gözü ile cümle

gözü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Lütfen gözünü çocuğumdan ayırma.Please keep your eye on my child.
Bu kitap benim gözümde çok kıymetlidir.I have a high opinion of this book.
Namie Amuro gözüme ilişti.I caught sight of Namie Amuro.
Sağ gözüm kör.I am blind in the right eye.
Yüzlerce kuş gözüme ilişti.I caught sight of hundreds of birds.
Her zaman gözüm üstündeydi.I always had my eye on you.
Dün gece gözümü bile kırpmadım.I didn't sleep a wink last night.
Kalabalıkta gözümden kayboldu.I lost sight of her in the crowd.
Tehlikenin farkında olduğuna kesin gözüyle baktım.I took it for granted that you were aware of the danger.
Onun geleceğine kesin gözüyle bakıyordum.I took it for granted that she would come.
Onun yarışı kazanacağına kesin gözüyle baktım.I took it for granted that he would win the race.
Onun bize katılacağına kesin gözüyle bakıyorum.I take it for granted that she will join us.
Onun gözündeki bakışına göre onun şaka yollu konuştuğunu söyleyebilirdim.By the look in his eye I could tell that he was speaking tongue in cheek.
Sana yardım edeyim. Çantan ağır gözüküyor.Let me help you. Your bag looks very heavy.
Gözünüz kızların üzerinde olsun.Keep an eye on the girls.
Kızlardan gözünüzü ayırmayın.Keep an eye on the girls.
Uzun süre gözüne uyku girmedi, geleceğini düşündü.She lay awake for a long time, thinking of her future.
Hırsız bana vurdu ve gözümü morarttı ve daha sonra kaçtı.The thief hit me and gave me a black eye and then ran off.
Onların evleneceklerine kesin gözüyle bakıyorum.I take it for granted that they'll get married.
Bazı Japonlar ülkelerinin yabancıların gözünde nasıl göründüğü hakkında endişeli.Some Japanese are concerned about how their country looks in the eyes of foreigners.
Yaşı düşünülünce genç gözüküyor.He looks young considering his age.
Altı ay önce sağ gözümdeki katarakt için bir ameliyat geçirdim.Six months ago I had an operation for the cataract in my right eye.
Bize yardım edeceğine kesin gözüyle bakıyorduk.We took it for granted that he would help us.
Onun razı olacağına kesin gözüyle baktım.I took it for granted that he would consent.
Biz onun cezalandırıldığına kesin gözüyle baktık.We took it for granted that he had been punished.
Onun fikirleri çılgınca gözüküyor.His ideas sound crazy.
Yenisiyle karşılaştırıldığında benim arabam külüstür gözüküyor.My car looks shabby in comparison with his new one.
Onun mutlu olduğuna kesin gözüyle bakıyordu.He took it for granted that she was happy.
Neredeyse bir gözünü kaybediyordu.He came close to losing an eye.
O, paraya gitmiş gözüyle baktı.He regarded the money as gone.
Trafik kazası onu gözünden mahrum etti.The traffic accident deprived him of his sight.
Onu gözümün önünde yaptı.He did it under my very nose.
Biz, ona takımın en iyi oyuncusu gözüyle bakıyoruz.We regard him as the best player on the team.
O, tam benim gözüme baktı.He looked me right in the eye.
O, gözünü kırpmadı.He did not sleep a wink.
Onun boyama için keskin bir gözü vardır.He has a sharp eye for painting.
O, güçlü ve sağlıklı gözüküyor.He appears to be strong and healthy.
O güçlü gözüküyor.He looks strong.
Onun sanat için iyi bir gözü var.He has a good eye for art.
O hiç gözükmedi, bu onu huzursuz etti.He did not appear at all, which made her very uneasy.
Sert gözüküyor, ama aslında çok kibardır.He looks stern, but actually he's very kind.
O, bir trafik kazasında bir gözünün görme yetisini kaybetti.He lost the sight of one eye in a traffic accident.
Onun antikalarda gözü var.He has an eye for antiques.
Cevabı bildiğime kesin gözüyle bakıyordu.He took it for granted that I knew the answer.
O benim gözüme vurdu.He hit me in the eye.
Onun kadınlarda gözü yok.He has no eye for women.
Biraz yorgun gözüküyor.He looks a bit tired.
Bana destek olacağına garanti gözüyle bakıyordum.I took it for granted that he would stand by me.
O onun gözüne girmek için elinden gelen her şeyi yaptı.He did all he could to win her favor.
Onun gözü yemiyor.He's getting cold feet.
Sakin gözüküyordu, ama aslında çok gergindi.He looked calm, but actually he was very nervous.
Onun bir gözü görmüyor.He is blind in one eye.
Onun bir gözü kör.He is blind in one eye.
Onlar yeni olanın eski olandan daha iyi olduğuna kesin gözüyle bakıyorlar.They take it for granted that what is new is better than what is old.
Ona bir ulusal kahraman gözüyle bakıyorlardı.They regarded him as a national hero.
O, gözüme çarptı.She caught my eye.
O, gözüme baktı.She looked me in the eye.
Onun bizim düğünümüze geleceğine olmuş gözüyle bakıyorum.I took it for granted that she would come to our wedding.
Onun gözü duvardaki resme takıldı.His eye fell on the picture on the wall.
Gözümün nurusun.You're the apple of my eye.

İlgili Sayfalar