götüren ile cümle
götüren kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.Felhozák pedig az ifjat elevenen, és felette igen megvigasztalódának.
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.Flăcăul a fost adus viu, şi lucrul acesta a fost pricina unei mari mîngîieri.
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.Intanto avevano ricondotto il ragazzo vivo, e si sentirono molto consolati
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.I přivedli toho mládence živého, a byli nad tím velice potěšeni.
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.I przywiedli onego młodzieńca żywego, i byli nader ucieszeni.
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.Ja he veivät pojan sieltä elävänä ja tulivat suuresti lohdutetuiksi.
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.사람들이 살아난 아이를 데리고 와서 위로를 적지 않게 받았더라
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.Le jeune homme fut ramené vivant, et ce fut le sujet d`une grande consolation.
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.Men de bragte det unge Menneske levende op og vare ikke lidet trøstede.
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.Och de förde ynglingen hem levande och kände sig nu icke litet tröstade.
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.Orang-orang membawa pulang pemuda itu hidup ke rumahnya. Mereka merasa senang dan sangat terhibur
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.Sie brachten aber den Knaben lebendig und wurden nicht wenig getröstet.
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.Τον δε νεον εφεραν ζωντα και παρηγορηθησαν καθ' υπερβολην.
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.И когато се събра с нас в Асон, прибрахме го и дойдохме в Митилин.
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.Между тем отрока привели живого, и немало утешились.
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.Привели ж хлопця живого і втішились немало.
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.והם הביאו את הנער חי וינחמו עד מאד׃
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.وأتوا بالفتى حيّا وتعزوا تعزية ليست بقليلة
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.有 人 把 那 童 子 活 活 的 領 來 、 得 的 安 慰 不 少
Çocuğu diri olarak evine götüren imanlılar bu olaydan büyük cesaret aldılar.有 人 把 那 童子 活活 的 領來 、 得的 安慰 不少
Cunku basariya goturen tum bu basit seyleri yaptim.Ik deed simpele dingen die tot goede ideeën leidden. Maar toen stopte ik.
Cunku basariya goturen tum bu basit seyleri yaptim.Karena saya melakukan semua hal sederhana yang menghasilkan ide-ide.
Cunku basariya goturen tum bu basit seyleri yaptim.새로운 아이디어를 위한 노력을 쉬지 않았죠.
Cunku basariya goturen tum bu basit seyleri yaptim.Koska tein kaikkia yksinkertaisia juttuja, jotka johtivat ideoihin.
Cunku basariya goturen tum bu basit seyleri yaptim.Mert megtettem minden egyszerű lépést, ami ötletekhez vezetett.
Cunku basariya goturen tum bu basit seyleri yaptim.Não precisava de trabalhar para ter ideias.
Cunku basariya goturen tum bu basit seyleri yaptim.Parce que je faisais toutes ces choses simples qui menaient aux idées.
Cunku basariya goturen tum bu basit seyleri yaptim.Perché facevo tutte queste semplici cose che portano a idee.
Cunku basariya goturen tum bu basit seyleri yaptim.Ponieważ robiłem te wszystkie proste rzeczy, z których biorą się pomysły.
Cunku basariya goturen tum bu basit seyleri yaptim.Porque hice todas estas cosas simples que me llevaban a las ideas. Pero entonces me detuve.
Cunku basariya goturen tum bu basit seyleri yaptim.Pretože som robil všetky tieto jednoduché veci, ktoré viedli k nápadom.
Cunku basariya goturen tum bu basit seyleri yaptim.Protože jsem dělal tyto jednoduché kroky, které k nim vedly.
Cunku basariya goturen tum bu basit seyleri yaptim.Trebuiau să vină, pur şi simplu, ele singure ca prin magie.
Cunku basariya goturen tum bu basit seyleri yaptim.Vì tôi đã làm những điều đơn giản sau đây để đưa ra những ý tưởng
Cunku basariya goturen tum bu basit seyleri yaptim.Weil ich alle jene einfachen Dinge tat, die zu neuen Ideen führten.
Cunku basariya goturen tum bu basit seyleri yaptim.Γιατί έκανα όλα αυτά τα απλά πράγματα που οδηγούσαν σε ιδέες.
Cunku basariya goturen tum bu basit seyleri yaptim.Защото правех всички онези прости неща, които водят до идеи.
Cunku basariya goturen tum bu basit seyleri yaptim.Оскільки я робив усі ті прості речі, що приводять нас до нових ідей.
Cunku basariya goturen tum bu basit seyleri yaptim.כי עשיתי את כל הדברים הפשוטים האלה שמביאים רעיונות
Cunku basariya goturen tum bu basit seyleri yaptim.لانى فعلت كل هذه الأشياء البسيطة التي أدت إلى الأفكار
Cunku basariya goturen tum bu basit seyleri yaptim.でもその後止まってしまったのです 自分はやり手だからアイデアを出すために
Çünkü başlangıçta, büyüyen mahremiyet çok güçlü değildi ki bu arzuyu azalmaya götüren aşıl şey.Denn am Anfang war die wachsende Intimität noch nicht groß genug, um das Verlangen abzuschwächen.
Çünkü başlangıçta, büyüyen mahremiyet çok güçlü değildi ki bu arzuyu azalmaya götüren aşıl şey.Eftersom, från början, var den växande intimiteten inte så stark att den faktiskt ledde till fallande åtrå.
Çünkü başlangıçta, büyüyen mahremiyet çok güçlü değildi ki bu arzuyu azalmaya götüren aşıl şey.Fordi i starten var den voksende intimitet endnu ikke så stærk at den ledte til en nedsættelse af begæret.
Çünkü başlangıçta, büyüyen mahremiyet çok güçlü değildi ki bu arzuyu azalmaya götüren aşıl şey.Ker na začetku ta rastoča intimnost še ni bila tako močna, da bi pripeljala do zmanjšanega poželenja.
Çünkü başlangıçta, büyüyen mahremiyet çok güçlü değildi ki bu arzuyu azalmaya götüren aşıl şey.왜냐하면 처음에 자라나는 친밀감이 그렇게 강하지 않아서 실질적으로는 열정의 감소로 이어지기 때문입니다.
Çünkü başlangıçta, büyüyen mahremiyet çok güçlü değildi ki bu arzuyu azalmaya götüren aşıl şey.Koska alussa syvenevä läheisyys ei ollut vielä niin voimakas, että se olisi johtanut halun hiipumiseen.
Çünkü başlangıçta, büyüyen mahremiyet çok güçlü değildi ki bu arzuyu azalmaya götüren aşıl şey.Mert kezdetben, a kifejlődő közelség nem volt még olyan erős, hogy csökkentette volna a vágyat.
Çünkü başlangıçta, büyüyen mahremiyet çok güçlü değildi ki bu arzuyu azalmaya götüren aşıl şey.Parce qu'au début, l'intimité croissante n'était pas encore forte au point de diminuer le désir.
Çünkü başlangıçta, büyüyen mahremiyet çok güçlü değildi ki bu arzuyu azalmaya götüren aşıl şey.Perché all'inizio, l'intimità crescente non era ancora così forte da portare alla diminuzione del desiderio.
Çünkü başlangıçta, büyüyen mahremiyet çok güçlü değildi ki bu arzuyu azalmaya götüren aşıl şey.Protože na začátku rostoucí intimita ještě nebyla tak silná, aby vedla k úbytku vášně.
Çünkü başlangıçta, büyüyen mahremiyet çok güçlü değildi ki bu arzuyu azalmaya götüren aşıl şey.Защото в началото, растящата интимност не е била още толкова силна, че да доведе до намаляването на желанието.
Çünkü başlangıçta, büyüyen mahremiyet çok güçlü değildi ki bu arzuyu azalmaya götüren aşıl şey.Оскільки спочатку щораз більша близькість ще не була такою сильною, щоб знизити бажання.
Çünkü başlangıçta, büyüyen mahremiyet çok güçlü değildi ki bu arzuyu azalmaya götüren aşıl şey.Потому что в самом начале растущая близость ещё не была настолько сильной, чтобы привести к угасанию страсти.
Çünkü başlangıçta, büyüyen mahremiyet çok güçlü değildi ki bu arzuyu azalmaya götüren aşıl şey.כי בהתחלה, האינטימיות הגוברת לא היתה עדיין חזקה עד כדי כך שהביאה לירידה בתשוקה.
Çünkü başlangıçta, büyüyen mahremiyet çok güçlü değildi ki bu arzuyu azalmaya götüren aşıl şey.لأنه في البداية ، نمو العلاقة الحميمة لا تكون قوية جدا بعد إنها في الواقع تؤدي إلى إنخفاض الرغبة.
Çünkü başlangıçta, büyüyen mahremiyet çok güçlü değildi ki bu arzuyu azalmaya götüren aşıl şey.そんなに強くないので 欲望を低下させるほどではありません 繋がりが深まるほど 責任を強く感じて
Çünkü bir araba üretirken esas para götüren şey içindeki elektronik aksamdır, diğer ıvır zıvırlar değil.Autojen valmistuksessa kalleinta on sulautettu älykkyys ja siihen liittyvä elektroniikka, eivät materiaalit.
Çünkü bir araba üretirken esas para götüren şey içindeki elektronik aksamdır, diğer ıvır zıvırlar değil.왜냐하면 자동차 생산비의 대부분은 자재가 아니라 그 안에 내장된 인공지능과 전자공학에 쓰이기 때문이죠.
Çünkü bir araba üretirken esas para götüren şey içindeki elektronik aksamdır, diğer ıvır zıvırlar değil.Mert az autó előállítási költségeinek nagy része a beépített elektronika és intelligencia, nem pedig az anyag.