götüren ile cümle
götüren kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Ne zavallı insanım! Ölüme götüren bu bedenden beni kim kurtaracak?Óh én nyomorult ember! Kicsoda szabadít meg engem e halálnak testébõl?
Ne zavallı insanım! Ölüme götüren bu bedenden beni kim kurtaracak?O, nenorocitul de mine! Cine mă va izbăvi de acest trup de moarte?..
Ne zavallı insanım! Ölüme götüren bu bedenden beni kim kurtaracak?Sono uno sventurato! Chi mi libererà da questo corpo votato alla morte
Ne zavallı insanım! Ölüme götüren bu bedenden beni kim kurtaracak?Wat ben ik er ellendig aan toe! Wie zal mij verlossen uit deze vreselijke macht van de dood?
Ne zavallı insanım! Ölüme götüren bu bedenden beni kim kurtaracak?Ταλαιπωρος ανθρωπος εγω τις θελει με ελευθερωσει απο του σωματος του θανατου τουτου;
Ne zavallı insanım! Ölüme götüren bu bedenden beni kim kurtaracak?Бедный я человек! кто избавит меня от сего тела смерти?
Ne zavallı insanım! Ölüme götüren bu bedenden beni kim kurtaracak?Окаянний я чоловік! хто мене збавить од тіла смерти сієї?
Ne zavallı insanım! Ölüme götüren bu bedenden beni kim kurtaracak?אוי לי האדם העני מי יצילני מגוף המות הזה׃
Ne zavallı insanım! Ölüme götüren bu bedenden beni kim kurtaracak?ويحي انا الانسان الشقي. من ينقذني من جسد هذا الموت.
Ne zavallı insanım! Ölüme götüren bu bedenden beni kim kurtaracak?我 真 是 苦 阿 、 誰 能 救 我 脫 離 這 取 死 的 身 體 呢
Ne zavallı insanım! Ölüme götüren bu bedenden beni kim kurtaracak?我 真是 苦阿 、 誰能 救我 脫離這 取 死的 身體呢
Orada her şeyi götüren kemosentetik bir ortam, ve o kadar gelip geçici ki.De chemosynthetische omgeving daar drijft het aan, en het is zo kortstondig allemaal.
Orada her şeyi götüren kemosentetik bir ortam, ve o kadar gelip geçici ki.Es ist eine chemosynthetische Welt da unten, die es lenkt und es ist alles so vergänglich.
Orada her şeyi götüren kemosentetik bir ortam, ve o kadar gelip geçici ki.Este un mediu chimiosintetic ce guvernează acolo jos şi este tot atât de efemer.
Orada her şeyi götüren kemosentetik bir ortam, ve o kadar gelip geçici ki.Hay un ambiente quimiosintético allí abajo y todo es muy efímero.
Orada her şeyi götüren kemosentetik bir ortam, ve o kadar gelip geçici ki.Käyttövoimana on kemosynteesi ja kaikki on lyhytkestoista.
Orada her şeyi götüren kemosentetik bir ortam, ve o kadar gelip geçici ki.Kemoszintetikus a környezet itt lent, és minden olyan rövid életű.
Orada her şeyi götüren kemosentetik bir ortam, ve o kadar gelip geçici ki.화학합성의 환경만 존재할 뿐이죠 그리고 아주 유한합니다
Orada her şeyi götüren kemosentetik bir ortam, ve o kadar gelip geçici ki.Là en bas c'est un environnement chimiosynthétique qui engendre la vie, et tout est tellement éphémère.
Orada her şeyi götüren kemosentetik bir ortam, ve o kadar gelip geçici ki.Laggiù non c'è un ambiente chemiosintetico che generi la vita, e tutto è così effimero.
Orada her şeyi götüren kemosentetik bir ortam, ve o kadar gelip geçici ki.To środowisko oparte na chemosyntezie i jest ono bardzo nietrwałe.
Orada her şeyi götüren kemosentetik bir ortam, ve o kadar gelip geçici ki.Здесь главную роль играет хемосинтез. Жизнь здесь очень недолговечна.
Orada her şeyi götüren kemosentetik bir ortam, ve o kadar gelip geçici ki.Там долу всичко се движи от хемосинтетична среда и всичко е толкова ефимерно.
Orada her şeyi götüren kemosentetik bir ortam, ve o kadar gelip geçici ki.יש סביבה החיה על כימוסינתזה והכל כל כך ארעי.
Orada her şeyi götüren kemosentetik bir ortam, ve o kadar gelip geçici ki.إنها بيئة تخليق كيميائي موجودة هناك، وكلها سريعة الزوال.
Orada her şeyi götüren kemosentetik bir ortam, ve o kadar gelip geçici ki.そしてここでは全てが 短命です この 驚異の熱水噴出孔を
Oysa yaşama götüren kapı dar, yol da çetindir. Bu yolu bulanlar azdır.››A ciasna jest brama i wąska droga, która prowadzi do żywota; a mało ich jest, którzy ją znajdują.
Oysa yaşama götüren kapı dar, yol da çetindir. Bu yolu bulanlar azdır.››Dar strîmtă este poarta, îngustă este calea care duce la viaţă, şi puţini sînt ceice o află.
Oysa yaşama götüren kapı dar, yol da çetindir. Bu yolu bulanlar azdır.››e porque estreita é a porta, e apertado o caminho que conduz � vida, e poucos são os que a encontram.
Oysa yaşama götüren kapı dar, yol da çetindir. Bu yolu bulanlar azdır.››for den port er trang, og den vei er smal som fører til livet, og få er de som finner den.
Oysa yaşama götüren kapı dar, yol da çetindir. Bu yolu bulanlar azdır.››생명으로 인도하는 문은 좁고 길이 협착하여 찾는 이가 적음이니라
Oysa yaşama götüren kapı dar, yol da çetindir. Bu yolu bulanlar azdır.››lebo je tesná brána a úzka cesta, ktorá vedie do života, a málo je tých, ktorí ju nachádzajú.
Oysa yaşama götüren kapı dar, yol da çetindir. Bu yolu bulanlar azdır.››Maar de poort naar het leven is nauw. En de weg erheen smal. Weinig mensen vinden hem.
Oysa yaşama götüren kapı dar, yol da çetindir. Bu yolu bulanlar azdır.››Mais étroite est la porte, resserré le chemin qui mènent à la vie, et il y en a peu qui les trouvent.
Oysa yaşama götüren kapı dar, yol da çetindir. Bu yolu bulanlar azdır.››Mert szoros az a kapu és keskeny az az út, a mely az életre visz, és kevesen vannak, a kik megtalálják azt.
Oysa yaşama götüren kapı dar, yol da çetindir. Bu yolu bulanlar azdır.››mutta se portti on ahdas ja tie kaita, joka vie elämään, ja harvat ovat ne, jotka sen löytävät.
Oysa yaşama götüren kapı dar, yol da çetindir. Bu yolu bulanlar azdır.››Nebo těsná jest brána a úzká cesta, kteráž vede k životu, a málo jest nalézajících ji.
Oysa yaşama götüren kapı dar, yol da çetindir. Bu yolu bulanlar azdır.››och den port är trång och den väg är smal, som leder till livet, och få äro de som finna den.
Oysa yaşama götüren kapı dar, yol da çetindir. Bu yolu bulanlar azdır.››Pero ¡qué estrecha es la puerta y qué angosto el camino que lleva a la vida! Y son pocos los que la hallan
Oysa yaşama götüren kapı dar, yol da çetindir. Bu yolu bulanlar azdır.››Song cửa hẹp và đường chật dẫn đến sự sống , kẻ kiếm được thì ít .
Oysa yaşama götüren kapı dar, yol da çetindir. Bu yolu bulanlar azdır.››Song cửa hẹp và đường chật dẫn đến sự sống, kẻ kiếm được thì ít.
Oysa yaşama götüren kapı dar, yol da çetindir. Bu yolu bulanlar azdır.››thi den Port er snæver, og den Vej er trang, som fører til Livet og de er få, som finde den
Oysa yaşama götüren kapı dar, yol da çetindir. Bu yolu bulanlar azdır.››toda tesna so vrata in ozka je pot, ki vodi v življenje, in malo jih je, ki jo najdejo.
Oysa yaşama götüren kapı dar, yol da çetindir. Bu yolu bulanlar azdır.››Und die Pforte ist eng, und der Weg ist schmal, der zum Leben führt; und wenige sind ihrer, die ihn finden.
Oysa yaşama götüren kapı dar, yol da çetindir. Bu yolu bulanlar azdır.››Επειδη στενη ειναι η πυλη και τεθλιμμενη η οδος η φερουσα εις την ζωην, και ολιγοι ειναι οι ευρισκοντες αυτην.
Oysa yaşama götüren kapı dar, yol da çetindir. Bu yolu bulanlar azdır.››вузкі бо ті двері, й тїсна та дорога, що веде до життя, і мало таких, що їх знаходять.
Oysa yaşama götüren kapı dar, yol da çetindir. Bu yolu bulanlar azdır.››Понеже тясна е портата и стеснен е пътят, който води в живот, и малцина са ония, които ги намират.
Oysa yaşama götüren kapı dar, yol da çetindir. Bu yolu bulanlar azdır.››потому что тесны врата и узок путь, ведущие в жизнь, и немногие находят их.
Oysa yaşama götüren kapı dar, yol da çetindir. Bu yolu bulanlar azdır.››ומה צר הפתח ומוצק הדרך המביא לחיים ומעטים הם אשר ימצאוהו׃
Oysa yaşama götüren kapı dar, yol da çetindir. Bu yolu bulanlar azdır.››ما اضيق الباب وأكرب الطريق الذي يؤدي الى الحياة. وقليلون هم الذين يجدونه
Oysa yaşama götüren kapı dar, yol da çetindir. Bu yolu bulanlar azdır.››引 到 永 生 、 那 門 是 窄 的 、 路 是 小 的 、 找 著 的 人 也 少
Oysa yaşama götüren kapı dar, yol da çetindir. Bu yolu bulanlar azdır.››引到 永生 、 那門 是 窄 的 、 路 是 小的 、 找 著 的 人 也 少
‹‹Sen bundan bir süre önce bir ayaklanma başlatıp dört bin tedhişçiyi çöle götüren Mısırlı değil misin?››Er du da ikke den egypter som for nogen tid siden gjorde oprør og førte de fire tusen mordere ut i ørkenen?
‹‹Sen bundan bir süre önce bir ayaklanma başlatıp dört bin tedhişçiyi çöle götüren Mısırlı değil misin?››그러면 네가 이전에 난을 일으켜 사천의 자객을 거느리고 광야로 가던 애굽인이 아니냐
‹‹Sen bundan bir süre önce bir ayaklanma başlatıp dört bin tedhişçiyi çöle götüren Mısırlı değil misin?››Não és porventura o egípcio que há poucos dias fez uma sedição e levou ao deserto os quatro mil sicários?
‹‹Sen bundan bir süre önce bir ayaklanma başlatıp dört bin tedhişçiyi çöle götüren Mısırlı değil misin?››Teda si ty nie ten Egypťan, ktorý nedávno pobúril a vyviedol na púšť tie štyri tisíce mužov zbojníkov?
‹‹Sen bundan bir süre önce bir ayaklanma başlatıp dört bin tedhişçiyi çöle götüren Mısırlı değil misin?››Чи не ти єси Єгиптянин, що перед сими днями зробив бунт та вивів у пустиню чотири тисячі народу розбишацького?
‹‹Sen bundan bir süre önce bir ayaklanma başlatıp dört bin tedhişçiyi çöle götüren Mısırlı değil misin?››האם אינך המצרי אשר לפני הימים האלה העיר מרד והוציא המדברה ארבעת אלפים אנשי דמים׃
‹‹Sen bundan bir süre önce bir ayaklanma başlatıp dört bin tedhişçiyi çöle götüren Mısırlı değil misin?››أفلست انت المصري الذي صنع قبل هذه الايام فتنة واخرج الى البرية اربعة الآلاف الرجل من القتلة.
‹‹Sen bundan bir süre önce bir ayaklanma başlatıp dört bin tedhişçiyi çöle götüren Mısırlı değil misin?››你 莫 非 是 從 前 作 亂 、 帶 領 四 千 兇 徒 、 往 曠 野 去 的 那 埃 及 人 麼