gözükme ile cümle
gözükme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Artık hayat ona anlamsız ve gereksiz gözükmektedir.Но вече е осъзнал, че съществуването му е напълно безсмислено и без цел.
Son yıllarda tekstil atölyeleri sayısında bir canlanma gözükmektedir.През последните няколко години интересът към грамофонната плоча се завръща.
Bugün, daha fazla ileriye gidebilirlerdi ve bölüm şimdi ona zararsız gözükmektedir.Кадри от него не са достигнали до наши дни и той се смята за изгубен.
Dizinin ilk bölümlerinde Mr. Bennet'in yardımcısı olarak gözükmektedir.В младите си години е главен асистент на Рубенс.
1996'daki bu filmden sonra bir daha televizyonda gözükmemiştir.Тази серия никога повече не бива излъчена по телевизията някога.
Final sezonunda yaşıyor olarak gözükmektedir.Той е по времето на сухия сезон.
Erkek sünnet olduğunda penis başı, penis derisi ile kapalı gözükmez.При младите липсва коронка, главата е напълно покрита с пера.
Alt kürk üst kürkten gözükmemelidir.Стика не може да се вдига над нивото на рамената.
Artık hayat ona anlamsız ve gereksiz gözükmektedir.Uviđa da mu je život potpuno besmislen i isprazan.
Bu hırsızlıklar Hercule Poirot'a ilginç gözükmemektedir.Ipak. nijedna zagonetka nije premalena za Herculea Poirota.
Sekiz yıl boyunca illegal yaşamında işe yarar hiçbir şey ya da tek bir potansiyel ajan gözükmemektedir.Sljedećih osma dana nisu dopuštali ukapanje niti jedne žrtve.
Filmin başlangıçlarında stüdyoda filmin yönetmeni Barry Levinson kamerasıyla gözükmektedir.Tijekom čekanja na početak produkcije, redatelj Barry Levinson snimio je film Predsjedničke laži.
1553 yılındaki kayıtlarda Boğazköy nüfusun artığı gözükmektedir.Prema podatcima iz 1953. godine je Donji Verušić pripadao Žedniku.
Pamparaptor, tuhaf gözükmez.Kostolík nevyniká nijakým zvláštnym slohom.
Zıt olarak genel görelilik pek kullanışlı gözükmedi.Preto krst sa javí ako zbytočný.
Artık hayat ona anlamsız ve gereksiz gözükmektedir.Je to pre nich niečo cudzie, nepochopiteľné a nepotrebné.
Sosyal sistemin oldukça katı olduğu gözükmektedir.Zdi se, da je bil ta družbeni sistem precej tog.
Erkek sünnet olduğunda penis başı, penis derisi ile kapalı gözükmez.To pomeni, da se moškemu, ob sedenju, ne vidi kože.
Lucky ödülünü alırken çok mutlu gözükmekte ve hayranlarına gülümsemektedir fakat gerçekte mutlu değildir.Lucky se ob sprejemu oskarjev zdi srečna, smehlja se svojim oboževalcem, vendar je ta sreča samo zaigrana.
Artık hayat ona anlamsız ve gereksiz gözükmektedir.Začenjamo verjeti, da je življenje brez pomena in brez vrednosti.
Bugün, daha fazla ileriye gidebilirlerdi ve bölüm şimdi ona zararsız gözükmektedir.Dodana mu je bila širša trdnjava, zdaj pa je delno izgubljena.
Bu filmde pek fazla gözükmedi.Film ni zaslužil veliko.
İsmi bir unvan olarak gözükmektedir.Pojavlja se tudi kot priimek.
Bu çocuklar Sosyal Servisler Bölümünde evlatlık olarak gözükmektedir.Šeimynos tėvai yra priskiriami socialinių darbuotojų kategorijai.
Bu hadise sadece birkaç dokümanda gözükmektedir.Šis epizodas minimas įvairiuose metraščiuose.
Artık hayat ona anlamsız ve gereksiz gözükmektedir.Gyvenimas rodomas kaip nesuvokiamas ir nenuspėjamas.
Artık hayat ona anlamsız ve gereksiz gözükmektedir.See aga näib olevat intuitsioonivastane ja mõttetu.
Akıllı telefon ivme ölçeri gibi çetrefilli bir cihazı yapmak neredeyse imkansız gibi gözükmekte.Cela pourrait paraître impossible de créer un mécanisme aussi complexe que ce minuscule accéléromètre.
Akıllı telefon ivme ölçeri gibi çetrefilli bir cihazı yapmak neredeyse imkansız gibi gözükmekte.Det tycks nästan omöjligt att kunna göra en sådan invecklad manick som den lilla smartphone accelerometern.
Akıllı telefon ivme ölçeri gibi çetrefilli bir cihazı yapmak neredeyse imkansız gibi gözükmekte.זה נראה כמעט בלתי אפשרי לייצר מכשיר כל כך מורכב כמו מד התאוצה הטלפוני הקטנטן הזה.
Akıllı telefon ivme ölçeri gibi çetrefilli bir cihazı yapmak neredeyse imkansız gibi gözükmekte.سيبدو أنّه منِ المستحيل تصنيع جهاز بنفس تعقيد مقياس التسارع\"accelerometer\" الصغير جدا للهاتف المحمول
Aktrisler başka bir şey istemez. Hoş gözükmek en iyi şeydir.Diễn viên nữ thì không cần gì khác, chỉ cần xinh đẹp là đủ rồi.
Aktrisler başka bir şey istemez. Hoş gözükmek en iyi şeydir.Една актриса има нужда само от това - да бъде красива.
Ama düşünüyorum, hani, eğer Bangladeş'te sel bölgesinin tam ortasında olsaydık, bu su böyle gözükmezdi.Ale przyszło mi do głowy, że w trakcie powodzi, na przykład w Bangladeszu, woda wyglądałaby inaczej.
Ama düşünüyorum, hani, eğer Bangladeş'te sel bölgesinin tam ortasında olsaydık, bu su böyle gözükmezdi.In tukaj je njuna voda. Ampak potem sem pomislil, da voda sredi poplave v Bangladešu ne bi bila takšna.
Ama düşünüyorum, hani, eğer Bangladeş'te sel bölgesinin tam ortasında olsaydık, bu su böyle gözükmezdi.그런데 생각해 보니까, 우리가 만일 방글라데시의 홍수지역 가운데에 있었다면 물이 이렇지 않을 것입니다.
Ama düşünüyorum, hani, eğer Bangladeş'te sel bölgesinin tam ortasında olsaydık, bu su böyle gözükmezdi.Máme ji tady. Ale řekl bych, že v záplavové zóně v Bangladéši by ta voda nevypadala takhle.
Ama düşünüyorum, hani, eğer Bangladeş'te sel bölgesinin tam ortasında olsaydık, bu su böyle gözükmezdi.Но си помислих - знаете ли, ако сме посред зона на наводнение в Бангладеш, водата няма да изглежда така.
Ama düşünüyorum, hani, eğer Bangladeş'te sel bölgesinin tam ortasında olsaydık, bu su böyle gözükmezdi.Но тут я подумал, что если бы мы оказались в зоне наводнения в Бангладеш, то вода выглядела бы далеко не так.
Ama düşünüyorum, hani, eğer Bangladeş'te sel bölgesinin tam ortasında olsaydık, bu su böyle gözükmezdi.Правда, мені спадало на думку, що, якби ми були десь у затопленій зоні у Бангладеш, вода б не виглядала так.
Ama düşünüyorum, hani, eğer Bangladeş'te sel bölgesinin tam ortasında olsaydık, bu su böyle gözükmezdi.אבל חשבתי לעצמי, אתם יודעים, אם היינו באמצע אזור הצפה בבנגלדש, המים לא היו נראים ככה.
Ama düşünüyorum, hani, eğer Bangladeş'te sel bölgesinin tam ortasında olsaydık, bu su böyle gözükmezdi.لكنني فكرت، تعرفون، اذا كنت في وسط منطقة فيضان في بنغلاديش، لن يبدو الماء كهذا.
Ama düşünüyorum, hani, eğer Bangladeş'te sel bölgesinin tam ortasında olsaydık, bu su böyle gözükmezdi.もしこれがバングラデシュの洪水地帯の 真ん中だったら、水はこんなじゃないだろう それで、いくらか添加物を加えることにしました
Arkadaş canlısı ve şirin gözükmeli.Barátságosnak és aranyosnak kell lennie.
Arkadaş canlısı ve şirin gözükmeli.Debe ser amigable y lindo.
Arkadaş canlısı ve şirin gözükmeli.Deve essere amichevole e carino.
Arkadaş canlısı ve şirin gözükmeli.Ele deve ser amigável e atraente.
Arkadaş canlısı ve şirin gözükmeli.Er sollte freundlich und niedlich sein.
Arkadaş canlısı ve şirin gözükmeli.Han måste vara vänlig och söt.
Arkadaş canlısı ve şirin gözükmeli.Hij moet vriendelijk zijn en aardig.
Arkadaş canlısı ve şirin gözükmeli.Il doit être amical et mignon.
Arkadaş canlısı ve şirin gözükmeli.로봇은 친근하고 귀여워야 합니다.
Arkadaş canlısı ve şirin gözükmeli.Měl by být přátelský a milý.
Arkadaş canlısı ve şirin gözükmeli.Nó nên nhìn thân thiện và dễ thương.
Arkadaş canlısı ve şirin gözükmeli.Πρέπει να είναι φιλικό και χαριτωμένο.
Arkadaş canlısı ve şirin gözükmeli.Він має бути дружнім і милим.
Arkadaş canlısı ve şirin gözükmeli.Он должен быть дружелюбным и милым.
Arkadaş canlısı ve şirin gözükmeli.Той трябва да бъде приятелски и сладък.
Arkadaş canlısı ve şirin gözükmeli.הוא צריך להיות ידידותי וחמוד.
Arkadaş canlısı ve şirin gözükmeli.يجب أن يكون وديا و وجذابا.