gözükme ile cümle

gözükme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Küçük dönerkavşaklar gözükmeye başladı.Small roundabouts are starting to appear.
Bazen arka taraf ön taraftan daha geniş gözükmektedir, ve daha sonra değişir.At times, it seems to be wider at the back than the front, and then it shifts.
Bunun üzerinde düşününce, pahalı olan, gözüne o kadar da şahane gözükmemiş.And he thought about it, and the expensive one didn't seem that great to him.
Bu cinsiyetle bağlantılı gözükmekte.It seems to be related to gender.
Eğer olmazsam, eserlerim gözükmeleri gerektiği gibi gözükmüyorlar.If I'm not, it will end up looking not like what it's supposed to look like.
Arkadaş canlısı ve şirin gözükmeli.He should be friendly and cute.
"...her şeyin çok çok kolay gibi gözükmesi."" ... it all just sounds so, so simple."
Pek mümkün gözükmeyen şeylerin gerçekte var olduğu kayıtlarla doludur astronomi tarihi.There's a long history in astronomy of unlikely things turning out to be there.
Böyle gözükmesi gerekiyordu.This is the way it should be seen.
Bu şekilde gözükmek yerine,iki kat daha uzun olacak yani bu şekilde gözükecek. .So instead of looking like this, it'll be twice as tall, so it'll look like this.
Basitçe bunu yapmazsınız. " Ekran açılır açılmaz bakiyenin gözükmesi yerineI said, "If you make, actually, 'Tell me my balance.'
Ve tüm virüsler aynı bu şekilde gözükmek zorunda değiller.And not all viruses have to look exactly like this.
Para işlemlerinin bazen karışık gözükmesinin sebebi de bu.And that's why it's sometimes confusing with currency.
Her şeyin yapılırken çaba harcanmamış gibi gözükmesine yol açar.It makes things look effortless.
Belki doğru bunu gibi düzgün gözükmeyebilir, çok detaylı çizmeyeceğim.So maybe the line might look something like this,
Denklem doğrumuz böyle gözükmeli. -So my line is going to look like this. My line is going to look like that.
Bu sistem uçmak ve diğer davranışlarda önemli bir rol oynuyor gözükmekte.Bu sistem uçmak ve diğer davranışlarda önemli bir rol oynuyor gözükmekte.
Eti erir, görünmez olur, Gözükmeyen kemikleri ortaya çıkar.His flesh is so consumed away, that it can't be seen. His bones that were not seen stick out.
Ama hüküm kendilerinden yana gözükmeye görsün, tam bir itaat içinde koşa koşa gelirler.Had right been on their side they would have come to him submissively.
Geçerli seçili çerçeveyi önceden yerleştirilmiş bütün çerçevelerden önde gözükmesi için yükseltRaise the currently selected frame so that it appears above all the other frames
Duygu yankı belleği kapasitesi yaştan bağımsız gibi gözükmektedir. [18]Affect echoic memory capacity seems to be independent of age.[18]
Eğer betik <script> etiketleri içerisine alınmışsa ekranda gözükmeyecektir.If the script is enclosed inside a <script> element, it won't be shown on the screen.
Dönemin yerel kabile reisleri zenginlik ve güç sahibi gibi gözükmektedir.The local chieftains appear to have been men of wealth and power.
Hipokampusta kayda değer şekilde hücre gövdesi bulunduğu gözükmemektedir.It does not appear to have cell bodies in the hippocampus proper.
Ama hepsi tamamen aynı gözükmesine rağmen Shichika orijinal kılıcı diğerlerinden ayırt edebilmiştir.However, despite their identical appearances, Shichika is able to identify the original sword.
Oyun dünyası, aşırı büyük ve birçok pratik amaç için sonsuz gibi gözükmektedir.The game world is very large and appears to be infinite for many practical purposes.
Trakya Denizi üst tarafta gözükmektedir.The Thracian Sea can be seen at the top.
1713'te Batı Avrupa Haritası, Savoy Dükalığı merkezde sarı olarak gözükmektedirMap of Western Europe in 1713, the Duchy of Savoy can be seen yellow in the centre
Samuha, III. Hattuşili'den sonra tarihi kayıtlarda gözükmeyi bırakır.[1]Samuha disappears from the historical record after Hattusili III.[3]
Bundan sonra cehenneme döndü ve bir daha gözükmedi.(Wo, und mit welchem Feuer er sie angezündet, bekam der Zuschauer nicht zu sehen).
Beyaz Kraliçe tekrar gözükmez.Es fehlt ihm nur noch die weiße Königin.
Marilyn Monroe bir yıldan uzun süre ekranda gözükmemişti.Marilyn Monroe hatte seit über einem Jahr keinen Film mehr gedreht.
Sosyal sistemin oldukça katı olduğu gözükmektedir.Die Sozialstruktur ist relativ komplex.
Bugün, daha fazla ileriye gidebilirlerdi ve bölüm şimdi ona zararsız gözükmektedir.Heute würden sie viel weiter gehen und für Groening sehe diese Episode heutzutage harmlos aus.
Artık hayat ona anlamsız ve gereksiz gözükmektedir.Sie empfindet ihr Leben als trostlos und unglücklich.
Amaçları mültecilere yardım gözükmektedir.Kriegsflüchtlingen möchte er helfen.
Daha sonra birlikte olmaya başlayan ikili mutlu gibi gözükmeye başlarlar fakat bu biraz zordur.Gehen zwei Jungen miteinander eingehakt, so wirkt das noch komischer.
Hayatta istediği her şeye sahip gözükmektedir.Schenke uns alles, was wir zum Leben brauchen.
Fandango pembesi sağ tarafta gözükmektedir.Der Spanngriff befindet sich auf der rechten Seite.
Bir süre ortalarda gözükmemiştir.Sie haben sich lange Zeit nicht gesehen.
Carrie çok mutlu gözükmektedir.Luise erscheint auf einmal wirklich als schön.
Bu Ermeniler de Koçgirli Aşiretinin reayası olarak gözükmekteydiler.Die Zuschauer stellten sich einfach vor, wie das kitzeln müsse.
Hartman'ın 1998 yılındaki öldürülmesi sonrası Troy McClure'da dizide gözükmemiştir.Isn't It A Shame wurde 2004 vom Rapper Nelly auf seinem Hit My Place feat.
Paul bir daha dizide gözükmez.Paul habe sich nicht auf der Wache eingefunden.
Yemek böyle gözükmemeli.La nourriture n'est pas sensée ressembler à ça.
Gökada, grubun arka taraflarına yakın bir yerlerde gibi gözükmektedir.Le ciel est ainsi plongé dans les ténèbres, en lumière visible.
Bundan sonra cehenneme döndü ve bir daha gözükmedi.Il en fut ensuite relégué et n'y remonta plus.
Bu çocuklar Sosyal Servisler Bölümünde evlatlık olarak gözükmektedir.Les deux enfants sont des représentants de leur rang social.
Amaçları mültecilere yardım gözükmektedir.Il porte assistance aux réfugiés.
Diğer yakın gökadaların çoğu, evrenin genişlemesiyle birlikte hareket ediyor gibi gözükmektedir.En revanche, la plupart des galaxies de l'amas semblent se déplacer avec l'expansion de l'Univers.
Bu da iklimin bir sonucu olarak gözükmektedir.C'est aussi un effet dû à l'atmosphère.
Clint Eastwood başrol olarak her üç filmde de gözükmektedir.On peut également noter que Clint Eastwood porte le même poncho dans les trois films.
Bu olaydan sonra Mark onuncu sezondaki "The One with Princess Consuela"ya kadar gözükmez.Il se sent "insignifiant" jusqu'au jour où il rencontre par hasard la princesse Bala.
Bugün, daha fazla ileriye gidebilirlerdi ve bölüm şimdi ona zararsız gözükmektedir.Il a pu paraître quelque peu sulfureux lors de sa parution, il semble aujourd'hui bien anodin.
Carrie çok mutlu gözükmektedir.Jarry s'enthousiasme.
Beyaz Kraliçe tekrar gözükmez.La reine refuse à nouveau.
Miğferi yüzünden gözleri hiç gözükmez.Il ne voit presque plus de son œil gauche.
Ancak, duman kaybolup da her şey gözükmeye başlayınca, Buffy, Angel'ın gittiğini anlar.Une fois la fumée de l'explosion dissipée, Buffy aperçoit Angel qui s'éloigne.
Fakat Hyde-White'ın yüzü gözükmedi.Nathan White Pas d'image ?
Bu filmde pek fazla gözükmedi.Mais il n'en reste pas grand chose dans le film.

İlgili Sayfalar