Kaza tam gözümüzün önünde oldu.The accident happened right before our eyes.
"Gözümüzün önünde yaşlanıyorlar"."Transforming Before Our Eyes".
Yılın geri kalanı gözümüzün önünde.The rest is the year in front of us.
Kız gözümüzün önünde, o yüzden acele etme.She's in front of us, so don't rush it.
Otobüs durağının yanından geçerken, bir otobüsün gözümüzün önünde infilak ettiğini gördük.We were passing by a bus stop. We saw a bus blow up in front of our eyes.
Bu çakışmalar resimde gerçekten var mı yoksa gözümüzün yaptığı bir yanılsama mı?JH:
"Felsefe gözümüzün önünde duran yüce kitaptaPhilosophy is written in that great book which ever lies before our eyes
Aslında, ben cevabın gözümüzün önünde olduğunu düşünüyorum.Well actually, I think the answer is staring us right in the face:
Manzaranın her noktasında, gözümüzün durup dinlenmesi için bir alan yaratmış.At each place our eye has a place to rest in the landscape.
Onlar gözümüzün önünde bizim mülklerimizi alıyorlar. Tıpkı Thomas Jefferson söylediği gibiThey take our property right in front of our eyes just like Thomas Jefferson said they would.
Fakat asıl amaç halen burada, gözümüzün önünde.But that original purpose is still right there in plain sight.
Deneklerden biri gözümüzün önünde ölüme yakın bir deneyim yaşadı.In our presence one subject had a near death experience.
Yiyeceğimiz gözümüzün önünde yok edildi. Tanrımızın Tapınağında sevinç ve coşku sona erdi.Isn't the food cut off before our eyes; joy and gladness from the house of our God?
Gözümüzün önünde akıp giderdi; bir mükafattı nankörlük görene.Which sailed right under Our eyes: A recompense for him who had been denied.
Bunun üzerine kendisine şöyle vahyettik: "Gözümüzün önünde ve vahyimize uygun olarak gemiyi yap.So We inspired him (saying): "Construct the ship under Our Eyes and under Our Revelation (guidance).
"Gözümüzün önünde yaşlanıyorlar".Sie sind dicht vor den Augen eingelenkt.
"Gözümüzün önünde yaşlanıyorlar".Ils se mettaient en valeur sous nos yeux.
"Gözümüzün önünde yaşlanıyorlar".«El envejecimiento se ve por los ojos».
"Gözümüzün önünde yaşlanıyorlar".Она начинает стареть на глазах у всех.
Işığın gözümüzün algılayabildiği (gördüğü) bölümüne görünür ışık bölgesi (visible light) denir.Что мы увидим, когда мы это увидим (неопр.).
"Gözümüzün önünde yaşlanıyorlar".في صنع تحت عيني جدا".
Işığın gözümüzün algılayabildiği (gördüğü) bölümüne görünür ışık bölgesi (visible light) denir.تسمى ثمرة تين شوكي (صبر) تسمى كوز صبر وهنا تبدو كما نراها قبل قطفها.
"Gözümüzün önünde yaşlanıyorlar".En je wordt ouder."
"Gözümüzün önünde yaşlanıyorlar".Сльози навертаються на її очі.
"Gözümüzün önünde yaşlanıyorlar".A byl proměněn před jejich očima.
"Gözümüzün önünde yaşlanıyorlar".Ochii sunt deplasați înainte.
"Gözümüzün önünde yaşlanıyorlar".Magasan a szemek fölött helyezkedik el a szemöldök.
"Gözümüzün önünde yaşlanıyorlar".Οι κεραίες φύονται μπροστά στους οφθαλμούς.
"Gözümüzün önünde yaşlanıyorlar".眼は顔の前方に位置する。
"Gözümüzün önünde yaşlanıyorlar".左右大驚,相顧以目。
"Gözümüzün önünde yaşlanıyorlar".“진양조엔 눈이 내리고,.
Güneş içteki gökkuşağındaki kırmızı renk ve gözümüzün açısı 42 derecedir.무지개각은 빨간색 빛의 경우 42˚이고 보라색 빛은 41˚이다.
"Gözümüzün önünde yaşlanıyorlar".הוא הולך ומתפתח ממש מול עינינו."
"Gözümüzün önünde yaşlanıyorlar".Поредица „Очи в очи“.
"Gözümüzün önünde yaşlanıyorlar".Ljudi procjenjuju po vašim očima.
Şimdiye kadar kameraya karşı çıktık ve onu gözümüzün çalışmasını kopyalamaya zorladık.Prinútili ma vypočuť si tú pásku a ja som si skoro oči vyplakala.
"Gözümüzün önünde yaşlanıyorlar".Obrnili so se k družbi, ki se je razvijala pred njihovimi očmi.
"Gözümüzün önünde yaşlanıyorlar".Jie lašinami į akį.
Aslında, ben cevabın gözümüzün önünde olduğunu düşünüyorum.Bem, na verdade, penso que a resposta está mesmo à nossa frente.
Aslında, ben cevabın gözümüzün önünde olduğunu düşünüyorum.Cred că răspunsul e chiar în fața noastră.
Aslında, ben cevabın gözümüzün önünde olduğunu düşünüyorum.En fait, je crois que la réponse est juste sous notre nez.
Aslında, ben cevabın gözümüzün önünde olduğunu düşünüyorum.En realidad, creo que la respuesta está delante de nuestros ojos.
Aslında, ben cevabın gözümüzün önünde olduğunu düşünüyorum.Ich denke, die Antwort drängt sich geradezu auf.
Aslında, ben cevabın gözümüzün önünde olduğunu düşünüyorum.Ik denk dat het antwoord voor het grijpen ligt.
Aslında, ben cevabın gözümüzün önünde olduğunu düşünüyorum.In realtà, io penso che la risposta l'abbiamo proprio davanti agli occhi.
Aslında, ben cevabın gözümüzün önünde olduğunu düşünüyorum.실제로, 제가 생각하기에 그 대답은 바로 우리 앞에서 시작됩니다.
Aslında, ben cevabın gözümüzün önünde olduğunu düşünüyorum.Nos, szerintem a válasz ott van az orrunk előtt.
Aslında, ben cevabın gözümüzün önünde olduğunu düşünüyorum.Nuž, myslím, že odpoveď je priamo pred nami.
Aslında, ben cevabın gözümüzün önünde olduğunu düşünüyorum.Odpowiedź jest na wyciągnięcie ręki. Odpowiedź jest na wyciągnięcie ręki.
Aslında, ben cevabın gözümüzün önünde olduğunu düşünüyorum.Používat počítače.
Aslında, ben cevabın gözümüzün önünde olduğunu düşünüyorum.Saya rasa jawabannya sedang bertatapan langsung dengan kita.
Aslında, ben cevabın gözümüzün önünde olduğunu düşünüyorum.Thật ra thì, tôi nghĩ câu trả lời đang ở ngay trước mặt chúng ta.
Aslında, ben cevabın gözümüzün önünde olduğunu düşünüyorum.Πιστεύω πως η απάντηση μας κοιτάζει κατάματα.
Aslında, ben cevabın gözümüzün önünde olduğunu düşünüyorum.Компютри.
Aslında, ben cevabın gözümüzün önünde olduğunu düşünüyorum.На самом деле, я думаю, что ответ находится у нас перед носом.
Aslında, ben cevabın gözümüzün önünde olduğunu düşünüyorum.למעשה, אני חושב שהתשובה כבר ניצבת בפנינו.
Aslında, ben cevabın gözümüzün önünde olduğunu düşünüyorum.حسناً .. انا اعتقد اني املك الاجابة عن ذلك انها تقبع امامنا تماما
Aslında, ben cevabın gözümüzün önünde olduğunu düşünüyorum.コンピュータを使うことだと 私は思います
Bu bize gözümüzün ve kulağımızın veya dokunma duyumuzun limitini gösteriyor.Ça montre à quel point nos yeux, notre ouïe ou notre toucher --
Bu bize gözümüzün ve kulağımızın veya dokunma duyumuzun limitini gösteriyor.Ea arată cât de limitate sunt vederea, auzul sau pipăitul.