몇 개의 간단한 원칙만을 이용해서 그 파동을 설명하려고 했었죠.
Birkaç basit prensibin ışığında bunu gözünün önüne getirmeye çalışacaktı.Megpróbálta elképzelni, néhány egyszerű alapelv segítségével.
Birkaç basit prensibin ışığında bunu gözünün önüne getirmeye çalışacaktı.Postanowił określić tę funkcję w oparciu o kilka prostych zasad.
Birkaç basit prensibin ışığında bunu gözünün önüne getirmeye çalışacaktı.Provò a visualizzarla, guidato da un piccolo numero di semplici principi.
Birkaç basit prensibin ışığında bunu gözünün önüne getirmeye çalışacaktı.Tenía que tratar de visualizarla guiado por un pequeño número de principios sencillos.
Birkaç basit prensibin ışığında bunu gözünün önüne getirmeye çalışacaktı.Tentaria visualizá-la, guiado por um pequeno número de princípios simples.
Birkaç basit prensibin ışığında bunu gözünün önüne getirmeye çalışacaktı.Θα προσπαθούσε να την οπτικοποιήσει, με βάση ένα πολύ μικρό αριθμό βασικών αρχών.
Birkaç basit prensibin ışığında bunu gözünün önüne getirmeye çalışacaktı.Он попробует её представить, с помощью нескольких простых правил.
Birkaç basit prensibin ışığında bunu gözünün önüne getirmeye çalışacaktı.Той щеше да се опита да я визуализира, воден от ограничен брой прости принципи.
Birkaç basit prensibin ışığında bunu gözünün önüne getirmeye çalışacaktı.הוא ניסה לדמיין אז זה מונחה על ידי מספר מצומצם של עקרונות פשוטים.
Birkaç basit prensibin ışığında bunu gözünün önüne getirmeye çalışacaktı.وسوف يحاول ان يتخيلها مستنداً الى حزمة ارقام رياضية بسيطة
Birkaç basit prensibin ışığında bunu gözünün önüne getirmeye çalışacaktı.検討することで 分かりやすくしようとしました 原理の単純な少数の原子なら とても簡単になります
Bir keresinde pembe kravat bağlama, cam onu gözüne ilişti.Eens toen ik de roze stropdas gelijkmaker zag ik hem in de spiegel.
Bir keresinde pembe kravat bağlama, cam onu gözüne ilişti.Egyszer, amikor én voltam árukapcsolás a rózsaszín nyakkendő megláttam őt a tükörben.
Bir keresinde pembe kravat bağlama, cam onu gözüne ilişti.Einmal, als ich band die rosa Krawatte sah ich ihn in den Spiegel.
Bir keresinde pembe kravat bağlama, cam onu gözüne ilişti.Engang da jeg var binde den lyserøde slips jeg fik øje på ham i spejlet.
Bir keresinde pembe kravat bağlama, cam onu gözüne ilişti.En gång när jag var binda rosa slips fick jag syn på honom i spegeln.
Bir keresinde pembe kravat bağlama, cam onu gözüne ilişti.I nanoszone kilka ubrań wokół mnie i poszedł w
Bir keresinde pembe kravat bağlama, cam onu gözüne ilişti.Jednou, když jsem byl vázání růžovou kravatu jsem zahlédl ho v zrcadle.
Bir keresinde pembe kravat bağlama, cam onu gözüne ilişti.Kerran kun olin sitomalla vaaleanpunainen solmio Tartuin näkyville hänet peilin.
Bir keresinde pembe kravat bağlama, cam onu gözüne ilişti.일단 제가 분홍색 넥타이를 매는 때 나는 찾고 유리 그를의 시력을 잡았다.
Bir keresinde pembe kravat bağlama, cam onu gözüne ilişti.Một lần khi tôi buộc cà vạt màu hồng tôi bắt gặp cái nhìn của anh ta trong kính.
Bir keresinde pembe kravat bağlama, cam onu gözüne ilişti.Nekoč, ko sem bila vezava roza kravato sem zagledal njega v Zrcalo.
Bir keresinde pembe kravat bağlama, cam onu gözüne ilişti.Odată, când am fost leagă cravata roz am zărit de el în oglindă.
Bir keresinde pembe kravat bağlama, cam onu gözüne ilişti.Pernah ketika aku sedang mengikat dasi merah muda aku melihat dirinya di cermin.
Bir keresinde pembe kravat bağlama, cam onu gözüne ilişti.Raz, keď som bol viazanie ružovú kravatu som zazrel ho v zrkadle.
Bir keresinde pembe kravat bağlama, cam onu gözüne ilişti.Una volta, quando stavo legando la cravatta rosa, vidi lui lo specchio.
Bir keresinde pembe kravat bağlama, cam onu gözüne ilişti.Une fois quand j'étais lier la cravate rose, je l'aperçut dans le miroir.
Bir keresinde pembe kravat bağlama, cam onu gözüne ilişti.Μόλις όταν ήμουν δένοντας το ροζ γραβάτα έπιασα τα μάτια του στον καθρέφτη.
Bir keresinde pembe kravat bağlama, cam onu gözüne ilişti.Веднъж, когато бях обвързване розова вратовръзка хванах недостъпно за него в огледалото.
Bir keresinde pembe kravat bağlama, cam onu gözüne ilişti.Однажды, когда я связывая розовый галстук я увидела его в зеркале.
Bir keresinde pembe kravat bağlama, cam onu gözüne ilişti.Одного разу, коли я пов'язуючи рожевий краватку я побачила їх у дзеркалі.
Bir keresinde pembe kravat bağlama, cam onu gözüne ilişti.مرة واحدة عندما كنت ربط ربطة الوردي اشتعلت مرأى منه في الزجاج ذات المظهر.
Bir keresinde pembe kravat bağlama, cam onu gözüne ilişti.彼の目に悲しむ外観の種類があった。
Bir süre sonra gözünüz kapalı yapmaya başlayacaksınız ama şimdi tek tek yazabilirsiniz.من السهل القيام به بعد قليل، لكن الآن ربما عليك ان تقوم بعملية الضرب
Bir süre sonra gözünüz kapalı yapmaya başlayacaksınız ama şimdi tek tek yazabilirsiniz.掛け合わせて、 c^2+d^2です。
Bir tanıdığım, erkeklerin gözünü korkutacağım diye endişelenip endişelenmediğimi sormuştu.한 나이지리아 사람이 저에게 묻더군요. 남자가 당신을 무서워하지 않을까 걱정이 안되냐고요.
Bir tanıdığım, erkeklerin gözünü korkutacağım diye endişelenip endişelenmediğimi sormuştu.O cunoștință nigeriană m-a întrebat odată dacă mi-a fost teamă c-aș putea intimida bărbații.
Bir tanıdığım, erkeklerin gözünü korkutacağım diye endişelenip endişelenmediğimi sormuştu.Один знакомый из Нигерии однажды спросил меня, беспокоюсь ли я, что мужчины будут меня бояться.
Bir tanıdığım, erkeklerin gözünü korkutacağım diye endişelenip endişelenmediğimi sormuştu.في أحد المرات سألني زميلي النيجيري ما إذا كنت قلقة لأن الرجال يشعرون بالتهديد مني.
Bir tanıdığım, erkeklerin gözünü korkutacağım diye endişelenip endişelenmediğimi sormuştu.男性が私に対して臆病にならないか 心配じゃないのかと 一切心配していませんでした
Bir tarlayı gözüne kestirip satın alır, El emeğiyle kazandığı parayla bağ diker.Elle pense à un champ, et elle l`acquiert; Du fruit de son travail elle plante une vigne.
Bir tarlayı gözüne kestirip satın alır, El emeğiyle kazandığı parayla bağ diker.Evalúa un campo y lo compra, y con sus propias manos planta una viña
Bir tarlayı gözüne kestirip satın alır, El emeğiyle kazandığı parayla bağ diker.Gondolkodik mezõ felõl, és megveszi azt; az õ kezeinek munkájából szõlõt plántál.
Bir tarlayı gözüne kestirip satın alır, El emeğiyle kazandığı parayla bağ diker.Hän haluaa peltoa ja hankkii sen, istuttaa viinitarhan kättensä hedelmällä.
Bir tarlayı gözüne kestirip satın alır, El emeğiyle kazandığı parayla bağ diker.Hon har planer på en åker, och hon skaffar sig den; av sina händers förvärv planterar hon en vingård.
Bir tarlayı gözüne kestirip satın alır, El emeğiyle kazandığı parayla bağ diker.Hun tænker på en Mark og får den, hun planter en Vingård, for hvad hun har tjent.
Bir tarlayı gözüne kestirip satın alır, El emeğiyle kazandığı parayla bağ diker.Hun tenker på en mark og får den; for det hun tjener med sine hender, planter hun en vingård.
Bir tarlayı gözüne kestirip satın alır, El emeğiyle kazandığı parayla bağ diker.Ia mencari sebidang tanah, lalu membelinya; ia mengusahakan sebuah kebun anggur dari pendapatannya
Bir tarlayı gözüne kestirip satın alır, El emeğiyle kazandığı parayla bağ diker.밭을 간품하여 사며 그 손으로 번 것을 가지고 포도원을 심으며
Bir tarlayı gözüne kestirip satın alır, El emeğiyle kazandığı parayla bağ diker.Nàng tưởng đến một đồng ruộng, bèn mua nó được; Nhờ hoa lợi của hai tay mình, nàng trồng một vườn nho.