gözü ile cümle
gözü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Gözüne kestirdiği balığı yakalamak için suya dalar.Za svá stáda počítá i ryby, které láká do vod kde přebývá.
Amaçları mültecilere yardım gözükmektedir.Rozhodnou se proto, že utečencům pomohou.
Sanatçının sağ gözü kördür.Kratochvíl Láska slepého umělce.
Prandelli "Başkanla konuşurken gözümün içine baktı.Paní Coolidgeová poznamenala: "Řekněte to prezidentovi, až půjde kolem."
Carrie çok mutlu gözükmektedir.Viktorie je velmi smutná.
Üçüncü bölümde gözükmüştür.Podívej se na figuru 3.
Fandango pembesi sağ tarafta gözükmektedir.Magneto je na pravé straně.
Bu vicdanın 24 saat kapanmadan açık kalan gözüdür.Pátrání po něm bylo zahájeno až po uplynutí 24hodinové lhůty.
Bu davranışları başlangıçta ona halkın gözünde oldukça ün kazandırdı.Když jsem je poznal, tak to byla láska na první pohled.
Argos uyurken bile birkaç gözü açık kaldığından, her şeyi görür.Když se Douglasi podívá do očí, vidí v nich něco víc.
Ant'ların gözü-gözdesi anlamına gelir.Proč tolik rozumím fanouškům ODS.
O bir çift göz ve yüzden başka bir şeyi gözüm görmüyordu.Ztratil jedno oko a na druhé viděl velmi omezeně.
Diğer yakın gökadaların çoğu, evrenin genişlemesiyle birlikte hareket ediyor gibi gözükmektedir.Spíše se zdá, že se většina těchto galaxií pohybuje ve směru rozpínání vesmíru.
Bir insana en sevdiği kişi gibi gözükebilir.Nejlepší je, když člověk umí mít rád.
İnsanın gözü doymazlığını simgeler.Chtěli jsme ukázat lidskou nedokonalost.
Işığı yansıtmak yerine emen pigmentler siyah gözükür.U nosní houby se preferuje černá pigmentace.
Sahneyi son gördüğümde gözümden yaşlar süzüldü, çünkü hikâyenin nasıl sonuçlanacağını biliyordum.Počkal jsem si na konec filmu, byl jsem zvědavý, kdo to byl.
Bundan sonra Ashtat Yeztayar kaynaklarda gözükmez.V současnosti již z fontány voda nevytéká.
Orijinal Star Trek serisinin parodisinde, SG-1 ekibi Enterprise'de ayakta gözüküyordu.V původním seriálu Star Trek je vždy k vidění u komunikačního pultu za kapitánovým křeslem.
Hapisten çıkınca bütün mahalleli ona bir kurtarıcı, bir kahraman gözüyle bakar.Po návratu ho místní uctívali jako hrdinu.
Güzelin en can alıcı unsurları kaşı ve gözüdür.Největší a nejnápadnější z výsad bývá očnice.
1789'da aldığı bir hasar sonucu, sol gözünün görme yetisini kaybetmiştir.V roce 1789 ztratil zrak v levém oku, což ho nakonec donutilo odpustit od malířství.
İlk Ucube ise Andrew'a Warren şeklinde gözükerek Jonathan'ı öldürmesini söylemektedir.Ve skutečnosti však chce, aby zabil Andrewa Warnera.
Bunun üzerine öfkelenen anlatıcı hayvanı yakalar, cebinden çıkardığı bir çakı ile kedinin bir gözünü çıkarır.Uvidí chcíplého psa a jiného, jenž přiběhne a zdechlinu očichá.
Alfredo Sawyer: Üçüncü bölümde gözükmüştür.Sissy Spacek – V ložnici 3.
Olur mu? / Gözünaydın" adlı albümünden "Gözünaydın", "Olur mu...Tato skutečnost korespondovala s názvem alba Look at yourself - Podívej se na sebe.
1990'lı yılların sonlarına kadar bir kilisenin kalıntıları hala gözükebiliyordu.Uspořádání církevních poměrů bylo možné až od 90. let 20. století.
O uçakta kargaşa çıkartırken gözükür ve birkaç görevli tarafından uçaktan indirilirken gösterilir.Vyvolá v letadle ohromnou paniku a několik studentů vystoupí.
Sonraki yıllarda yarışlarda gözükmemiştir.V létě se po závodech nejezdí.
Genel olarak ikinci oyun, ilk oyuna göre daha kolay gözükmektedir.Víceméně se dá říct, že hra za Jill je na první hraní určitě lépe schůdnější.
Ocak 1943'te, nişan aldığı gözünden ciddi şekilde yaralanır.V říjnu 1944 byl v bojích sám těžce zraněn v obličeji.
Richard Marion Gözüpek|Richard "Dick" Marion Gözüpek - Eski bir dublördür.Marion Robert „Duke“ Morrison pocházel z chudých poměrů.
Onun döneminde yoksulluk belirgin oranda düşmüş ve siyahilerin ekonomik durumunda düzelme gözükmüştür.Malíř byl v té době v neutěšené finanční situaci a k černé barvě se dostal za velice výhodných podmínek.
Bu sırada çatı boşluğunda bulunan çaputlar gözüme çarptı.Seshora se škvírou v podlaze dívali dolů.
Tarihte barbar olarak gözükmemiz umurumda değil.Îmi este indiferent dacă în istorie vom intra ca barbari...
Bedeni, gözü ve(ya) kulağı yoğun olarak yoran işler.El v-a creat voua auzul, văzul și inimile.
Gözün öldürülmesi, vicdanın ortadan kaldırılmasıdır.Uciderea ochiului este atunci o eliminare a conștiinței.
Yoğun çalışmalara rağmen Kedi Gözü Bulutsusu birçok gizeme sahiptir.În ciuda cercetărilor intensive realizate, Nebuloasa Ochi de Pisică încă deține multe mistere.
Amaterasu, babası İzanagi'nin sol gözünden doğmuştur.Amaterasu este născută din ochiul stâng al lui Izanagi.
Biri sinirli gözükür, biri ağlar diğeri ise güler.Cu un ochi râde și cu altul plânge.
Washington Ilıman dönencealtı iklimi bölgesinde (Köppen: Cfa) yer alır ve dört ayrı mevsim gözükür.Washington este localizat în zona de climat subtropical umed (Köppen: Cfa), având patru anotimpuri distincte.
Diğer gözü de dört yaşından beridir tutkal kokluyormuş gibi duruyordu."Celălalt ochi arăta ca și cum el ar fi mirosit lipici încontinuu de când era mic.”
Bilgisayar sistemlerinde hata bulmak ve düzeltmek bazen moda, bazen demode gözükür.Detectarea și corecția erorilor în sistemele computerizate par să plece și să revină la modă.
Sol gözünü laboratuvarda gerçekleşen bir patlama sonucu kaybetti.Parintii lui au murit intr-o explozie la laborator.
Günümüze 6 kemer gözü ulaşabildi.În această zi au fost pierdute 4 aparate de observație.
Fakat Karanlıklar Efendisi bir daha insanların gözüne asla adil görünemedi.Vederea ochiului drept nu a mai putut fi însă recuperată niciodată.
Sezar'ın aslında bu sözleri söylemediğine neredeyse kesin gözüyle bakılmaktadır.În realitate, nu există careva dovezi că Cezar ar fi rostit aceste cuvinte.
Kedi Gözü, bir tayf ölçerle gözlenen ilk gezegenimsi bulutsudur.Ochiul Pisicii a fost prima nebuloasă planetară observată cu ajutorul unui spectroscop.
Bu anlatı pek tutarlı gözükmüyor.În aparență, afirmația pare nesemnificativă.
Burada gözü bağlı çocuk oyunu kazanır ve oyun bu şekilde sırayla devam eder.In locul lui rămânea jos fata și jocul continua în același fel.
6 Temmuz RAW'da özel konuk olarak gözüktü.Ted DiBiase a fost Guest Host pentru Raw pe 6 iulie.
İlk ve ikinci bölümlerde gözükmüştür.Acest lucru este evident în prima și a treia parte.
Çocukların biri, gözü bağlı olan çocuğun yanına gidip ona sorar: “Ben kimim?”Acesta îi este adus de un tânăr care-i spune lui Mărgelatu: „Mă scuzați.
Sağ gözünü kaybettikten sonra göz bandı kullanmaya başladı.În accident, și-a pierdut ochiul drept.
Gözünün önünden uçup giderek nasıl söndürdüm senin havanı.Mă vezi pe mine strigându-l pe al tău?
Bir bakıma, Pers İmparatorluğu'nun Atinalılar gözünde uzak bir tehdit olduğunu görüyordu.În ochii spaniolilor amiralul reprezintă o amenințare.
Bazen üç eli, üç ayağı ve üç gözü vardır: Biri önde, ikisi arkada.Ele sunt scurte și au degete cu gheare: 3 degete îndreptate înainte și unul înapoi.
Sahneyi son gördüğümde gözümden yaşlar süzüldü, çünkü hikâyenin nasıl sonuçlanacağını biliyordum.Când am citit scenariul, am fost chiar un pic speriată: deoarece ea are aceeași viziune a istoriei ca și mine.
Bunların orak-bıçak olarak kullanılmış olmaları muhtemel gözükmektedir.Acesta poate fi folosit ca unealtă de înjunghiere.
Jessie'nin annesi, oğluyla hep ilgilenmek ister fakat her zaman yüzüne gözüne bulaştırır.Este îndrăgostit de bona lui, Jessie, și mereu încearcă să-i atragă atenția.