götürme ile cümle

götürme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Hindistanlı taksi şöfürüm W'da (Otel adı) ortaya çıktı ve ben ona beni Sheraton'a götürmesini söyledim,Můj indický taxikář se objevil u W a já jsem mu řekl, aby mě vzal do Sheratonu a on na to:
Hindistanlı taksi şöfürüm W'da (Otel adı) ortaya çıktı ve ben ona beni Sheraton'a götürmesini söyledim,O meu motorista de táxi indiano apareceu no Hotel W e eu pedi-lhe para me levar ao Sheraton e ele respondeu:
Hindistanlı taksi şöfürüm W'da (Otel adı) ortaya çıktı ve ben ona beni Sheraton'a götürmesini söyledim,Șoferul de taxi indian a apărut la hotelul W și l-am rugat să mă ducă la Sheraton.
Hindistanlı taksi şöfürüm W'da (Otel adı) ortaya çıktı ve ben ona beni Sheraton'a götürmesini söyledim,Un taxista indio me recogió en la zona W y le pedí que me llevara al Sheraton, y me dijo:
Hindistanlı taksi şöfürüm W'da (Otel adı) ortaya çıktı ve ben ona beni Sheraton'a götürmesini söyledim,인도 택시 기사가 W호텔에서 제 앞에 나타났죠. 제가 쉐라톤 호텔로 가달라고 하자,
Hindistanlı taksi şöfürüm W'da (Otel adı) ortaya çıktı ve ben ona beni Sheraton'a götürmesini söyledim,Мой индиец-таксист приехал за мной в отель W, и я попросил его отвезти меня в Шератон.
Hindistanlı taksi şöfürüm W'da (Otel adı) ortaya çıktı ve ben ona beni Sheraton'a götürmesini söyledim,נהג המונית ההודי שלי התייצב במלון ה"דבליו", וביקשתי ממנו שייקח אותי ל"שרתון",
Hindistanlı taksi şöfürüm W'da (Otel adı) ortaya çıktı ve ben ona beni Sheraton'a götürmesini söyledim,سائق التاكسي الهندي جاء إلى فندق (W) وطلبت منه أن يأخذني إلى فندق الشيراتون ,
Hindistanlı taksi şöfürüm W'da (Otel adı) ortaya çıktı ve ben ona beni Sheraton'a götürmesini söyledim,私は「シェラトン」までと目的地を告げました 「問題ありません」と彼は答えたんですが
İbrahim, ‹‹Sakın oğlumu oraya götürme!›› dedi,A Abrahám mu povedal: Chráň sa, aby si ta zpät nezaviedol môjho syna!
İbrahim, ‹‹Sakın oğlumu oraya götürme!›› dedi,Aabraham vastasi hänelle: "Varo, ettet vie poikaani takaisin sinne.
İbrahim, ‹‹Sakın oğlumu oraya götürme!›› dedi,Abraham le dijo: --Guárdate, no sea que hagas volver a mi hijo allá
İbrahim, ‹‹Sakın oğlumu oraya götürme!›› dedi,Abraham lui dit: Garde-toi d`y mener mon fils!
İbrahim, ‹‹Sakın oğlumu oraya götürme!›› dedi,Abraham pa mu reče: Varuj se, da ne popelješ nazaj tja sina mojega!
İbrahim, ‹‹Sakın oğlumu oraya götürme!›› dedi,Abraham sprach zu ihm: Davor hüte dich, daß du meinen Sohn nicht wieder dahin bringst.
İbrahim, ‹‹Sakın oğlumu oraya götürme!›› dedi,Abraham svarade honom: »Tag dig till vara för att föra min son dit tillbaka.
İbrahim, ‹‹Sakın oğlumu oraya götürme!›› dedi,Abraham svarede: "Vogt dig vel for at bringe min Søn tilbage dertil!
İbrahim, ‹‹Sakın oğlumu oraya götürme!›› dedi,Abraham svarte: Vokt dig for å føre min sønn tilbake dit!
İbrahim, ‹‹Sakın oğlumu oraya götürme!›› dedi,Áp - ra-ham nói rằng : Hãy cẩn_thận , đừng dẫn con ta về xứ đó !
İbrahim, ‹‹Sakın oğlumu oraya götürme!›› dedi,Áp-ra-ham nói rằng: Hãy cẩn thận, đừng dẫn con ta về xứ đó!
İbrahim, ‹‹Sakın oğlumu oraya götürme!›› dedi,Avraam i -a zis: ,,Să nu care cumva să duci pe fiul meu acolo!
İbrahim, ‹‹Sakın oğlumu oraya götürme!›› dedi,Felele néki Ábrahám: Vigyázz, az én fiamat oda vissza ne vidd.
İbrahim, ‹‹Sakın oğlumu oraya götürme!›› dedi,Gli rispose Abramo: «Guardati dal ricondurre là mio figlio
İbrahim, ‹‹Sakın oğlumu oraya götürme!›› dedi,I rzekł mu Abraham: Strzeż się, abyś tam zasię nie zaprowadzał syna mego.
İbrahim, ‹‹Sakın oğlumu oraya götürme!›› dedi,아브라함이 그에게 이르되 삼가 내 아들을 그리로 데리고 돌아가지 말라
İbrahim, ‹‹Sakın oğlumu oraya götürme!›› dedi,Kterýžto odpověděl: Hleď, abys zase neuvodil syna mého tam.
İbrahim, ‹‹Sakın oğlumu oraya götürme!›› dedi,"Nee", waarschuwde Abraham, "dat mag je onder geen beding doen;
İbrahim, ‹‹Sakın oğlumu oraya götürme!›› dedi,Respondeu-lhe Abraão: Guarda-te de fazeres tornar para lá meu filho.
İbrahim, ‹‹Sakın oğlumu oraya götürme!›› dedi,Tetapi Abraham menjawab, "Awas! Jangan sekali-kali kaubawa anakku itu ke sana
İbrahim, ‹‹Sakın oğlumu oraya götürme!›› dedi,Και ειπε προς αυτον ο Αβρααμ, Προσεχε, μη φερης τον υιον μου εκει
İbrahim, ‹‹Sakın oğlumu oraya götürme!›› dedi,Авраам сказал ему: берегись, не возвращай сынамоего туда;
İbrahim, ‹‹Sakın oğlumu oraya götürme!›› dedi,Но Авраам му каза: Пази се да не върнеш сина ми там.
İbrahim, ‹‹Sakın oğlumu oraya götürme!›› dedi,ויאמר אליו אברהם השמר לך פן תשיב את בני שמה׃
İbrahim, ‹‹Sakın oğlumu oraya götürme!›› dedi,فقال له ابراهيم احترز من ان ترجع بابني الى هناك.
İbrahim, ‹‹Sakın oğlumu oraya götürme!›› dedi,亞 伯 拉 罕 對 他 說 、 你 要 謹 慎 、 不 要 帶 我 的 兒 子 回 那 裡 去
İbrahim, ‹‹Sakın oğlumu oraya götürme!›› dedi,亞伯拉罕 對他說 、 你 要 謹慎 、 不 要 帶 我 的 兒子 回 那 裡去
"İmkansız" dediler. "Evlerinden bile çıkamıyorlar ve siz onları Hindistan'a mı götürmek istiyorsunuz?"De forlader ikke engang deres værelser, og I vil tage dem med til Indien."
"İmkansız" dediler. "Evlerinden bile çıkamıyorlar ve siz onları Hindistan'a mı götürmek istiyorsunuz?"Ele nu ies nici măcar din camerele lor, şi voi vreţi să le duceţi în India."
"İmkansız" dediler. "Evlerinden bile çıkamıyorlar ve siz onları Hindistan'a mı götürmek istiyorsunuz?"Elles ne quittent même pas leurs chambres, et vous voulez les emmener en Inde."
"İmkansız" dediler. "Evlerinden bile çıkamıyorlar ve siz onları Hindistan'a mı götürmek istiyorsunuz?"Họ thậm chí còn không đi ra khỏi phòng, vậy mà ông muốn đưa họ đến Ấn Độ."
"İmkansız" dediler. "Evlerinden bile çıkamıyorlar ve siz onları Hindistan'a mı götürmek istiyorsunuz?"Még a szobájukat sem hagyják el, nemhogy az országot."
"İmkansız" dediler. "Evlerinden bile çıkamıyorlar ve siz onları Hindistan'a mı götürmek istiyorsunuz?"Mereka bahkan tidak pernah keluar dari kamar mereka, malah Anda ingin mengajak mereka ke India ".
"İmkansız" dediler. "Evlerinden bile çıkamıyorlar ve siz onları Hindistan'a mı götürmek istiyorsunuz?"Ni siquiera salen de sus habitaciones y quieren llevarlas a la India".
"İmkansız" dediler. "Evlerinden bile çıkamıyorlar ve siz onları Hindistan'a mı götürmek istiyorsunuz?"Non escono neanche dalla loro stanza e vorreste portarle in India."
"İmkansız" dediler. "Evlerinden bile çıkamıyorlar ve siz onları Hindistan'a mı götürmek istiyorsunuz?"Usłyszeliśmy, że to niemożliwe, bo one nie wychodzą z domu.
"İmkansız" dediler. "Evlerinden bile çıkamıyorlar ve siz onları Hindistan'a mı götürmek istiyorsunuz?"Δεν βγαίνουν καν απ' το δωμάτιό τους, και θες να τις πας στην Ινδία;"
"İmkansız" dediler. "Evlerinden bile çıkamıyorlar ve siz onları Hindistan'a mı götürmek istiyorsunuz?"Вони навіть з кімнат своїх не виходять, а ви хочете забрати їх до Індії".
"İmkansız" dediler. "Evlerinden bile çıkamıyorlar ve siz onları Hindistan'a mı götürmek istiyorsunuz?"Те дори не излизат от собствените си стаи, а вие искате да ги заведете в Индия."
İsa artık merkezde değildir ve o tepelik gözlerimizi sağa aşağıya meryem ve İsa'ya götürmekteRepentinamente, hay un "dentro" dentro de la pintura que no estaba alli antes.
Johan, bunları götürmem lazım... -Gidiyorum ben.- Johan, ich hab ein paar...
Johan, bunları götürmem lazım... -Gidiyorum ben. -Tamam.Johane, mám trochu...
Johan, bunları götürmem lazım...Johan, ho dei...
Johan, bunları götürmem lazım...Johan, tengo unos...
Juan Antonio beni şu eski lunaparka götürmek istiyor.Então, o Juan Antonio quer levar-me a um velho parque de diversões... ...que diz que vou adorar.
Juan Antonio beni şu eski lunaparka götürmek istiyor.Juan Antonio el akar vinni abba a régi vidámparkba, ami szerinte tetszene.
Juan Antonio beni şu eski lunaparka götürmek istiyor.Juan Antonio veut m'emmener dans un vieux parc d'attractions.
Juan Antonio beni şu eski lunaparka götürmek istiyor.Juan Antonio vrea să mă ducă la un vechi parc de distracţii de care zicea c-o să-mi placă.
Juan Antonio beni şu eski lunaparka götürmek istiyor.Juan Antonio wil me meenemen naar een oud pretpark.
Juan Antonio beni şu eski lunaparka götürmek istiyor.خوان أنطونيو يريد أن يصحبني لمتحف قديم يقول أنني سأحبه
Jülyet 64, burası Dördüncü Manga. Bir adamımızı kaybettik! Onu buradan götürmeliyiz!Oddział wylądował, zmierzają na miejsce według planu.

İlgili Sayfalar