götürme ile cümle
götürme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Aslında, işleri daha kötüye götürme riskini taşıyoruz.Без сомнения есть риск всё испортить.
Aslında, işleri daha kötüye götürme riskini taşıyoruz.Всъщност, ние рискуваме да направим нещата по-зле.
Aslında, işleri daha kötüye götürme riskini taşıyoruz.ובאמת, אנחנו עלולים לגרום לדברים להתדרדר.
Aslında, işleri daha kötüye götürme riskini taşıyoruz.صحيح اننا نعي تماما ان الامور تتحرك الى الاسوء
Aslında sizi doğduğum yere geri götürmek istiyorum ...ve doğduğum yerin resmine저는 여러분을 저의 고향으로 데려가려 합니다. 그리고 고향 사진도 하나 보여 드리겠습니다.
Aslında sizi doğduğum yere geri götürmek istiyorum ...ve doğduğum yerin resmineVreau, practic, să duc discuţia la oraşul meu,
Aslında sizi doğduğum yere geri götürmek istiyorum ...ve doğduğum yerin resmineאני רוצה לקחת אתכם בחזרה לעיר שלי, לתמונת המצב שבה הייתה עירי באותו שבוע,
Aslında sizi doğduğum yere geri götürmek istiyorum ...ve doğduğum yerin resmineأريد أن آخذكم الى مسقط رأسي والى صورة لمدينة مسقط رأسي في الأسبوع
Aslında sizi doğduğum yere geri götürmek istiyorum ...ve doğduğum yerin resmine私のふるさとにご案内しましょう 『創発(Emergence)』が 出版された週の その町の写真をご覧ください
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.a nás vyviedol odtiaľ, aby nás doviedol sem dajúc nám zem, ktorú prisahal našim otcom.
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.A wywiódł nas stamtąd, aby nas wprowadził, i dał nam tę ziemię, o którą przysiągł ojcom naszym.
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.Ci fece uscire di là per condurci nel paese che aveva giurato ai nostri padri di darci
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.Él nos sacó de allá para traernos y darnos la tierra que juró a nuestros padres
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.et il nous a fait sortir de là, pour nous amener dans le pays qu`il avait juré à nos pères de nous donner.
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.Hij leidde ons uit Egypte om ons het land te geven, dat Hij onze voorouders had beloofd.
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.in nas je izpeljal odondod, da bi nas privedel v deželo ter nam jo dal, ki je zanjo prisegel našim očetom.
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.우리 열조에게 맹세하신 땅으로 우리에게 주어 들어가게 하시려고 우리를 거기서 인도하여 내시고
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.mas nos tirou de lá, para nos introduzir e nos dar a terra que com juramento prometera a nossos pais.
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.men os førte han ud derfra for at føre os ind og give os det Land, han havde tilsvoret vore Fædre.
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.Men oss førte han ut derfra for å føre oss inn i det land han hadde tilsvoret våre fedre, og gi oss det.
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.Nás pak vyvedl odtud, aby uvedl nás, a dal nám zemi, kterouž s přísahou zaslíbil otcům našim.
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.Ngài đã đem chúng ta ra khỏi xứ ấy, để dẫn vào xứ Ngài đã thề cùng tổ phụ chúng ta; để ban cho chúng ta.
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.Ngài đã đem chúng_ta ra khỏi xứ ấy , để dẫn vào xứ Ngài đã thề cùng tổ_phụ chúng_ta ; để ban cho chúng_ta .
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.şi ne -a scos de acolo, ca să ne aducă în ţara pe care jurase părinţilor noştri că ne -o va da.
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.а нас вывел оттуда чтобы ввести нас и дать нам землю, которую клялся отцам нашим дать нам ;
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.а нас изведе от там, за да ни въведе в земята, за която се е клел на бащите ни и да ни я даде.
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.ואותנו הוציא משם למען הביא אתנו לתת לנו את הארץ אשר נשבע לאבתינו׃
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.واخرجنا من هناك لكي ياتي بنا ويعطينا الارض التي حلف لآبائنا.
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.將 我 們 從 那 裡 領 出 來 、 要 領 我 們 進 入 他 向 我 們 列 祖 起 誓 應 許 之 地 、 把 這 地 賜 給 我 們
Atalarımıza ant içerek söz verdiği ülkeye götürmek ve orayı bize vermek için bizi Mısırdan çıkardı.將我們從 那 裡領 出來 、 要領 我 們進 入 他 向 我 們 列祖 起誓 應許 之 地 、 把這 地 賜給 我 們
Av odasını bile göstermeyecektir... ...ta ki seni o devasa bilmem neyi avlamaya götürmeye hazır olana dek.Apakah itu? Tidak ada gunanya, Rainsford. Dia tidak akan memberitahu.
Av odasını bile göstermeyecektir... ...ta ki seni o devasa bilmem neyi avlamaya götürmeye hazır olana dek.Bolo to tak? Nemá to zmysel, Rainsford. On nepovie.
Av odasını bile göstermeyecektir... ...ta ki seni o devasa bilmem neyi avlamaya götürmeye hazır olana dek.Czy o to chodzi? To nie ma sensu, Rainsford. Nie powie.
Av odasını bile göstermeyecektir... ...ta ki seni o devasa bilmem neyi avlamaya götürmeye hazır olana dek.Era così? È inutile, Rainsford. Lui non lo dirà.
Av odasını bile göstermeyecektir... ...ta ki seni o devasa bilmem neyi avlamaya götürmeye hazır olana dek.Là nó? Nó không sử dụng, Rainsford. Ông sẽ không nói cho.
Av odasını bile göstermeyecektir... ...ta ki seni o devasa bilmem neyi avlamaya götürmeye hazır olana dek.Ne bo tudi vam videli njegova trofeja sobo ... dokler dobi pripravljen za vas na lov na velikih whatsit.
Av odasını bile göstermeyecektir... ...ta ki seni o devasa bilmem neyi avlamaya götürmeye hazır olana dek.Neukáže ti ani jeho místnost s trofejemi, dokud nebude připravený vzít tě s sebou na lov.
Av odasını bile göstermeyecektir... ...ta ki seni o devasa bilmem neyi avlamaya götürmeye hazır olana dek.Oliko tuo se? Ei kannata, Rainsford. Hän ei kerro.
Av odasını bile göstermeyecektir... ...ta ki seni o devasa bilmem neyi avlamaya götürmeye hazır olana dek.Ő nem is láthasson a trófea terem ... Míg ő lesz kész arra, hogy Önt a vadászat a nagy whatsit.
Av odasını bile göstermeyecektir... ...ta ki seni o devasa bilmem neyi avlamaya götürmeye hazır olana dek.Var det det? Det är ingen idé, Rainsford. Han kommer inte berätta.
Av odasını bile göstermeyecektir... ...ta ki seni o devasa bilmem neyi avlamaya götürmeye hazır olana dek.Var det det? Det nytter ikke, Rainsford. Han vil ikke fortælle.
Av odasını bile göstermeyecektir... ...ta ki seni o devasa bilmem neyi avlamaya götürmeye hazır olana dek.Vous ne la verrez qu'au moment de partir avec lui à la chasse du gibier mystérieux
Av odasını bile göstermeyecektir... ...ta ki seni o devasa bilmem neyi avlamaya götürmeye hazır olana dek.Ήταν ότι; Δεν είναι καμία χρήση, Rainsford. Δεν θα σας πω.
Av odasını bile göstermeyecektir... ...ta ki seni o devasa bilmem neyi avlamaya götürmeye hazır olana dek.Це марно, Рейнсфорд. Він не скаже.
Av odasını bile göstermeyecektir... ...ta ki seni o devasa bilmem neyi avlamaya götürmeye hazır olana dek.Это бесполезно, Рейнсфорд. Он не скажет.
Av odasını bile göstermeyecektir... ...ta ki seni o devasa bilmem neyi avlamaya götürmeye hazır olana dek.انها لا تستخدم ، رينسفورد. وقال انه لن اقول. وقال انه لم يسمح حتى تشاهد غرفة إحراز لقبه...
Av odasını bile göstermeyecektir... ...ta ki seni o devasa bilmem neyi avlamaya götürmeye hazır olana dek.彼はまったく教えてくれません。 彼も、あなたが表示させません 彼のトロフィールーム... 彼はあなたを取る準備ができて取得まで 偉大なその何とかいうものの狩りについて。
Bacağım kırık, sırtımda da bir gariplik var. Seni buradan götürmeliyiz.أنت تدرك بأنهّ ليس بامكاني اخبارك متى سيصل الدعم,ربما يأخذ فتره
Bağımsızlıklarışüphe götürmezdir.Devono offrire tutte le garanzie d’indipendenza.
Bağımsızlıklarışüphe götürmezdir.Ei trebuie săprezinte toate garanţiile de independenţă.
Bağımsızlıklarışüphe götürmezdir.El Tribunal se pronunciará en el plazo de unmes a partir de la fecha de dicha constatación.
Bağımsızlıklarışüphe götürmezdir.Evropskýparlament a Rada ministrůpředávají Komisi návrh aktu, jakoži jejich postojevprvním a druhém čtení.
Bağımsızlıklarışüphe götürmezdir.Ils doivent offrirtoutes garanties d’indépendance.
Bağımsızlıklarışüphe götürmezdir.Zdržia sa akéhokoľvek konania nezlučiteľného sichfunkciami.
Bahama adalarına götürmek istiyorum.놀라운 돌고래 무리를 만날 수 있게요.
Bahama adalarına götürmek istiyorum.עובדת איתם בטבע ב-28 השנים האחרונות.
Bahama adalarına götürmek istiyorum.في البرية منذ ثمانية وعشرين عاماً
Bahama adalarına götürmek istiyorum.私の研究の関心は イルカたちの大きな脳と
Barnaba, Markos denilen Yuhannayı da yanlarında götürmek istiyordu.A Barnabáš radil, aby pojali so sebou i Jána, zvaného Marka.
Barnaba, Markos denilen Yuhannayı da yanlarında götürmek istiyordu.Ba-na-ba muốn đem theo Giăng cũng gọi là Mác.