götürme ile cümle
götürme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Hakkın Rahmetine intikal edince onu Kudsu Şerife götürmek için geldiler.Und als er starb, kamen sie und nahmen ihn mit ins Heilige Land (Jerusalem).
Hakkın Rahmetine intikal edince onu Kudsu Şerife götürmek için geldiler.Y cuando él murió, se lo llevaron a la Tierra Santa (Jerusalén).
Hakkın Rahmetine intikal edince onu Kudsu Şerife götürmek için geldiler.И когда он умер, они приехали забрать его на Святую Землю (Иерусалим).
Hayatımın amacı çocukluğumdan beri sizleri uzaya götürmek oldu.Die Mission in meinem Leben war und ist es seit meiner Kindheit, Sie ins Weltall mitzunehmen.
Hayatımın amacı çocukluğumdan beri sizleri uzaya götürmek oldu.제가 꼬마였을 때 부터 마음에 간직했던 일생의 사명은 여러분을 우주로 데려가는 것입니다.
Hayatımın amacı çocukluğumdan beri sizleri uzaya götürmek oldu.La missione della mia vita, sin da quando ero un bambino era, ed è, portarvi nello spazio
Hayatımın amacı çocukluğumdan beri sizleri uzaya götürmek oldu.Ma mission dans la vie depuis que je suis enfant a été, et est toujours, de vous emmener dans l'espace.
Hayatımın amacı çocukluğumdan beri sizleri uzaya götürmek oldu.Mi objetivo en la vida desde niño ha sido, y sigue siendo, llevaros a todos vosotros al espacio.
Hayatımın amacı çocukluğumdan beri sizleri uzaya götürmek oldu.Misiunea vieţii mele încă din copilărie a fost şi este, să vă duc pe toţi în spaţiu.
Hayatımın amacı çocukluğumdan beri sizleri uzaya götürmek oldu.Mým životním posláním už od dětství bylo a je, abych vzal do vesmíru všechny, kdo tam ještě nebyli.
Hayatımın amacı çocukluğumdan beri sizleri uzaya götürmek oldu.Od dziecka miałem w życiu misję: zabrać was w kosmos.
Hayatımın amacı çocukluğumdan beri sizleri uzaya götürmek oldu.Η απόστολή μου στη ζωή από τότε που ήμουν παιδί ήταν, και είναι, να πάω εσάς τους υπόλοιπους στο διάστημα.
Hayatımın amacı çocukluğumdan beri sizleri uzaya götürmek oldu.Мисията ми в живота, откакто бях дете беше, и все още е, да отведа вас, останалите, в космоса.
Hayatımın amacı çocukluğumdan beri sizleri uzaya götürmek oldu.С самого детства я видел цель своей жизни в том, чтобы отправить вас всех в космос.
Hayatımın amacı çocukluğumdan beri sizleri uzaya götürmek oldu.משימתי בחיים מאז היותי ילד הייתה, ועודנה, לקחת את כולכם לחלל.
Hayatımın amacı çocukluğumdan beri sizleri uzaya götürmek oldu.ان حلمي مذ كنت صغيراً هو ان استطيع ان أأخذ البشر الى الفضاء
Hayatımın amacı çocukluğumdan beri sizleri uzaya götürmek oldu.人々を宇宙へと連れて行くことでした 私達が生きている間に 地球からの恒久的な移住が
Her biriniz Tanrınız RABbin sizi kutsadığı oranda armağanlar götürmeli.››cada qual oferecerá conforme puder, conforme a bênção que o Senhor teu Deus lhe houver dado.
Her biriniz Tanrınız RABbin sizi kutsadığı oranda armağanlar götürmeli.››cada uno lo hará con el presente de su mano, conforme a lo que Jehovah tu Dios te haya bendecido
Her biriniz Tanrınız RABbin sizi kutsadığı oranda armağanlar götürmeli.››Chacun donnera ce qu`il pourra, selon les bénédictions que l`Éternel, ton Dieu, lui aura accordées.
Her biriniz Tanrınız RABbin sizi kutsadığı oranda armağanlar götürmeli.››ein jeglicher nach der Gabe seiner Hand, nach dem Segen, den dir der HERR, dein Gott, gegeben hat.
Her biriniz Tanrınız RABbin sizi kutsadığı oranda armağanlar götürmeli.››Fiecare să dea ce va putea, după binecuvîntarea pe care i -o va da Domnul, Dumnezeul tău.
Her biriniz Tanrınız RABbin sizi kutsadığı oranda armağanlar götürmeli.››Hij moet geven wat hij zich kan veroorloven, naarmate de HERE hem heeft gezegend.
Her biriniz Tanrınız RABbin sizi kutsadığı oranda armağanlar götürmeli.››každý donesie podľa sebe daného daru, podľa požehnania Hospodina, tvojho Boha, ktoré ti dal.
Her biriniz Tanrınız RABbin sizi kutsadığı oranda armağanlar götürmeli.››Každý podlé daru sobě daného, vedlé požehnání Hospodina Boha tvého, jehož on udělil tobě.
Her biriniz Tanrınız RABbin sizi kutsadığı oranda armağanlar götürmeli.››ki az õ képessége szerint [adjon,] az Úrnak, a te Istenednek áldása szerint, a melyet ád néked.
Her biriniz Tanrınız RABbin sizi kutsadığı oranda armağanlar götürmeli.››각 사람이 네 하나님 여호와의 주신 복을 따라 그 힘대로 물건을 드릴지니라
Her biriniz Tanrınız RABbin sizi kutsadığı oranda armağanlar götürmeli.››kukin tuokoon lahjana sen, minkä voi, sen siunauksen mukaan, minkä Herra, sinun Jumalasi, on sinulle antanut.
Her biriniz Tanrınız RABbin sizi kutsadığı oranda armağanlar götürmeli.››Ma il dono di ciascuno sarà in misura della benedizione che il Signore tuo Dio ti avrà data
Her biriniz Tanrınız RABbin sizi kutsadığı oranda armağanlar götürmeli.››men enhver med den gave han har råd til, efter den velsignelse som Herren din Gud har gitt dig.
Her biriniz Tanrınız RABbin sizi kutsadığı oranda armağanlar götürmeli.››men enhver skal komme med, hvad han kan give efter den Velsignelse, HERREN din Gud giver dig.
Her biriniz Tanrınız RABbin sizi kutsadığı oranda armağanlar götürmeli.››menurut kemampuannya, sesuai dengan banyaknya rezeki yang diberikan TUHAN Allahmu kepadanya.
Her biriniz Tanrınız RABbin sizi kutsadığı oranda armağanlar götürmeli.››Mỗi người sẽ dâng tùy theo của mình có , tùy theo phước mà Giê-hô-va Ðức_Chúa_Trời ngươi ban cho ngươi .
Her biriniz Tanrınız RABbin sizi kutsadığı oranda armağanlar götürmeli.››Mỗi người sẽ dâng tùy theo của mình có, tùy theo phước mà Giê-hô-va Ðức Chúa Trời ngươi ban cho ngươi.
Her biriniz Tanrınız RABbin sizi kutsadığı oranda armağanlar götürmeli.››temuč vsak naj da, kolikor more, primerno blagoslovu, ki ti ga je dodelil GOSPOD, tvoj Bog.
Her biriniz Tanrınız RABbin sizi kutsadığı oranda armağanlar götürmeli.››Εκαστος θελει διδει κατα την δυναμιν αυτου, κατα την ευλογιαν Κυριου του Θεου σου, την οποιαν σοι εδωκε.
Her biriniz Tanrınız RABbin sizi kutsadığı oranda armağanlar götürmeli.››Всеки да дава по силата си, според благословението, което Господ твоят Бог ще ти е дал.
Her biriniz Tanrınız RABbin sizi kutsadığı oranda armağanlar götürmeli.››но каждый с даром в руке своей, смотря по благословению Господа, Бога твоего, какое Он дал тебе.
Her biriniz Tanrınız RABbin sizi kutsadığı oranda armağanlar götürmeli.››איש כמתנת ידו כברכת יהוה אלהיך אשר נתן לך׃
Her biriniz Tanrınız RABbin sizi kutsadığı oranda armağanlar götürmeli.››كل واحد حسبما تعطي يده كبركة الرب الهك التي اعطاك
Her biriniz Tanrınız RABbin sizi kutsadığı oranda armağanlar götürmeli.››各 人 要 按 自 己 的 力 量 、 照 耶 和 華 你 神 所 賜 的 福 分 、 奉 獻 禮 物
Her biriniz Tanrınız RABbin sizi kutsadığı oranda armağanlar götürmeli.››各 人 要 按 自己 的 力量 、 照 耶和華 你 神 所 賜 的 福分 、 奉獻禮物
Herşeyden önce, sizi en sondaki bitiş basamağına götürmeme izin verin.Đầu tiên, hãy đi đến bước cuối cùng.
Herşeyden önce, sizi en sondaki bitiş basamağına götürmeme izin verin.Ik begin met de laatste stap.
Herşeyden önce, sizi en sondaki bitiş basamağına götürmeme izin verin.Întâi, dați-mi voie să vă duc la ultimul pas.
Herşeyden önce, sizi en sondaki bitiş basamağına götürmeme izin verin.우선, 마지막 단계부터 설명드리죠.
Herşeyden önce, sizi en sondaki bitiş basamağına götürmeme izin verin.Lassen Sie mich das Ergebnis erklären.
Herşeyden önce, sizi en sondaki bitiş basamağına götürmeme izin verin.Na początek, końcowy etap.
Herşeyden önce, sizi en sondaki bitiş basamağına götürmeme izin verin.Prima di tutto, saltiamo al passo finale.
Herşeyden önce, sizi en sondaki bitiş basamağına götürmeme izin verin.Primero, permítanme llevarlos al último paso.
Herşeyden önce, sizi en sondaki bitiş basamağına götürmeme izin verin.Tout d'abord, permettez-moi de vous expliquer l'étape finale.
Herşeyden önce, sizi en sondaki bitiş basamağına götürmeme izin verin.Для начала, покажу конечный этап.
Herşeyden önce, sizi en sondaki bitiş basamağına götürmeme izin verin.Първо, нека ви отведа до крайната стъпка.
Herşeyden önce, sizi en sondaki bitiş basamağına götürmeme izin verin.ראשית כל, תנו לי להביא אתכם לצעד הסופי.
Herşeyden önce, sizi en sondaki bitiş basamağına götürmeme izin verin.فى البداية دعونى أخبركم عن الخطوة النهائية.
Herşeyden önce, sizi en sondaki bitiş basamağına götürmeme izin verin.これです。とても複雑な工程です。
Hindistanlı taksi şöfürüm W'da (Otel adı) ortaya çıktı ve ben ona beni Sheraton'a götürmesini söyledim,Az indiai taxisofőröm megjelent a W-nél, megkértem, hogy vigyen el a Sheratonhoz, mire azt felelte:
Hindistanlı taksi şöfürüm W'da (Otel adı) ortaya çıktı ve ben ona beni Sheraton'a götürmesini söyledim,Il mio tassista indiano è arrivato all'hotel W, ma gli avevo chiesto di portarmi allo Sheraton, e lui:
Hindistanlı taksi şöfürüm W'da (Otel adı) ortaya çıktı ve ben ona beni Sheraton'a götürmesini söyledim,Mijn Indiase taxichauffeur daagde op bij de W. Ik vroeg hem om me naar het Sheraton te brengen.
Hindistanlı taksi şöfürüm W'da (Otel adı) ortaya çıktı ve ben ona beni Sheraton'a götürmesini söyledim,Mój Hinduski taksówkarz podjechał pod hotel "W" a ja poprosiłem by mnie zabrał do Sheratona.